1921 Londra dersleri: Barış yapsaydık İzmir’i kurtaramayacaktık
- Cumhuriyet’in İstiklâl Savaşı’nın içinde kurulduğunu hatırlatan Vatan Partisi Genel Başkanı Dr
- Doğu Perinçek, bugün aynı yoldan Yemen Cumhuriyeti’nin yürüdüğünü vurguladı
Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, salı günü Ulusal Kanal ekranında yayınlanan Çıkış Yolu programında gündeme ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Nadir Temeloğlu ve Ulusal Kanal İstihbarat Şefi Kayahan Çetin’in sorularını yanıtlayan Perinçek, Cumhuriyet Bayramı’nın bugünkü anlamını Yemen’in İstiklâl Savaşı’yla birlikte ele aldı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın İran ziyaretinin esas hedefine ilişkin çarpıcı açıklamalar yapan Perinçek’in değerlendirmeleri özetle şöyle oldu:‘İSTİKLAL SAVAŞI’NIN ÖNÜNÜ KESMEYE GİDİYORSUN’“Tahran’daki görüşmelerden sonra Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan birlikte bir bildiri yayınladı. O bildiride niye gittiklerini ifade ediyorlar: ‘İran’a barışın sağlanması için gittik.’ Peki İran barışı nasıl sağlayacak?
Yemen’in İstiklâl Savaşı’na ‘dur’ diyecek. Çünkü Yemen bugün zafere ilerliyor, karşıda Suudi Arabistan tahtı çatırdıyor, yenilgiye doğru gidiyor. Suudi Arabistan’ı nasıl kurtaracaklar; Yemen’i durdurarak. Tahran’a İstiklâl Savaşı’nın önünü kesmeye gidiyorsun.“Orada savaşan Yemen’in elini kolunu tutması konusunda İran’a birtakım telkinlerde bulunduklarını söylüyorlar.
Tabi ‘baskı yaptık’ demiyorlar ama o telkinlerin boyutunun ne olduğunu bilmiyoruz. Sonuç itibarıyla bu, Yemen’in İstiklâl Savaşı’nı kesintiye uğratmak, durdurmak amacıyla veyahut statükoyu korumak amacıyla yapılıyor. Mevcut statükoyu korumazlarsa Suudi Arabistan yenilgiye gidiyor.
Savaşlarda hep bu çaresizliklere rastlamışızdır. Vietnam’ın antiemperyalist savaşında da çağımızdaki diğer savaşlarda da bunu gördük.“Ama en önemlisi de bizim kendi İstiklâl Savaşı tecrübemiz. Hatırlayalım, İngiltere baktı ki Ankara’da bir hükümet kuruldu, hemen bir Londra Konferansı tertipledi.
Mustafa Kemal Paşa’nın başkanlığındaki hükümetten de Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey Londra Konferansı’na gitti. Konferanstan sonra Bekir Sami, Dışişleri Bakanlığı görevinden ayrılmak zorunda kaldı. Neden? Çünkü İstiklâl Savaşı’nı savaşla zafere götürme yolu varken ve bu, Anadolu’daki Devrimci Hükümet için biricik seçenekken, Bekir Sami uzlaşan birtakım metinlere imza attı.
O zaman biz de barış olsun diye Londra Konferansı’nda teslim olsaydık İzmir’i kurtaramayacaktık. Yemen Cumhuriyeti İstiklâl Savaşı’nı durdurursa ne barış ne istikrar ne de güvenlik olur.‘BİR DEVRİM GÜNÜ KUTLU OLSUN’“Cumhuriyet, 23 Nisan 1920’de kuruldu.
Ankara’da devrimci bir hükümet kuruldu; o, Cumhuriyet Hükümeti’ydi. 29 Ekim’de ise 23 Nisan’ın adı kondu, malûmun ilanı oldu. 23 Nisan 1920’de Cumhuriyet kurulmasaydı İstiklâl Savaşı yapılamazdı. Önce kurduk, devrim yaptık, o devrim bizi kurtardı.
29 Ekim, o devrimin kurtardığı yeni rejimin adının konduğu tarihtir. Bir devrim günüdür. Kutlu olsun.“Yemen de 2014 yılında devrimci bir hükümet kurdu ve o hükümet Yemen’i bağımsızlaştırıyor. Sovyet Devrimi de Çin Devrimi de böyledir.
Önce bir hükümet kuruyorsun ki o devrimci hükümet tarihi görevleri yerine getirsin. İktidar sorunu temel sorundur.”‘DEVRİMCİ BİR HÜKÜMETE KAVUŞMA AŞKIYLA’“Cumhuriyet birikiminin bugün hangi mevzide, hangi mücadelede olduğunu anlamamız lazım.
Bugün Türkiye fon vurgunu cephesinde Üretim Devrimi için mücadele ediyor. Mekke Anlaşması’na karşı da büyük bir mücadele veriyor. Devrimci bir hükümet, Üreticilerin Millî Hükümeti’ni kuracağız. O Milli Hükümet fon vurgununa son verecek, üretim odaklı bir ekonomi inşa edecek.
Bölgemizde emperyalizme karşı savaşan Yemen’le, Filistin’le, İran’la beraber olacak. Bu bayramı, Üretim Devrimi’ne önderlik edecek devrimci bir hükümete kavuşma aşkıyla kutlayacağız ve kutluyoruz.“Gençliğimiz de 29 Ekim’de Ankara Güvenpark’tan Anıtkabir’e yürüyecek.
Biz de milletimizi 29 Ekim’de Güvenpark’a davet ediyoruz. Türkiye Gençlik Birliği’ni alkışlıyoruz. Gençliğin iradesi, kararlılığı, kuvveti çok önemli. Sırf irade ve azim vurgusuyla dünyada hiçbir sorun çözülmez. İrade ve azim bir kuvveti harekete geçirdiği, seferber ettiği zaman sonuca ulaşır.”HALKIN%90’I ‘HAYIR’ DER“Mekke Anlaşması’nın özü, Yemen Cumhuriyeti’ni ve onun İstiklâl Savaşı’nı bastırmak, Suudi Arabistan tahtını kurtarmaktır.
Dolayısıyla milletvekillerimize çok büyük sorumluluk düşüyor. Oy verirken bir safa giriyor, cephe tutuyorsunuz. Bu anlaşmaya ‘evet’ dediğiniz zaman ABD-İsrail planlarına ‘evet’ demiş oluyorsunuz. Netanyahu’yu desteklemiş oluyorsunuz.
Türkiye kamuoyunda çok kuvvetli bir tavır var. Bir referandum yapılsa halkın yüzde 90’ından fazlası Mekke Anlaşması’na ‘hayır’ der. AK Parti yöneticileri ve milletvekilleri de bu kamuoyundan elbette etkileniyor. Bu milletvekilleri pekâlâ ret oyu verebilir ya da Meclis’e gelmeyebilir.
Bence bu ihtimal yüksek. Bu nedenle bir mektup yazdık; hiçbir parti ayrımı yapmadan bütün milletvekillerimize tek tek gönderiyoruz.“Tezkere bence geçmez. Hükümet, Mekke Anlaşması’na dayanarak asker gönderme fikrinde değil, çünkü bu meşru olmaz.
Asker göndermek anlaşma yapmaktan farklıdır. İster NATO Antlaşması olsun ister Mekke Anlaşması, asker göndermek için Meclis’in izni gerekir. Bakanlara da bu soruldu, onlar da benim dediğimi söylediler: Mekke Anlaşması, Meclis’te onaylansa bile asker göndermek gerektiğinde Meclis’e tezkere gelecek.”‘ESAS MESELE SİSTEMİN YAKASINA YAPIŞMAK’“Bu fon konusu kapanmaz.
Mesele paraların iadesi değil sistem. Vatan Partisi dışında, hükümet ve kamuoyu bu fon vurgununa ceza hukuku açısından bakıyor. Oysa esas mesele sistemin yakasına yapışmak. Vurguncuları hapse atsak da Türkiye’yi bu fon vurgunundan kurtarmış olmayız, çünkü sistem yaşıyor.
Bu sistem 1980’de 24 Ocak kararlarıyla kuruldu. Turgut Özal, ‘Türkiye’nin sırtındaki kamburlardan kurtulacağız.’ dedi ve üreticiyi ‘kambur’ ilan etti. İşte fon vurgunu da bu sistemin bir ürünü. 440 kişi vurgun yapıyor, 440 bin kişinin kaybettiği kaynaklar o 440 kişiye gidiyor.
Bu sistemi kim kurmuş? Turgut Özal kurmuş. Sistemi kim devam ettirmiş? Tansu Çiller devam ettirmiş, ondan sonra da AK Parti uygulamış. ARINMA SIRASI AK PARTİ’DE“Bu fon vurgunu, AK Parti’nin içindeki birtakım yöneticilerin vurgunudur.
Fatma Betül Sayan Kaya Hanımefendi de isim olarak ortaya çıktı ama o tek değil. Şimdi arınma sırası AK Parti’ye geldi. Borsayı yeniden düzenlemeyi Üretim Devrimi Programımızın 9. maddesinde yazdık. Bir üretim sistemi kurduğumuz zaman o vurgunların ortamı olmayacak.”
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Siyaset
Yayın: 28 Ekim 2026 21:05 · Kaynak: aydinlik.com.tr