Feti Yıldız'dan Akın Gürlek'e destek: Devletin içine kimler sızdı?
- Ankara'da bazen bir cümle, saatler süren konuşmalardan daha fazla şey anlatır
- Bazen de bir siyasetçinin kendi sözleri değil, başkasının hangi sözlerini paylaştığı önem kazanır
Ankara'da bazen bir cümle, saatler süren konuşmalardan daha fazla şey anlatır. Bazen de bir siyasetçinin kendi sözleri değil, başkasının hangi sözlerini paylaştığı önem kazanır. MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız'ın sosyal medya paylaşımı tam da böyle.
Yıldız, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in fon soruşturmasına ilişkin açıklamasından dikkat çekici bir bölümü alıntılamış. Bakan, soruşturmanın basit bir borsa manipülasyonuyla sınırlı olmadığını, üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan organize bir suç yapılanmasının ortaya çıkarıldığını söylüyor.
Dahası var. Devletin üst düzey denetim mekanizmalarına sızan bir şebekeden söz ediyor. İşte meselenin en önemli tarafı burada. Çünkü bu açıklama yalnızca finans piyasalarını değil, devletin kendi kurumlarını denetleme gücünü de ilgilendiriyor.
Peki, Feti Yıldız neden özellikle bu sözleri paylaşmış olabilir? ANKARA'DA HER TESADÜF DEĞİLDİRFeti Yıldız, MHP'nin hukukçu kimliğiyle öne çıkan isimlerinden. Genel Başkan Yardımcısı. İstanbul Milletvekili. Hukuk ve adalet konularındaki açıklamaları siyasi çevrelerde dikkatle takip ediliyor.
Dolayısıyla Adalet Bakanı'nın sözlerini seçerek paylaşması, sıradan bir haber aktarımından daha fazla anlam taşıyabilir. Ben bu paylaşımı, Akın Gürlek'in soruşturmanın kapsamına ilişkin açıklamasına verilmiş açık bir siyasi destek işareti olarak değerlendiriyorum.
Ancak önemli bir ayrıntıyı da gözden kaçırmayalım. Yıldız'ın bu alıntıyı paylaşması, soruşturmadaki bütün iddiaları peşinen doğruladığı veya Bakan'ın her kararını koşulsuz desteklediği anlamına gelmez. Bununla birlikte tercih ettiği cümleler ortada.
Bakan'ın devlet bürokrasisine uzanan suç yapılanmasına ilişkin açıklamasını özellikle görünür kılıyor. Ankara'da siyasi mesajlar bazen böyle verilir. Uzun bir destek bildirisi yayımlamadan. Yeni bir tartışma başlatmadan.
Yalnızca dikkat çekilmek istenen sözleri öne çıkararak. BAKANIN AÇIKLAMASINDAKİ EN AĞIR İFADEAkın Gürlek'in açıklamasını yeniden okuyalım.“Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebeke...”Bu sözlerin üzerinde durmak gerekiyor.
Çünkü devletin denetim mekanizmaları, kamu düzeninin ve ekonomik güvenliğin önemli güvencelerinden biridir. Finans piyasalarında manipülasyon iddiaları araştırılır. Şüpheli işlemler incelenir. Haksız kazanç sağlandığı iddiaları yargıya taşınır.
Peki, denetim yapmakla görevli mekanizmaların içerisinde suç yapılanmasıyla bağlantılı kişiler bulunduğu iddiası ortaya çıkarsa? İşte o zaman soruşturmanın boyutu değişir. Artık yalnızca kimin ne kadar haksız kazanç sağladığı değil, bu işlemlerin hangi denetim eksikliklerinden yararlanılarak gerçekleştirildiği de önem kazanır.
Bakan Gürlek'in açıklaması bu bakımdan ciddi sorular doğuruyor. Kimler bu yapılanmanın içerisinde yer aldı? Hangi kurumlarda görev yaptılar? Denetim süreçlerini nasıl etkilediler? Şüpheli işlemler ne zaman fark edildi? Ve en önemlisi...Devletin denetim mekanizmalarına sızıldığı ileri sürülüyorsa o mekanizmaları kim denetliyordu?
SORUMLULUK YALNIZCA SUÇ İŞLEYENLERLE SINIRLI MI?Burada hassas bir ayrım yapmak gerekiyor. Bir kamu görevlisinin suç işlediğinin ileri sürülmesi, onu göreve getiren herkesin suçlu olduğu anlamına gelmez. Suçun şahsiliği hukuk devletinin temel ilkelerindendir.
Ancak kamu yönetiminde cezai sorumluluk kadar idari sorumluluk da önemlidir. Bir denetim mekanizmasında ciddi bir güvenlik veya işleyiş açığı ortaya çıkmışsa bunun nedenleri araştırılmalıdır. Hangi kurumsal tedbirler yetersiz kaldı?
Uyarılar dikkate alındı mı? İç denetim mekanizmaları görevini yerine getirdi mi? Bu soruların cevaplandırılması, soruşturmanın sağlıklı sonuçlanması kadar önemlidir. Çünkü bir suç yapılanmasını ortaya çıkarmak önemli bir başarı olabilir.
Fakat aynı yapılanmanın yeniden oluşmasını önleyecek sistemi kurmak kalıcı sonuçtur. KÜÇÜK YATIRIMCININ GÜVENİFon soruşturmasının bir de vatandaş açısından değerlendirilmesi gereken yönü var. Borsaya yatırım yapan herkes büyük sermaye sahibi değil.
Emekli var. Memur var. İşçi var. Yıllarca biriktirdiği parasını değerlendirmek isteyen insanlar var. Piyasalarda organize dolandırıcılık iddiaları ortaya çıktığında yalnızca para değil, güven de tehlikeye giriyor. Üstelik bu iddiaların kamu denetim mekanizmalarına kadar uzanması, vatandaşın zihnindeki soruları artırıyor.
Devlet beni koruyabiliyor mu? Piyasa gerçekten denetleniyor mu? Haksız kazanç sağlayanlarla mücadele ediliyor mu? Bu sorulara verilecek en güçlü cevap, şeffaf biçimde yürütülen bir soruşturma ve bağımsız yargının ortaya koyacağı sonuçlar olacaktır.
Elbette masumiyet karinesi korunmalı. Henüz hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan hiç kimse suçlu ilan edilmemeli. Ancak iddiaların ağırlığı da görmezden gelinmemeli. FETİ YILDIZ'IN DESTEĞİ NE ANLATIYOR?Şimdi yeniden siyasi tabloya bakalım.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmanın devletin üst düzey finans bürokrasisine uzandığını açıklıyor. MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da açıklamanın tam bu bölümünü paylaşıyor. Bu tercihin Bakan'a yönelik bir destek mesajı olarak yorumlanması anlaşılır.
Üstelik Cumhur İttifakı'nın iki siyasi ortağından biri olan MHP'nin önemli bir yöneticisinin böyle bir yapması, mesajın siyasi ağırlığını artırıyor. Ancak paylaşımın MHP adına alınmış resmî bir karar veya soruşturmanın bütün aşamalarına verilmiş koşulsuz onay olduğunu söylemek için elimizde yeterli veri yok.
Burada görünen, Bakan'ın açıklamasının Yıldız tarafından özellikle öne çıkarılması. Bana göre asıl dikkat çekici olan da bu. Çünkü, soruşturmanın yalnızca piyasa aktörleriyle sınırlı görülmemesi gerektiği yönündeki açıklamayı siyasi gündemde görünür kılıyor.
Bu noktada siyasi desteğin hukuki sürecin yerine geçmemesi gerektiğini de hatırlatalım. Siyaset açıklama yapar. Savcılık delil toplar. Mahkeme karar verir. Hukuk devletinde görevlerin sınırı budur. MECLİSİN DE SORACAĞI SORULAR OLMALISoruşturmanın adli yönü yargının sorumluluğunda.
Ancak devletin denetim mekanizmalarındaki olası kurumsal eksiklikler TBMM'nin de inceleyebileceği bir konu. Sermaye piyasalarının denetimi yeterli mi? Kamu görevlilerinin çıkar çatışmaları nasıl önleniyor? Kurumlar arasında bilgi paylaşımı etkili biçimde yürütülüyor mu?
Şüpheli işlemlere ilişkin uyarı sistemleri zamanında çalışıyor mu? Meclis, devam eden yargı sürecine müdahale etmeden bu konularda araştırma yapabilir. Gerekirse yasal düzenlemeler gündeme gelebilir. Çünkü devletin kurumlarını güçlendirmek yalnızca yürütmenin değil, yasamanın da sorumluluğudur.
SON SÖZ: PAYLAŞIMIN ÖTESİNDEKİ SORUFeti Yıldız'ın paylaşımı, Ankara siyasetinde Akın Gürlek'in açıklamasına verilen bir destek işareti olarak okunabilir. Ancak bu paylaşımın gündeme taşıdığı mesele, siyasi mesajın kendisinden daha büyük.
Devletin denetim mekanizmalarına sızıldığı ileri sürülen organize bir yapıdan söz ediliyor. Böylesine ciddi bir iddianın bütün yönleriyle araştırılması gerekiyor. Suç işlediği kanıtlananlar hukuk önünde hesap vermeli. Haksız yere suçlananların hakları korunmalı.
Kurumsal eksiklikler varsa giderilmeli. Ve kamuoyu, soruşturmanın ortaya çıkardığı sorunlara karşı hangi önlemlerin alındığını öğrenebilmeli. Çünkü güçlü devlet, yalnızca suçluları yakalayabilen devlet değildir. Kendi kurumlarını da denetleyebilen devlettir.
Feti Yıldız'ın paylaşımını önemli kılan siyasi mesaj kadar, Bakan Gürlek'in sözlerinin ortaya çıkardığı bu sorudur. Devletin içine kimlerin sızdığı elbette araştırılmalı. Ama asıl mesele, o kapıların nasıl açıldığı ve bir daha açılmaması için ne yapılacağıdır. İşte Türkiye'nin cevap beklediği soru budur. Denetleyenleri kim denetledi?
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Siyaset · Bölge: Ankara/Elmadağ
Yayın: 04 Kasım 2026 06:45 · Kaynak: yeniankara.com.tr