Habermetrik
← Ana Sayfa
02 Kasım 2026 08:51 · Güncelleme 08:53
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kaçış Yok" Diyerek Anlattı

Kaçış Yok" Diyerek Anlattı
Görsel kaynağı: turkiyegazetesi.com.tr
⏱️ 4 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Kaçış Yok: Boubon” sergisinin açılışıyla ABD tarafından iade edilen 100 kültür varlığını tanıttı

Burdur ilinin Gölhisar ilçesine bağlı İbecik köyü yakınlarında yer alan Boubon Antik Kenti'nden kaçırılan tarihi eserlerle ilgili beklenen iade gerçekleşti. Kültür ve Turizm Bakan Mehmet Nuri Ersoy “Kaçış Yok: Boubon” sergisinin açılışını gerçekleştirerek detayları paylaştı.

İstanbul Arkeoloji Müzelerinde düzenlenen basın toplantısına Manhattan Bölge Savcı Yardımcısı Matthew Bogdanos da katıldı. "Öne çıkan bu eserler dışında iadesini sağladığımız 100 eser arasında tiyatro mastları ve tanrı heykelcikleri gibi yine çok özel parçalar bulunuyor." diyen Ersoy önemli açıklamalarda bulundu.

BOUBON ANTİK KENTİ'NDEKİ BRONZ HEYKELLERİN KAÇIRILMASI ABD'den iade edilen kültür varlıkları hakkında Bakan Ersoy şunları söyledi: "Artık hepsi ait olduğu topraklarda doğup şekillendiği kültürün diğer unsurlarıyla bir arada. Saygı değerli misafirler, bugünkü programımızın ikinci ayağını oluşturan Kaçış Yok Boubon sergisi ise tarihi eser kaçakçılığına karşı kararlılıkla sürdürdüğümüz mücadelenin sonuçlarını onlarca yıla yayılan çok özel bir örnekle gözler önüne sergiliyor.

Burdur ile görüntü Gölhisar ilçesi İbecik köyü yakınlarındaki Boubon Antik kentinde Roma İmparatorlukları ve İmparatorluk ailesinin onurlandırıldığı Sebastian'da yer alan bronz heykeller 1960'lı yıllardaki kaçak kazılarla parçalanarak yurt dışına çıkarıldı. Başlar, gövdeler ve uzuvlar birbirlerinden ayrıldı.

Aynı toplumun parçaları farklı ülkelerde, farklı koleksiyonlarda karşımıza çıktı. Burada insan boyutunu aşan anıtsal bronz heykellerden söz ediyoruz. Bronz o dönemin değerli ve pahalı malzemelerinden biriydi. Heykellerin eritilerek metalinin tekrar tekrar kullanılması bu eserlerin günümüze ulaşmasının önündeki en büyük engellerden biri olmuştur.

İşte bu bonu böylesine istisnaya kılan bu nadir heykelleri bir topluluk olarak yazıtlı kaideleri ve ait oldukları yapıyla birlikte araştırma imkanı sunmasıdır. Yaşananlara bu pencereden baktığımızda bütünsel kaybın tek tek heykellerin kaybından çok daha büyük olduğunu görüyoruz.

Bir kültür varlığını anlamak için onun arkeolojik bağlamını bilmek gerekir. Bir konuşmanın yalnızca tek bir cümlesini duyduğunuzu düşünelim. Kimin kime hangi durumda söylediğini, öncesinde ve sonrasında neler konuşulduğunu bilmiyorsanız o cümleyi doğru anlamlandırmanız çok güçtür.

Cümleyi konuşmanın içinden söküp aldığınızda anlatılmak isteneni değiştirilebilir, hatta bütünüyle kaybedebilirsiniz. "TOPRAKTAN YALNIZCA BİR ESER ÇIKARMIYORUZ" Kültür varlıklarında durum aynen böyle. Heykelin yanındaki yazıt, üzerinde durduğu kaide, bulunduğu yapı ve çevresindeki diğer eserler aynı konuşmanın birbirini tamamlayan cümleleri gibidir.

Bunları birbirinden ayırdığınızda geçmişin bize anlattığı diyaloğun bütününü bozmuş olursunuz. Parçalar ayrı ayrı varlığını sürdürse bile aralarındaki ilişkiyi okumak zorlaşır. Bazı bilgiler ise bir daha geri getirilemez.

İşte bu yüzden eserlerin ehil bilim insanları tarafından bilimsel kazı yöntemleriyle ve bütün ilişkileri kaydedilerek ortaya çıkarılması bu kadar önemlidir. Topraktan yalnızca bir eser çıkarmıyoruz. İnsanlık tarihine ilişkin bir bilgiyi, onu anlamlı kılan çevresiyle birlikte korumaya çalışıyoruz.

Bilimsel bilginin bütünlüğüne karşı sorumluluğumuz tam da burada başlıyor. PROF. DR. JALE İNAN'IN ÖNCÜLÜĞÜ Bakanlığımız uzmanlarının yürüttüğü arşiv ve literatür çalışmalarında bir kazı defteri, eski bir fotoğraf ya da bir mektup, yıllar sonra bir eserin ait olduğu yeri gösterebiliyor.

Bugünkü iadelerin arkasında bu belgeler arasındaki ilişkileri sabırla kuran insanlarımızın emeği bulunuyor. Bu eserlerin izini sürme çalışmaları Prof. Dr. Jale İnan'ın öncülüğünde onlarca yıl önce başladı. İnan'ın yazıtları, kaideleri ve yurt dışındaki heykelleri birlikte değerlendiren araştırmaları bugün yürüttüğümüz çalışmaların bilimsel temellerini oluşturdu.

Bu uzun soluklu mücadelenin önünü açan çalışmaları ve kültürel mirasımızın korunmasına adadığı emekler için kendisini saygı ve minnetle anıyorum. ÖZGEN ACAR'A TEŞEKKÜR Bu noktada kültürel mirasın korunmasında ahlaki sorumluluğu savunmaktan hiçbir zaman geri durmayan rahmetli gazeteci yazar Özgen Acar'ı da özellikle anmak istiyorum.

Bize bir eserin görkemine hayran olurken o eserin ait olduğu yerden nasıl ayrıldığını da sormayı öğretti. Bu Boubon dosyasını belgeleriyle, tanıklıklarıyla ve ısrarla gündemde tuttu. Özgen Acar'ın bu sorumlu yaklaşımının bugün The New York Times yazarları Graham Bowley ve Tom Mashberg'in araştırmalarında da sürdüğünü görmek oldukça kıymetli.

Kültürel mirasın geçmişini sorgulayan haberciliğin bu eserlerin dönüşüne katkısını da burada özellikle vurgulamak isterim. İBECİK KÖYÜ SAKİNLERİNİN ROLÜ Araştırmalarımızda İbecik köyü sakinlerinin görgü tanıklıklarına yeniden başvurduk.

Heykellerin nereden ve nasıl bulunduğunu, köyden nasıl çıkarıldığına ilişkin anlatımlar, eski fotoğraflar ve müze kayıtlarıyla birlikte değerlendirildi. Köy halkının bizimle paylaştığı bilgiler, eserlerin geçmişinin aydınlatılmasında çok önemli bir dayanak oluşturdu.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: turkiyegazetesi.com.tr
Haber metni ve görseller turkiyegazetesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 02 Kasım 2026 08:51 · Kaynak: turkiyegazetesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗