Evliya Çelebi’nin Gözünden 1671’de Afyonkarahisar: Tarih, Kültür ve İrfan Şehri
- Göğe yükselen kalesinden binlerce dükkanlı çarşısına, zengin ticaret hayatından ilim ehli halkına kadar 17
- yüzyıl Afyonkarahisar’ı keşfedilmeyi bekliyor
Göğe yükselen kalesinden binlerce dükkanlı çarşısına, zengin ticaret hayatından ilim ehli halkına kadar 17. yüzyıl Afyonkarahisar’ı keşfedilmeyi bekliyor.
2 Saatlik Zorlu Bir Tırmanış: Karahisarı Sahib Kalesi
Evliya Çelebi, Afyonkarahisar seyahatine en ikonik yapıyla başlar. Sarı ve kızıl yalçın kayaların üzerine kurulan Karahisarı Sahib Kalesi’ne çıkmanın tam iki saat sürdüğünü belirtir. Ulu Cami önünden başlayan bu yorucu tırmanış, zirvedeki Sultan Keykubat Camii ile son bulur. İç kalenin yapısı ise dönemin askeri ve idari gücünü gözler önüne serer:
Lacivert çinili mihrabıyla dikkat çeken ibadethaneler
Savaş durumuna hazırlık için kurulan buğday ambarları ve cephanelikler
Su ihtiyacını karşılamak için özenle kazılmış su sarnıçları
Kuşlu Sarnıç adı verilen kayanın üzerine oturan Çelebi; Altıntaş sahrasını, Seyitgazi tarafını ve Konya yollarına uzanan uçsuz bucaksız bağları ve manzarayı seyre dalmıştır.
Ticaretin ve Üretimin Kalbi: 2000 Dükkanlı Çarşı
Karahisar yalnızca sarp kalesinden ibaret değildir. Dağın eteklerinde adeta bir sarayı andıran binlerce ev, ticaretin ne kadar canlı olduğunu gösteren 2000’den fazla dükkan, tüccar hanları ve halkın su ihtiyacını karşılayan yüzlerce çeşme bu coğrafyayı zenginleştirmektedir.
Şehrin ekonomik ve zanaatkar gücü şu detaylarla öne çıkar:
Eşsiz Zanaat: Saraçların gösterdiği üstün işçiliğe dönemin başkenti İstanbul'da bile zor rastlanır.
Küresel Ticaret: Şehrin bahçelerinde yetiştirilen meşhur afyon, buradan dünyanın dört bir yanına (yedi iklime) ihraç edilir.
Salihler Ocağı ve Alimler Yuvası: Cömert Halk
17. yüzyıl Afyonkarahisar’ı sadece ticaretiyle değil, insan dokusuyla da büyüleyicidir. Şehir halkı son derece zengin, ilim sahibi ve cömert bireylerden oluşur. Gelen ve giden yolculara sürekli sofralar kurulur, imaretlerde zengin ile yoksul aynı masada buluşur.
Çoğunluğu Mevlana dostu olan bu coğrafya; alimleri, şairleri ve dervişleriyle tam anlamıyla bir irfan yuvasıdır. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde bu eşsiz şehri boşuna "Karahisarı Sahib, salihler ocağı, alimler yuvası ve bir rahmet şehri" olarak kaydetmemiştir; çünkü burası göğe yükselen kalesiyle olduğu kadar insanının büyük gönlüyle de iz bırakan bir medeniyet merkezidir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat
Yayın: 07 Kasım 2026 18:26 · Kaynak: afyonturkeligazetesi.com