Habermetrik
← Ana Sayfa
02 Kasım 2026 13:59
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

İklim Değişikliği Karşısında Ormanların “Yeşil Akciğer” Rolü Her Zaman Geçerli Midir?

İklim Değişikliği Karşısında Ormanların “Yeşil Akciğer” Rolü Her Zaman Geçerli Midir?
Görsel kaynağı: bolugundem.com
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • “Bolu’muzun küresel iklime dayanıklı doğal karışık ormanlarının (çam +göknar, göknar+kayın,meşe+çam, vb.) kıymetini çok ama çok bilmeliyiz.” Ormanların iklim değişikliği karşısında faydalı olabilmeleri için, saldıklarından daha fazla karbon depolamaları gerekir

“Bolu’muzun küresel iklime dayanıklı doğal karışık ormanlarının (çam +göknar, göknar+kayın,meşe+çam, vb.) kıymetini çok ama çok bilmeliyiz.”

Ormanların iklim değişikliği karşısında faydalı olabilmeleri için, saldıklarından daha fazla karbon depolamaları gerekir. O zaman “karbon yutakları” olarak kabul edilebilmektedir.

Başrollerdeki fotosentezin karbonun bitkiye girmesine izin vermesi olayına “karbon fiksasyonu” denir. Bu uzun vadeli bir süreç olan karbon tutulması ile aynı şey değildir.

Oysa, bitkilerde fotosentezin aralıklı oluşu, özellikle suyun kıt olduğu kuraklıklarda, ışığın olmadığı gecelerde,,sıcaklığın daha yüksek ve düşük olduğu,yazın sıcak hava dalgaları ve kışın donlu dönemlerinde önemli ölçüde artablir ve hatta durabilir.

Fransa’da iklim değişikliği ve ormanların rolü konusunda çalışan araştırmacılar Guillaume Decocq ve François Criscuola ‘(2026) araştırmalarında; Fransız ormanlarının giderek,depoladıklarından daha fazla CO2 saldıklarını ifade ederek endişelerini bildiriyorlar:

“Ormanlar, mevcut ağaç türleriyle edilen,yönetim yöntemlerine ve hasat odunun kullanım şekline bağlı olarak iklim değişikliğine karşı daha dirençli veya daha az dirençli olabilirler” demektedirler.

Aslında CO2 fiksasyonu (tutulması) konusunda bir şeyin açıklığa kavuşturulmasında da ısrarlılar...

Ormanlar ve dünyadaki bitkilerin tamamı karbon depolayabilse de bu;her yıl 29000 gigaton (Gt) CO2 depolayan okyanuslar ve yüzey sularıyle kıyaslanamaz bile; fotosentetik bitkilerin yakaladığı 2000 Gt ‘ye kıyasla bu rakam oldukça düşüktür.

Fotosentez konusuna gelince;araştırmacılara göre,klorofil içeren bitkilerin bu yeteneği yanlış anlaşılmakta.

Bazı durumlarda örneğin kışın veya geceleri ağaç solunum yapmaya devam eder,ancak fotosentezi durdurur,bu nedenle emdiğinden fazla CO2 salar. Fotosentez sırasında yakalanan CO2 ‘in ağaç tarafından solunum yoluyla atılan oran düşük olsa da, ağaç hastalık veya başka nedenlerle ölürse,yavaş yavaş çürüyecektir,bu da uzun vadede büyük miktarda CO2 salınımına yol açacaktır.

BİYOÇEŞİTLİLİĞİN ROLÜ; Aslında bir ormanda sadece ağaçlar değil,tüm organizmalar karbon salınımına katılır. Bu nedenle topraktaki biyoçeşitlilğinde önemi büyüktür. Yaprakların ve kurumuş bir dal düştüğünde de aynı şey olmakta,orman toprağı ağaçların toprak üstü kısımlarına kıyasla genellikle çok daha fazla bir karbon stoğu oluşturur.

Ancak bir orman yanarsa, çok uzun süreli bir kuraklık olursa veya patojen saldırıları,sonucu çok fazla ağaç ölürse, uzun vade de bir karbon kaynağı haline gelebilir ve artık bir karbon yutağı olmaktan çıkabilir.

İşte Fransız araştırıcıların, Fransa’da gördükleri endişe verici olgu; yaz ortasında yaprakların sararıp dökülmesini veya ağaçların üst dallarının kurumasını gözlemleyerek bunu görmeleri sonucu oluşmuştur.

Bu olgunun olumsuzlukları olarak, zayıf ağaçlar enfeksiyonlara ve zararlı böcek saldırılarına karşı savunmasız hale gelir, ölüm oranları artar. Kısır bir döngü oluşturur.

Peki bu durumda ormanları ve toprakları iklim değişikliği karşısında ne yapılabilir?

_ Sera gazı ve atmosferdeki CO2 miktarını azaltmak gerekiyor. Bunubaşarmak için CO2 emisyon kaynakları azaltılmalıdır.

_ Organik karbon stoklarını korurken fotosentezi teşvik ederek CO2 sürdürülebilir bir şekilde tutulabilir.

_ Fotosentezi teşvik ise; verimini artırmak olanaksız,ancak fotosentetik yüzey alanını artırabiliriz. Esas olarak bu da tropikal ormanları daha çok ilgilendiren ağaçlandırma ve ormansızlaşmayı önleme politikalarını ciddiye alınmasıyla olur.

_Orman alanını değiştirmeden de bitki örtüsü katmanlaştırmasına odaklanarak fotosentetik yüzey alanını etkilemek olanaklıdır. Bunun için ormanın ışık seven ağaçları ile gölgeye kanaatkar türlerin desteklenmesi karışık orman yapısının muhafazası ve devamında kesin israr edilmesi gerekir.

Zira bu orman yapıları aynı yaşlı plantasyonlarda (ağaçlandırma) göre çok daha fazla yüksek fotosentetik verim sağlar.

_Hatta çok türlerinin tabakalanması,yerde ölü odun miktarı arttıkça bitki hayvan veya mikrobiyal tür çeşitliliği artar. Ve toprak üstü ve altı biyoçeşitliliği desteklerken% 40 kadar fazla karbon depolaması mümkün olur.

Ülkemizin özellikle Karadeniz Bölgesindeki yapısı bozulmamış doğal karışık ormanları avantajlı durumunu korumaktadır.

1992 yılında Almanya’da Münih Or. Araş. Enstitüsü’nde katıldığım bir sempozyum

oturumunda;kıdemli bir silvikültür profesörü.”Türk ormancıları olarak sizler klonal plantasyonları,tohum meşcerelerini vb.alanlarını dolaştınız. Bunlar belki si zde olmayabilir, fakat siz doğal karışık ormanlarınızı muhafaza ettiniz.

Bu sebeple hiç bir şekilde kendinizi üzmeyin. Daha başarılı şekilde d avrandınız ve doğal karışık ormanlarınızı dönüştürmediniz. Buna karşılık Alman ormancılığı riskli bir gelecek taşımaktadır.” Onun bu haklı sözleri benim için çok değerli olmuştur.

Fransız Araştırmacıların diğer yandan çok önemli gördükleri yanlış bir anlama konusu; hızlı gelişen ağaç türlerinin yavaş büyüyenlere göre CO2 ‘i çok daha verimli bir şekilde tuttuğu yönündedir. Bu da ormanlarımızdaki doğal meşe,kayın, göknar ve diğer kendiliğinden yetişen türleri terk edip yerli kozalaklı ağaçlar (sahil çamı) ve egzotik türleri,melez kavakları,okaliptüs veya douglas gibi tercih terci h etmek yanıltıcı bir bahane oluşturmuştur.

Bu ağaçların sadece bir.kaç yılda biriktirdiği odun miktarı genellikle etkileyicidir. Yani odunu çok düşük yoğunluğa sahip yumuşak odundur.

Oysa aynı miktarda odun için yavaş büyüyen bir tür, bu nedenle çok daha fazla miktarda karbon depolar. Depolanan karbon miktarı ile bir ağacın büyüme hızı arasında hiç bir ilişki bulunmamaktadır..Çünkü önemli olan ağacın ömrüdür

Yine ormanlardan elde edilen odunun akıbeti soru işaretleri doğürmakta...Zira bu ağaçlardan yakalanan karbon yakıldığı anda atmosfere salınacaktır. Örneğin Fransa2da her yıl hasat edilen 57 milyon m3 odunun 39 milyon m3 ü (% 68.4)odun enerjisi olarak kullanılıyor.

Fransa’daki en büyük zorluk;iklim değişikliğine karşı ormanın direncini artırmaktır. Bu da orman mühendisliğinde yeni bir yaklaşım geliştirmeyi gerektiriyor.

Artık ormanın yalnızca sanayi ve ekonomi lobilerinin çıkarlarına hizmet eden ve diğer orman kullanıcılarının zararına olan üretim odaklı ve sürdürülemez bir vizyonu teşvik eden kamu politikaları tartışmaya açılmalıdir.

Fransa’da son dönemlerde yaşanan ormancılık sorunlarından alınacak dersler rmutlaka olacaktır. Yine ev sahipliği yapacağımız COP 31 müzakerelerinden edineceğimiz yeni roller olacaktır. Yeşil akciğerlerinizle birlikte sağlıcakla kalınız.

K AYNAK: Guillaume Decocq, Françis Criscuola 2026:Pourquoi il faut en finir avec le mythe d la foret salvatrice. The Conversation.fr.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: bolugundem.com
Haber metni ve görseller bolugundem.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Hava
Yayın: 02 Kasım 2026 13:59 · Kaynak: bolugundem.com
Kaynağı Oku ↗