Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırım çekme potansiyeli hâlâ yüksek
- Kuruluşunun 30'uncu yılına giren ÜNLÜ & Co EKONOMİ Gazetesi ile birlikte gerçekleştirdiği'Yatırıma Değer Katan 30 Yıl' temalı toplantılar serisinin ilkini Ankara'da gerçekleştirdi
ANKARA - EKONOMİ
Kuruluşunun 30. yılını kutlayan ÜNLÜ & Co, EKONOMİ Gazetesi ile birlikte "Yatırıma Değer Katan 30 Yıl" başlığı altında Türkiye yatırım ortamı ve ekonomisinin değerlendirildiği bir etkinlik düzenledi. İş insanlarının yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Kara,'Küresel Gelişmeler ve Türkiye’nin Makroekonomik Görünümü' başlıklı bir konferans verdi.
Ardından, Mahmut L. Ünlü, EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, EKONOMİ Gazetesi Yazarı ve Koordinatörü Vahap Munyar’ın katıldığı panel gerçekleştirildi.
ÜNLÜ & Co’nun kuruluşunda, Türkiye’deki şirketlere yabancı yatırımcı çekmekteki eksiklikleri gözlemlemelerinin etkili olduğunu vurgulayan Mahmut L. Ünlü, burada sağladıkları başarılarla, varlık yönetiminin öne çıktığını belirterek, geçen zaman içinde aracılık ettikleri birleşme ve satın alma işlem hacminin 20 milyar dolara yaklaştığını, bu süreçte Türk firmalarının yurt dışındaki önemli şirket satın alımlarına da danışmanlık verdiklerini kaydetti.
Doğrudan yatırımlar: Savunma sanayiinde ilgi büyük, KOBİ’ler için de fırsat var
Türkiye’nin doğrudan yabancı yatırım çekme potansiyelinin hala yüksek olduğunu belirten ancak son dönemde “private equity-finansal yatırımcı” türü dış yatırımcıların neredeyse durduğunu, bunda küresel durum nedeniyle gelişmekte olan ülkelere akımın azalmasının da etkisi olduğunu belirten Ünlü gelecekten ise umutlu olduğunu kaydetti. Şirket olarak iş hacimlerinin büyük kısmının hala bu alanda olduğunu, Londra’da aldıkları ÜNLÜ Merchant Bank ile faaliyet alanlarında bölgeselleşme stratejisini güçlendirdiklerini, yurt dışından Türkiye’ye ve Türkiye’den yurt dışına yatırımlar için ekosistem oluşturmak istediklerini kaydetti.
Hakan Güldağ’ın Türkiye’nin ekonomik ortamının, Türkiye’ye yatırım yapmak isteyenleri nasıl etkilediği yönündeki sorusuna Mahmut L. Ünlü, ilginin devam ettiğini ancak istikrar olması halinde çok daha yüksek seviyere gelineceğini belirterek şunları söyledi:
“Yabancı yatırımcının son dönemde ilgisinin düştüğünü gözlemliyoruz. Mesela savunma sanayinde Türkiye’nin payı artıyor, eskiden en büyük ithalatçılardan biriydi, şimdi ihracatta ilk 10’a giriyor. Yurt dışındaki yatırımcıların da bizim de yakından takip ettiğimiz güçlü bir savunma sanayimiz var.
Ancak bu alanda halka açık şirket sayısı oldukça sınırlı; öne çıkan örneklerden biri ASELSAN. Farklı ölçeklerdeki savunma sanayisi şirketlerinin halka arzlarına aracılık etmek de planlarımız arasında çünkü yatırımcılardan bu alana yönelik yoğun ilgi görüyoruz.
Nitekim Doğu Avrupa’da bu sektörde gerçekleştirilen milyar dolarlık halka arzların yalnızca birkaç saat içinde tamamlanması, uluslararası yatırımcıların bu alana duyduğu güçlü ilginin önemli bir göstergesidir.”
Savunma sanayinin stratejik rolü nedeniyle her savunma sanayi şirketi halka açılamayabiliyor. Yine de özel izinlerle halka açılabilecek şirketler olduğunu düşünüyoruz.
Toplantıya katılan, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın’ın, büyük firmalara alt yüklenici-tedarikçi olarak hizmet veren orta ölçekli firmaların halka açılması-sağlıklı sermaye yakalaması konusunu hatırlatması üzerine Ünlü, “Bu boyuttaki firmalarla ilgili faaliyet gösteren, girişim yatırım sermayesi fonları var. Bunların savunma sanayisi temalı bir fonda toplanması, zaman ve boyut konusunu sağlayabilir.
Yurt dışından venture-capital fonları var. Çok büyük değilse bile 10-30 milyon değere ulaşmış firmalarla ilgileniyorlar” dedi.
Yatırımın geleceği: Firmalara tavsiyeler, KOBİ’ler için de fırsat var
Halka açılma ve sağlıklı sermayelere erişme konusunda, KOBİ’lerin zorlanması, özellikle yapay zekâ vb. teknoloji yoğun alanlardaki firmaların sermayesinin büyümesi de toplantıda tartışıldı. Hakan Güldağ, yatırımın geleceği başlığına işaret ederek, bu türden yatırımların başta ABD olmak üzere büyük ülkelere aktığını hatırlattı.
Mahmut L. Ünlü, oyun sektöründe yakalanan ivmeye işaret ederek, iyi işler ortaya çıkaran firmaların yatırım çekebildiğini vurguladı.
Belirli büyüklüğe gelen mutlaka potansiyel alıcılarla konuşmalı
Mahmut Ünlü, firmalara şu tavsiyede bulundu: “Birleşme ve satınalma alanında yapay zekâ ve veri merkezi gibi sektörlere yönelik yabancı yatırımcı ilgisi giderek artıyor. Türkiye’deki şirketler de halka arz yoluyla bu ilgiden faydalanabilir.
Yatırım temaları artık küreselleşiyor ve her ülke güçlü olduğu alanlarla öne çıkıyor. Türkiye ise özellikle girişimcilik alanında önemli bir potansiyele sahip. Doğru bir iş modeliyle başarılı olduğunuzda dünyanın her yerinden yatırım çekebiliyorsunuz.
Örneğin, oyun sektöründe dünyanın önde gelen şirketleri arasında Türk girişimleri de bulunuyor. Bir boyuta gelmiş olanlar eğer ilgilenen yabancı yatırımcılar varsa bir kere muhakkak konuşmayı tavsiye ederim. Ben bugüne kadar Türkiye’de şirketini satıp da pişman olan bir insana rastlamadım.
Eğer iyi danışmanlarla çalışıyorsanız size makul değerlemeyi sunacaklardır. Hatta sattıktan 5-10 sene sonra geri alma ihtimalinin doğduğunu da gördüm. Dinamik bir piyasaya sahip olduğumuz için. Bence Türk girişimcisi benim dünyada gördüğüm en iyi 1. jenerasyon girişimci havuzlarından biri.
Yüzde 10’u ‘parayı yemeye’ yönelebiliyor ama yüzde 80-90’ı yeniden yatırım yapıyor. Mevduat yapmak yerine, her sene büyütecek yeni bir iş kuruyor.”
Vahap Munyar da yine yurt dışındaki yapay zekâ başta olmak üzere teknoloji yoğun şirketlere yatırım yapmak isteyen birey ve şirketler için de, yurt dışında fonlar bulunduğunu ve bunların da ilgi gördüğünü kaydetti.
Enflasyonu düşürme ve istikrar kritik önem taşıyor
Panelde, Türkiye'de yaşanan fon krizinin yurt içi ve yurt dışı yatırımcılar yönünden ilgili piyasalara etkisi de tartışıldı. Hakan Güldağ'ın bu krizin uzun vadeli etkilerine ilişkin sorusuna Mahmut Ünlü şu yanıtı verdi: "Beni çok düşündüren konu piyasanın durumu ve geleceği ile ilgili olan kısmı.
Konuya ilişkin değerlendirmeler devam ediyor ve süreç yargı boyutuyla da ele alınıyor. Beni ilgilendiren kısmı bizim bireysel yatırımcıları gerek fonlara, gerek piyasaya çekmemiz 30 yıl aldı. Aslında tabii Türkiye'de finansal okuryazarlıkta çok kuvvetli değil.
Bu nedenle bireysel yatırımcıların iyi yönetilen fonlar aracılığıyla yatırım yapmasının doğru bir yaklaşım olduğunu her zaman savunduk. Ancak yaşanan krizin en büyük etkilerinden biri de bu alanda görülebilir. Kriz, bireysel yatırımcıların borsadan uzaklaşmasına neden olabilir. Bu yatırımcıların yeniden piyasalara dönmesinin birkaç yıl sürebileceğini düşünüyoruz."
Ünlü, fon krizinde finansal okuryazarlığı yüksek kişilerin de dahil olduğu manzaralar görüldüğünün hatırlatılması üzerine yüksek getirinin cazibesine işaret ederek, "Fon meselesinde de benzer bir durum söz konusu. İnsanlar yüksek getiri beklentisiyle kendi kendilerini ikna edebiliyor.
Ancak bir yatırımın sunduğu getiri, piyasanın olağan koşullarıyla uyumlu olmalı. Örneğin, yıllık faizin yüzde 40 seviyesinde olduğu bir ülkede, bir fonun aylık yüzde 20 getiri sağlaması olağan bir durum değil. Yatırımcıların da yatırım yaparken ne ölçüde risk aldıklarının farkında olmaları gerekiyor" dedi.
Ahlaklı olunmalı, güveni kazanmak için istikrar gerekli
Mahmut L. Ünlü, düzenleme ve denetim mekanizmalarının önemine dikkat çekerken, iş dünyasında etik değerlere bağlılığın da en az bu mekanizmalar kadar belirleyici olduğunu vurguladı:
"Her şeyin kurallar ve kanunlarla tanımlanması mümkün değil. Önemli olan, etik ve ahlaklı bir yaklaşımla neyin doğru neyin yanlış olduğunu ayırt edebilmek ve etik değerlerden ödün vermemek. Bunu yapmazsanız, gri alanlara girerseniz, özellikle büyük tutarlı işlemlerin gerçekleştirildiği finans sektöründe, siyah alanlara da kayabilirsiniz.
Bu nedenle etik ilkelerden uzaklaşmamak ve bu ilkeleri benimseyen bir ekiple çalışmak gerekiyor."
Halka arzlarda fiyatlama piyasada olmalı
Toplantıda, Türkiye'de halka arzlardaki sorunlar da tartışıldı. Hakan Güldağ, geçmişte yabancı kurumsal yatırımcılara pay ayrıldığını hatırlatarak, son dönemde ise bunun görülmediğini belirtti. Mahmut L. Ünlü, bunda pandemi ve sonrasında yerli yatırımcının da bu alana girmesinin etkisine dikkat çekti.
Vahap Munyar ise halka arzda şirket değerlemesinin düşük kalmasından yakınan şirketler olduğunu hatırlatması üzerine Ünlü, sorunun ana olarak piyasada bir fiyat oluşmamasından kaynaklandığını belirterek, "Geçmişte biz şirketlerle çalışıyor bir değerleme raporu oluşturup, elimizde büyük şirketlere potansiyel yatırımcılara gidiyorduk. Onlar bize'10 TL ise şu kadar, 15 TL ise şu kadar alırım, 20 ise almam' diyordu.
Onlarca firmayla konuşunca neticede bir piyasa fiyatı oluşuyordu. O fiyat üzerinden SPK'dan gidip onay alınıyordu. Fiyat alınan fonlar büyük yani long-only (sadece uzun vadeli yatırım yapanlar) oldukları için sadece halka arzı beğenip alan firmalar değiller.
Zaman içerisinde Türkiye'de halka arz fiyatlarının belirlenmesinde piyasa odaklı mekanizmaların etkisinin azaldığını düşünüyorum. Oysa fiyatlamanın doğru ya da yanlış olmasından önce, fiyatın piyasa koşullarında ve yatırımcı talebi doğrultusunda oluşması önemli.
Geçmişte Türkiye'de de uygulanan bu yaklaşımın yeniden güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Düzenleyici kurumların yatırımcıların korunması, şeffaflığın sağlanması ve piyasanın sağlıklı işleyişi açısından önemli sorumlulukları bulunuyor.
Bu kapsamda şirketlerin doğru, güvenilir ve güncel bilgileri tüm yatırımcılara eşit koşullarda sunmasını, finansal verilerin bağımsız denetimden geçmesini ve işlemlerin mevzuata uygun yürütülmesini gözetmeleri büyük önem taşıyor. Fiyat oluşumu ise ayrı bir konu.
Bence halka arz fiyatı, düzenleyici kurum tarafından değil, yatırımcı talebi ve piyasa dinamikleri doğrultusunda belirlenmeli."
Londra'da yatırım bankacılığı yapacak
ÜNLÜ & Co'nun İngiltere'deki iştiraki UNLU Securities UK Limited, İngiliz finansal düzenleme otoritesi FCA'dan gerekli onayları alarak UNLU Merchant Bank Limited adıyla faaliyetlerini genişletti. Yeni yapılanmayla Londra'da bireysel ve kurumsal müşterilere sunulan yatırım ve finansman hizmetlerinin kapsamı artırılırken, Türkiye'deki şirket ve yatırımcıların küresel sermaye piyasalarına erişiminin kolaylaştırılması hedefleniyor.
Kara: KOBİ-şirketler kesiminde sorunlar var ama Türkiye'nin müdahale alanı bulunuyor
Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Kara da konuşmasında Türkiye'deki enflasyon beklentilerinin yüzde 30'larda olduğunu hatırlatarak, hizmet enflasyonu ile ücret artışları yanında katılaşan beklentilerin enflasyonu aşağı çekmekte zorluk oluşturduğunu kaydetti. Enflasyonun 2027 için iyimser enerji senaryolarında yüzde 25-26 düzeyinde seyrettiğini kaydeden Kara, şirketlerin kârlılığın azaldığı, vadelerin uzadığı ve krediye erişimde zorluk döneminde, nakit akışı yönetimi, stok kontrolü, maliyet disiplinine önem vermelerini tavsiye etti.
Bu alanda doğru alanlarda tasarruf edilmesi uyarısında bulunan Kara, aşırı küçülerek operasyonel kapasitenin zedelenmemesi gerektiğinin altını çizdi.
Hakan Kara sunumunda, ekonomik ortamda KOBİ tarafında sorun biriktiğini, finansmanda kur ağırlığı artışı nedeniyle geçmişteki Rahip Brunson krizi kadar olmasa da risk olduğunu kaydetti. Karşılıksız çek ve nakit akış sorunlarının da gözlenmeye başladığını belirten Kara, 2027 2. çeyrekten itibaren bir'gevşeme' beklenebileceğini belirtti.
Hakan Kara, özel sektör ve kamu tarafındaki risklerin sonuçta kamunun müdahale gücüne bağlanacağını belirterek, "Eninde sonunda gelir bu devletin bilançosunda son bulur. Ve o devletin bilançosunu da son bulduğunda kamunun burada yeri var mı?
Bu müdahaleyi yapacak kapasitesi var mı? Önemlidir. Türkiye'nin de o kapasitesi var. Yani işler sıkıntıya girdiğinde tekrar bir müdahale yapacak kapasitesi var. O yüzden bir sistemik riski önleme kapasitemiz yüksek gibi görünüyor" diye konuştu.
Enflasyonla mücadelede tarafında ise "tahmin edilen kadar iyi gitmediğini" söyleyen Prof. Dr. Kara, "Seçim dönemine yaklaşırken ücretlerin çok baskılanması mümkün mü? Pek olmuyor. Dolayısıyla ücret artışları ve beklentiler kırılmadığı sürece burada hizmet sektöründeki enflasyon da devam edecek gibi görünüyor.
Beklenti tarafına da baktığımızda epey bir yol aldık ama hala şirketler kesiminin enflasyon beklentisi mesela yüzde 30" dedi.
Hakan Kara, risk olarak küresel ölçekteki belirsizlik, Türkiye'nin yakınındaki savaşlar, bunlara bağlı enerji fiyatları, olası seçim ekonomisi ve kur politikasını saydı. Kur konusunda Hakan Kara, "Yani parayı gevşettiğimizde, krediyi gevşettiğimizde bu döviz kuru politikasını nasıl sürdüreceğiz?
Orası hala net değil benim kafamda. Fakat ben Türkiye'yi biraz daha tahmin edilebilir görüyorum dünyaya göre" diye konuştu.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kategori: Ekonomi · Bölge: Ankara
Yayın: 26 Ekim 2026 21:11 · Kaynak: ekonomim.com