Habermetrik
← Ana Sayfa
04 Kasım 2026 06:21
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Tarihin tekerrürü ve değişmeyen ilahi kanun!

Tarihin tekerrürü ve değişmeyen ilahi kanun!
Görsel kaynağı: duzceninsesi.com.tr
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • İnsanlık tarihi, sadece yılların ve olayların akıp gittiği kuru bir takvimden ibaret değildir
  • Tarih; özü aynı, aktörleri ve mekânları farklı olan devasa bir aynadır
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

İnsanlık tarihi, sadece yılların ve olayların akıp gittiği kuru bir takvimden ibaret değildir. Tarih; özü aynı, aktörleri ve mekânları farklı olan devasa bir aynadır. Bu aynaya dikkatle baktığımızda, hak ile batılın mücadelesinde zamana meydan okuyan, sarsılmaz bir sünnetullah yani ilahi bir kanun görürüz.

Dün Mısır’ın çöllerinde ve Mekke’nin kızgın kumlarında yaşananlar ne kadar birbirine benziyorsa, bugün Gazze’de, Filistin’de yaşananlar da aynı zincirin birer halkasıdır.

Hz. Musa’nın başına gelen ne varsa, asırlar sonra insanlığın iftihar tablosu Hz. Muhammet Mustafa’nın da başına gelmiştir. Hakikati haykıran her mübarek davetçi, karşısında dönemin konforlu yaşantısını bozmak istemeyen müstekbirleri bulmuştur.

Hz. Musa kavmini uyardığında hakaretlere uğramış, büyücülükle suçlanmıştır. Mekke’nin kibir abideleri de İslam peygamberi Hz. Muhammed’e "şair", "sihirbaz" diyerek aynı dille hakaret etmiştir. Zalimlerin ilk sığındığı liman hep aynı olmuştur: Sürgün ve baskı!

İnanmamaya kilitlenmiş bir kalbi hiçbir delil tatmin etmez. Hz. Musa’ya "Bize mucize göster," dediler; Yüce Allah ona apaçık dokuz ayet, dokuz mucize verdi. Fakat Firavun ve avanesi ne yaptıysa, Mekke’nin müşrikleri de aynısını yaptı.

Gözlerinin önündeki hakikate gözlerini kapatıp sırt çevirdiler. Firavun’un sarayındaki aslanlar mazlumlara kükrerken, Mekke sokaklarında Ümeyye bin Halefler kızgın taşları Bilal-i Habeşi’nin göğsüne yığıyordu. Kul planında çare tükenmiş, zulüm zirveye vurmuştu.

Ancak, gözden kaçan ve tarihin akışını değiştiren o muazzam hakikat şudur: Allah’ı tanıyan, O’na teslim olan ve O’nun rızasını arkasına alan hiç kimse asla ve kat'i surette aciz kalmaz. Güç; sarayların ihtişamında veya orduların sayısında değil, imanın sarsılmaz kalesindedir.

"Kul sıkışmayınca Hızır yetişmez," derler; asıl güç sahibi hükmünü verdiğinde ne Firavun’un ordusu kalır ne de Ebu Cehil’in saltanatı. Allah, zulümde haddi aşan Firavun’u ve onun kibirli avanesini Kızıldeniz’in serin sularında mahvetti.

Mekke’de müminleri açlığa mahkûm edenler ise Bedir’de, Hendek’te ve nihayet Mekke’nin fethinde kendi kazdıkları kuyulara düştüler.

Bugün haritayı önümüze açtığımızda sahnede yeni isimler görüyoruz. Bugünün Firavunları, bugünün Ebu Cehilleri rollerini devralmış durumda. İsrail ve onun en büyük hamisi ABD, tüm dünyanın gözü önünde Filistin’de, Gazze’de masum Müslümanlara, çocuklara ve kadınlara eşi benzeri görülmemiş bir zulüm yaşatıyor.

Hastaneler bombalanıyor, insanlar yerinden ediliyor, insanlık onuru ayaklar altına alınıyor.

Hiçbir zulüm karşılıksız kalmaz ve her zalim odak, er ya da geç kendi elleriyle hazırladığı "Kızıldeniz'inde" boğulmaya mahkûmdur. İslam inancına göre Yüce Allah, zalimlere yaptıklarının cezasını hemen vermez; onlara idrak etmeleri veya günahlarında haddi aşmaları için belirli bir mühlet tanır.

Nitekim İbrâhim Suresi 42. ayetteki "Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle dışarı fırlayacağı bir güne erteler" uyarısı, bugünün güç odaklarının geçici konfor alanlarına indirilmiş ilahi bir tokattır.

Bugün modern silahlara, finansal lobilere ve medya gücüne güvenerek insanlığı katledenlerin sonu da geçmiştekilerden farklı olmayacaktır; isimleri insanlık hafızasında sadece "barbarlık ve lanet" sembolü olarak kalacaktır. Bugün yurtlarından edilen, tecritle yok edilmeye çalışılan mazlum Filistin ve Gazze halkının yaşadığı süreç; aslında mutlak bir fethin doğum sancısıdır.

İslam tarihindeki sünnetullah'ın gösterdiği üzere, zulmün ve karanlığın zirve yaptığı dönemler, aslında şafağın en yakın olduğu zaman dilimleridir.

Müslümanlar bugün yine zahiren aciz, dünya kamuoyu yine dilsiz ve sağır olabilir. Ancak tarihin tozlu sayfalarından süzülüp gelen ilahi kanun bize fısıldıyor: Bu zulüm karşılıksız kalmayacaktır. Firavun’un helakı nasıl ansızın ve kaçınılmaz olduysa, bugünün zalimlerinin kurduğu o parıltılı ama içi çürük sistemler de elbet bir gün kendi zulümlerinin altında ezilecektir.

Mazlumların döktüğü her damla kan, bu modern zulüm imparatorluklarının üzerine kapanacak olan kendi Kızıldeniz'inin sularını biriktirmektedir.

Çünkü göklerin ve yerin orduları yalnızca Allah’ındır; “O, mühlet verir ama asla ihmal etmez.” Bize düşen yeise kapılmak değil, çok çalışmak ve üzerimize düşeni yapmaktır. Gerisi Allah’a kalmıştır. Hoşça kalın.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: duzceninsesi.com.tr
Haber metni ve görseller duzceninsesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 04 Kasım 2026 06:21 · Kaynak: duzceninsesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗