Bütün Türkler Bir Ordu, Katılmayan Kaçaktır
- İsmail Gaspıralı, Kırımlı bir Türk düşünce adamıdır
- 1851 yılında Kırım'da doğmuş ve 1914 yılında yine Kırım'da ölmüştür
İsmail Gaspıralı, Kırımlı bir Türk düşünce adamıdır. 1851 yılında Kırım'da doğmuş ve 1914 yılında yine Kırım'da ölmüştür.
Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilen Kırım, 250 yıl Türk hâkimiyetinde kaldıktan sonra Küçük Kaynarca Antlaşması ile Çarlık Rusya'sına bırakıldı.
İsmail Gaspıralı, Rus işgali altındaki Kırım'da büyüdü.
Ruslar zaman zaman savaşarak, zaman zaman da anlaşarak küçük küçük, bir arada olup birlik kuramayan Türk devletlerini işgal ettiler. Ruslar en son 1920 yılında Azerbaycan topraklarını işgal ederek Sovyetler Birliği 1991 yılında dağılana kadar Rus işgali altında kaldı.
1970'li yıllarda başta Azerbaycan olmak üzere Türk devletlerinin Rus işgalinde olduğundan söz etmemiz mümkün değildi. Hele hele “Türk Devletleri Topluluğu” kurulsun demek gibi şansımız hiç yoktu. Alimallah anında “ırkçı, kafatasçı, faşist” damgasını yerdik.
Bugün nüfusları beş yüz milyonu bulan Türk Devletleri Topluluğu Teşkilatı Ankara'da toplandı.
Ve ülkesi Ruslar tarafından işgal edilen fikir ve düşünce adamı İsmail Gaspıralı'nın Türk dünyası için söylediği “Dilde, fikirde ve ülküde birlik” şiarından yola çıkarak yol alıyorlar.
Türk Devletleri Topluluğu'nun bir araya gelip birlik kurması ve dünyaya “Bak, burada Türkler de var” demesi ne hamaset ne de ırkçılıktır.
Feryadımızı “Çırpınırdı Karadeniz” türküsüyle dile getirdiğimiz günlerden, TURAN ÜLKÜSÜ'NÜN ete kemiğe büründüğü Türk Devletleri Topluluğu'nun kurulmuş olmasına gelmiş olmak elbette ki her Türk için gurur kaynağı olmalıdır.
Ammaa önemli bir sorunumuz var. Tarikatlar ve radikal dincilik bir virüs gibi Türkiye Cumhuriyeti'ni ele geçirmekle kalmamış, Kafkas ve Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine de el atmıştır. Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev, ülkesinde Yusuf Tekin gibi “Tarikatlar sivil toplum kuruluşlarıdır” diyen bir Millî Eğitim Bakanı istemiyor.
Sözde masum başörtüsünden yola çıkılarak ülkesinin radikal dinci bir ülkeye dönmesini istemiyor. Diğer ortağı olduğumuz Türk Cumhuriyetleri de ülkelerinde radikal dinci anlayış ve tarikatları istemiyorlar.
Nitekim Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Aliyev bu nedenle gönül koymuş ve Ankara'da yapılan Türk Devletleri Topluluğu toplantısına gelmedi.
Bunu bir yol kazası olarak görelim ve “Ey Türk, titre ve kendine dön” diyerek yolumuza devam edelim.
XXXX
Kardeş ülke Azerbaycan'ı kaybettik mi?
Ne yazık ki evet.
Tarikatlar Türkiye'de yaptıklarının benzerini Azerbaycan'da yapmayı düşündüler. Ama Aliyev, Türkiye'nin en büyük probleminin tarikatlar ve radikal dinciler olduğunu gördü ve en başta okullarda ve kamu kuruluşlarında türban yasağı getirerek önlem aldı.
Türkiye'deki radikal dinciler ve tarikatlar Azerbaycan'ın iç işlerine karışır noktaya gelince Aliyev kardeşliği bitirdi.
Ankara'da yapılan Türk Devletleri Birliği toplantısına gelmedi.
Peki, ne olacak şimdi; Azerbaycan'la durumumuz nasıl düzelecek?
Bekleyip göreceğiz.
XXXX
Yeni Şafak gazetesinin yandaş yazarı Hüseyin Likoğlu, isim vermeden Recep Tayyip Erdoğan'ın tehdit edildiğini, “Oğlumu tutuklayacak adam daha anasının karnından doğmadı” dediğini yazıyor.
Kendini ülkenin Cumhurbaşkanını tehdit edebilecek güçte gören bu adam kim acaba?
Özellikle yandaş, yalaka medyada herkes biliyor ama yazmıyorlar. O kadar da cesur değillermiş.
Bazı tahminler var. “Hayati Yazıcı olabilir” diyenler varsa da net söylemiyorlar.
Hayati Yazıcı olabilir mi? Neden olmasın; oğlunun mallarına tedbir konmuştu, bir saat sonra tedbiri kaldırttı. Güçlü adam. Bu gücünü Recep Tayyip Erdoğan'a gösterecek, ona rest çekecek kadar güçlü mü? Eğer resti çeken o ise onu da zaman içinde öğreneceğiz.
Eğer Hayati Yazıcı değilse Yeni Şafak yazarı Hüseyin Likoğlu'nun Recep Tayyip Erdoğan'ın önüne attığı bu cesur ve güçlü adam kim?
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kaza
Yayın: 30 Ekim 2026 09:27 · Kaynak: marmarismanset.com