Habermetrik
← Ana Sayfa
17 Eylül 2026 08:47
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Bunun adı cadı avı

Bunun adı cadı avı
Görsel kaynağı: agos.com.tr
Hukuki not: Bu içerik adli süreçlere ilişkindir; suçluluğu kanıtlanana kadar kişiler masumdur (masumiyet karinesi).

LGBTİ+ bireylere ve kurumlarına karşı tam bir cadı avı başlatıldı. 15 ili kapsadığı söylenen operasyonlarda dernekler, evler basıldı, 160’tan fazla kişi gözaltına alındı, bu yazı yazılırken 20’ye yakın tutuklama vardı. Ayrıca, birçok derneğin ve kişinin sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi.

Bütün bunları gerekçelendirmek ve meşrulaştırmak için kullanılan argümanlardan öne çıkan iki tanesi adı geçen sivil toplum örgütlerinin yurtdışından fon almış olmaları ve “müstehcenlik ve fuhuş” iddiaları.

Ülkemizde yurtdışından para almak sık sık “foncu” ibaresi altında hedef alınan, şeytanlaştırılan, kriminalize edilmeye çalışılan bir durum. Bu son operasyonda da bu sivil toplum örgütlerinin dışarıdan aldığı paralar sanki gizli bir şey ortaya çıkarılmış gibi ortaya konup bir suç yaratılmaya çalışılıyor. Oysa, yurtdışından para almak kendi başına bir suç değildir. Nitekim, yalnız sivil toplum örgütleri değil devletin resmi kurumları da her sene yurtdışından yüksek miktarda fon alır. Bu tutum, daha ziyade Batı’dan alınan paraları şeytanlaştırır ama madem yurtdışından para almak suç, bakılsın bakalım hangi resmi ve sivil kurumlar mesela körfez ülkelerinden, Arap sermayesinden ne için, ne kadar para alıyor?

Bunları söylediğinizde, “Batılı ülkeler o paraları o insanların kara kaşına kara gözüne mi veriyor?”, diye soruluyor. Tabii ki, kara kaşına kara gözüne vermiyor; insan hak ve özgürlüklerinin korunması, ifade hürriyetinin, demokrasinin ilerletilmesi için veriyorlar. “Bunlar hepsi bahane, Batılı devletler ülkemizi karıştırmak için bu paraları veriyor”, diyorsanız onun da kolayı var. İnsanlara, gruplara, kimliklere baskı yapmayı, eziyet etmeyi bırakın; ülke içinde eşitlik, özgürlük, adalet ortamını sağlayın; kültürlerin, kimliklerin korunması için gerekli kaynakları ayırın insanlar da haklarını ve varlıklarını korumak için başka yerlerden para aramasınlar, Batılılar da ülkenizi karıştıramasınlar. Siz insanları hem sıkıştırıyor, haklarını çiğniyorsunuz hem de “dışarıdan yardım alma”, diyorsunuz. Yani, istiyorsunuz ki haklarının çiğnenmesine, varlıklarının bastırılmasına karşı koymadan kaderlerine razı olsunlar.

Diğer gerekçelere gelince, “müstehcenlik ve fuhuş” denince herkes bunlarla ilgili sorgulama yapmaya, kamuoyu önünde bu büyük “günahları” savunuyormuş durumuna düşmeye çekiniyor. Onun için de birilerine bu suçlamaları yönelttiğinizde onu ekstra olarak korumasız bırakıp istediğinizi yapabiliyorsunuz. LGBTİ+ operasyonlarında “müstehcenlik” işin kılıfı; yapılan kendi ideolojilerine uymayan başka bir kimliği, başka bir yaşam biçimini toptan hedef almaktır. Öyle bir hava yaratılıyor ki sanki gözaltına alınan herkesin ortada “müstehcen” görüntüleri dolaşıyor veya bu kişi ve kurumların faaliyetleri hep “müstehcenlik” etrafında dönüyor. Bir-iki kişinin dolaşıma sokulan fotoğraflarıyla bu insan avını meşrulaştırmaya kalkıyorlar.

Tutuklananalar arasında bulunan gazeteci Tuğba Tekerek’in durumu bu operasyonların nasıl yapıldığının bir göstergesi. Tekerek, 2024’te Gürcistan seçimlerini takip etmek üzere bu ülkeye gitmiş ve Türkiye’deki çeşitli mecralarda yayınlanmak üzere seçimlerle ilgili birden fazla haber yapmış. Bunlardan bir tanesi de o gün Gürcistan’da iktidar olan partinin seçim kampanyasında LGBTİ+ bireyleri ve hareketini hedefe oturtmasını ele alıyor ve hareketin aktivistlerinden Tamar Jakeli’yle yaptığı bir söyleşiyi içeriyor. Bu haber Kaos GL’nin sitesinde yayınlanmış, hepsi bu! (Bu arada, her ne kadar site erişime kapatıldığı için okuyamayacak olsanız da haber, Türkiye’de ve Gürcistan’da LGBTİ+ karşıtlığının ne kadar benzer söylemler üzerinden yürütüldüğünü göler önüne seriyor.) Başka bir ülkedeki LGBTİ+ hareketiyle ilgili bir haber yapmış gazetecinin bile hedef alınması, bu işin nasıl körlemesine, tamamen ezmek kastıyla yapıldığını gösteriyor. Denizin dibini süpüren trol gibi ne var ne yok toplamışlar, bundan o sonuç çıkıyor.

Kimilerinin zannettiğinin veya iddia ettiğinin tersine eşcinselliğin doğuştan mı geldiği veya sonradan mı edinildiğinin konumuz açısından hiçbir önemi yok. Burada mesele toptan bir gruba haksızlık yapmak, baskı altına almak, hayat tarzından dolayı suçlu muamelesi yapmaktır. Doğuştan da gelse sonradan da edinilse insanları kimliklerinden dolayı baskı altına almaya, kriminalize etmeye, eziyet etmeye, özgürlüklerinden hukuksuz olarak mahkûm etmeye hakkınız olmaz.

Aynı şekilde, eşcinselliğin “doğruluğu-yanlışlığı” tartışmasının da burada bir önemi yok. Eşcinselliğin devlet ve toplumun bir kesimi tarafından yanlış bulunması, o kimlik üzerindeki baskıyı, o gruba mensup bireylere yapılan haksızlıkları meşrulaştırmaz. Kimse kimsenin yaptıklarını, hayat tarzını beğenmek, doğru bulmak zorunda değil; fakat bu, o kimliği, hayat tarzını ortadan kaldırmak, silmek veya göz önünden uzaklaştırmak için her şeyi yapabileceğiniz manasına gelmez.

Kaynaklar: agos.com.tr
Haber metni ve görseller agos.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Asayiş
Yayın: 17 Eylül 2026 08:47 · Kaynak: agos.com.tr
Kaynağı Oku ↗
Paylaş: X WhatsApp