Habermetrik
← Ana Sayfa
İstanbul/Şile 25 Ekim 2026 04:12 · Güncelleme 14:01
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

“Aşk insana miras kalır atalarından…”

“Aşk insana miras kalır atalarından…”
Görsel kaynağı: gazetepencere.com
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Habertürk programcısı, gazeteci ve yazar Faruk Aksoy, Destek Yayınları'ndan çıkan ilk romanı "Batia" da imkansız bir aşkı tarihsel bir zeminde anlatıyor

Habertürk programcısı, gazeteci ve yazar Faruk Aksoy, Destek Yayınları'ndan çıkan ilk romanı "Batia" da imkansız bir aşkı tarihsel bir zeminde anlatıyor. Savaşın ortasında, savaş verilen siyasi düşüncelerin içine yolların ayırdığı aşkı merkeze alıyor.

Faruk Aksoy ile ilk romanı ‘Batia’ ya dair konuştuk. İlk romanınız hayırlı olsun. Emekli bir edebiyat öğretmeni olarak roman yazarı olmak nasıl bir duygu, nasıl bir heyecan? Edebiyat öğretmeniydim, doğru, emekli oldum. Yıllardır yazıyorum, çok uzun zamandır, sanırım yazdığım metinleri kitaba dönüştürmekte epey geç kaldım.

Hatta size şunu söyleyebilirim, bu hikaye, yani yazma macerası 12 yaşında başladı. İlk hikayem de “Çırpık” adını verdiğim küçük sazan balığının acımasız ve gaddar balıkçılara karşı verdiği onurlu mücadelenin hikayesidir.

Yani nihayetinde küçük bir dere balığı, nasıl bir haysiyet mücadelesi vermiş olabilir ki, ne yapmıştır, diye sorabilirsiniz. Sormayın. Gerçekten benim kendi kendime yarattığım kahraman, hayat boyu ne yazdıysam ne konuştuysam ve ne yaptıysam davranışlarımı belirledi.“ROMANDAKİ KARAKTERLERİMLE NEREDEYSE AYNI YOLU YÜRÜDÜĞÜMÜ ANLADIM”Kitabın hikâyesi nasıl ortaya çıktı?

Kurguyu nasıl oluşturdunuz ve onu bir romana dönüştürme süreciniz nasıl gelişti? Kitabın hikayesi gerçekten uzun hikaye… Başta Heinrich’in İstanbul’a gelişiyle bir hikaye başladı, doğru; fakat sonra işler değişti, aşk iki yürekte titremeye başladı ve hikaye romana dönüştü.

Aşk insana miras kalır atalarından, belki de en büyük mirastır aşk. Ben de buna ihanet etmedim, kıymetini bildim, bana miras kalan aşkı yaşattım, yaşadım, ete kemiğe büründürdüm ve anlattım. Heinrich August Meissner, muazzam bir karakter, yetenekli, becerikli, özel bir adam.

Onu “Tanrı’nın kızı” anlamına gelen Batia ile tanıştırdım. Hayatlar, hayatlarımız örtüştü, hepimiz birbirimizin üstünü örttük geceleri, bazen onlar benim, bazen ben onların. Ama en sonunda romandaki karakterlerimle neredeyse aynı yolu yürüdüğümü anladım.

Yazmaya başladım, günlerce, gecelerce yazdım, bazen durdum, aylarca durdum, sonra bir şey oldu tekrar başladım, baktım ki, ben yeni bir şey yazmıyorum, oradaki aşkı o kadar içselleştirmişim ki yazmasam da yazıyorum, yaşamasam da yaşıyorum zaten. O zaman bu benim romanım olmaktan çıktı artık, bu herkesin romanıdır, dedim ve kitabı tamamladım.

Tamamladın da ne oldu ne hissettin, dediğinizi duyar gibiyim. Ne hissettim biliyor musunuz, her şey ve herkes gerçekti, bana bu muazzam gerçekleri yaşattığı için Yaratıcıya da teşekkür ettim.“DOĞRUSU AŞK MI, DEVLET Mİ, İKİLEMİNİ BİRAZ İRDELEMEK İSTEDİM”Kitabın kahramanları tarihin içinde dolaşıyor; içinden aşk geçiyor ve demiryolundan yola çıkarsak, aynı zamanda bir yol yapma, yol alma hikâyesi.

Hikâyeyi neden Osmanlı döneminden Almanya’ya ve Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan bir zaman çizelgesinde oluşturdunuz? Bunu ben Osmanlı/Cumhuriyet hattına oturtmadım, oradaki demiryolu hikayesi böyle zaten. Abdülhamit döneminde demiryolu projesi hayata geçiriliyor, sonra İttihatçılar iktidara gelince, yani 31 Mart vakası ile bitiyor.

Daha sonra Balkan savaşları, Dünya harbi ve nihayetinde Kurtuluş Savaşı. Atatürk, yarım kalan işleri dikkatle inceliyor, nerde ne var, neden bitirilemedi, bundan sonra ne yapılabilir, gibi. Demiryolları dosyasına bakarken daha önceden de hakkında bilgi sahibi olduğu Heinrich August Meissner’i davet ediyor ve bu işi onunla yürütüyor.

Fakat siz bana aslında bunu sormuyorsunuz sanırım, diyorsunuz ki, bu yol alma, yol yapma, yolda yürüme hikayesi, tarihi şahsiyetler, bütün bunlar neden buradan geçiyor? Doğrusu aşk mı, devlet mi, ikilemini biraz irdelemek istedim ama bu konuya fazlaca girip ortalığı karıştırmak istemedim.

Bazı şeyleri ucu açık olarak bıraktım. Kötü mü yaptım acaba, bilemedim.“YAHUDİ OLARAK DOĞMAK DAİMA RİSKLİDİR”Hikâyenin siyasi bir yönü de var. Özellikle “Yahudi olarak doğmak” meselesini neden ele aldınız? Yahudi olarak doğmak daima risklidir.

Bir kere dünyanın en az dini nüfusuna sahip toplumunun bir ferdi olarak doğuyorsun. Fakat güçlüsün, yeryüzünde az sayıdasın ama sahiden çok güçlüsün. Bu güç II. Dünya Savaşı’ndan sonra elde edilmiş bir güçtür. Bunun avantajları var, dezavantajları var; mesela bugünün dünyasına bakarak kimse Yahudilerin tarih boyu ne eziyetler çektiğini hatırlamıyor.

İsrail devletinin bugün yaptığı hukuksuzluklar, tarihin en çilekeş toplumunu yok saymamızı gerektirmez. Yahudi demek, sürgün demektir, çöle, dağa, bayıra, bozkıra, hayatın olmadığı yere sürülmek demektir. Hamiler, Samiler, İskandinavya’dan sürüldüler, kim sürdü, Vikingler sürdü, İspanya’dakiler sürüldü, kim sürdü, eski Kastilya Kraliçesi I.

Isabel sürdü, Avrupa’dakiler sürüldü, kim sürdü, Adolf Hitler sürdü. Gururla söylüyorum, biz ne yaptık, her sürgünde ülkemizi onlara açtık, geldiler, yerleştiler ve yaşadılar. Balat’taki o küçük apartmanlar var ya, hani şu üç katlı olan küçük evler, işte o evler İspanya’dan sürülen Yahudilerin, İstanbul’daki ilk evleridir, apartman mimarisi, bize sürgün Yahudilerle gelmiştir, onun için o evlere “Yahudihane” deniyordu.

Şimdi bu özel hikayelerin arasında İsrail’in politikalarını bir yere koyabilmek, yaptığı zulmü görmemezlikten gelmek mümkün müdür, elbette değildir. Ben mazlumdan, kimsesizden, yorgundan, umutsuzdan yanayım. Kim olduğu önemli değil, önemli olan canlı olması ve bana doğru bakan bir çift gözün ışıltısı, gerisi beni ilgilendirmiyor.“AMA AŞK HİÇBİR ŞEYİ TAKMAZ”“Biz aynı cemaatin çocuklarıydık, birbirimize layık görüldük ve evlendirildik…” Bizde de “Davul bile dengi dengine” diye bir söz vardır.

Aşk dediğimiz şey, bu algıdan dolayı mı yaşanamıyor? Hayır hayır, aşk yaşanıyor, bu bahsettiğiniz kısım Batia’nın kocası Zadok Fingerhut ile büyük aşkı Heinrich August Meissner’in hesaplaşmasında bir Yahudi olan Zadok’un, Alman mühendis Heinrich’e karısıyla nasıl evlendiklerini anlattığı, ondan hesap sorduğu bölümde geçiyor.

Zaten Batia, Zadok ile aşk yaşayarak evlenmiyor, orada denildiği gibi, kapalı toplumların ortak geleneğine uygun olarak “görücü usulüyle” evlendiriliyor. Bu daha çok dini toplumların uhdesinde gelişen bir ritüeldir, bu iş genellikle böyledir.

Yahudilerde, Müslümanlarda özellikle görücü usulü evlenmek epey yaygındır. Zadok, mensubu olduğu toplumun parçalanıp dağılmaması için Yahudi bir kadınla evlendirildiğini söylüyor. Siz bana, bu böyle olduğu için, yani geleneklerin, örflerin, dini buyrukların insan hayatını şekillendirmesiyle aşk büyüsünün doyasıya yaşanamadığını soruyorsanız haklısınız.

Ama aşk hiçbir şeyi takmaz, Eros, ok atar, divan şairleri sevgilinin kaşlarını yay gibi gerer, Kays bin Mülevvah, mecnun olur, Romeo düelloya çıkar, bütün bunlar tehlikeli işlerdir ama olur. Şimdi bu kadar tehlikeyi göze alanlar bir hikaye yazarlar yani, keşke okunsalar, değil mi ama…Bu kitabı okur neden okumalı?

Okurla buluşmasını istemenizdeki temel duygu ve amacınız nedir? Bu kitabı okur neden okumalı, çok güzel bir soru ama önce şunu diyeyim, sevgili okur, henüz istediğim kadar okumamış, öyle anlıyorum, bir kere okusun, okumak iyidir.

İkincisi iyi bir hikaye, imkansız bir aşk, akıp giden bir tarih ve çok önem verdiğim güçlü imgeler, iyi tasvirler. Her bölümü görselliği yüksek, güçlü hislerle bitirdim, çalıştım yani, emek verdim, onun için okusunlar. Üçüncüsü, belki bir gün bu hikayeyi izlerler, bir sinema salonunda, ya da bir platformda izleyebilirler, bunu çok isterim.

O zaman, Batia filminin romanını yazmışlar, dememeleri için okusunlar, önce romandan haberdar olsunlar. Dördüncüsü beni mutlu etmek istiyorlarsa romanımı okusunlar, bu beni çok ama çok mutlu eder…

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: gazetepencere.com
Haber metni ve görseller gazetepencere.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: İstanbul/Şile
Yayın: 25 Ekim 2026 04:12 · Kaynak: gazetepencere.com
Kaynağı Oku ↗