Yemen’den İran’a Batı Asya’da saflaşma
- Batı Asya’da bugün giderek belirginleşen saflaşma, Suudi Arabistan ile Yemen’deki çatışmanın ve Mekke İttifakı’nın sınırlarını aşan bir anlam taşıyor
Batı Asya’da bugün giderek belirginleşen saflaşma, Suudi Arabistan ile Yemen’deki çatışmanın ve Mekke İttifakı’nın sınırlarını aşan bir anlam taşıyor. Çin’den Rusya’ya, Türkiye ve Pakistan’dan Mısır, Katar, Endonezya ve Cezayir’e uzanan farklı ülkelerin belirli meselelerde aynı yönde konumlandığı görülüyor.
Bu ülkeleri bir araya getiren ortak bir siyasi program veya askeri ittifak değil. Bunu sağlayan, enerji güvenliği, deniz ticaret yollarının korunması, bölgesel savaşın yayılmasının önlenmesi gibi nesnel çıkarların kesişmesi.
GENEL SAFLAŞMABu saflaşmanın arka planında dünya çapındaki güç mücadelesi var. İkinci Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin öncülüğünde kurulan ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından tek kutuplu hale gelen dünya düzeni artık işlemiyor.
ABD, kendi hegemonyasını korumak istiyor, ancak borusu eskisi kadar ötmüyor. Bu koşullarda gelişen dünya devletlerinin kendi inisiyatiflerini kullanabilecekleri alan genişliyor. İsrail ise askeri saldırganlık ve bölgesel yayılma çizgisini derinleştirerek, ABD’nin gerilediği koşullarda bölgesel inisiyatifin genişlemesini kendisine en az zararı verecek sınırlar içinde tutmaya çalışıyor.
ABD ile İsrail bu noktada birleşiyor. Karşılarında ise farklılıklarına rağmen kendi egemenliklerini, güvenlik ve ekonomik çıkarlarını korumak, hegemonyacılık karşısında hareket alanlarını genişletmek isteyen gelişen dünya devletleri bulunuyor.
YEMEN CEPHESİ’NDE RUSYA VE ÇİN’İN DURUŞUBu saflaşmanın somut örneklerinden biri Yemen cephesinde görülüyor. Yemen’de Ensarullah yönetimi ile Riyad arasındaki çatışma, bir yönüyle perde gerisinde ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın cephelerinden biri niteliği taşısa da, bunun çok ötesinde sonuçlar doğuruyor.
Babülmendep ve Kızıldeniz üzerinden yürüyen deniz ticaretini ve enerji ulaşımını tehdit eden gelişmeler, yalnızca ABD’nin değil, Rusya’nın ve Çin’in de çıkarlarını tehlikeye atma potansiyeli taşıyor. Suudi Arabistan’ın güvenliği, bu iki ülke açısından da enerji arzının, ticaret yollarının ve bölgesel istikrarın korunmasıyla doğrudan bağlantılı.
Daha önemlisi, her iki ülke de ABD ve İsrail’in çatışmaları körükleyerek savaşı yayma girişimlerinin karşısında, İran’ın ve Suudi Arabistan’ın da içinde bulunduğu bölge ülkelerinin sorunlarına kendi aralarında istişare ve diplomasi yoluyla çözüm bulmasını destekliyor. Bu nedenle Çin, İran’a yönelik savaşa karşı konumlanıyor ama Suudi Arabistan’la kapsamlı ekonomik ilişkilerini sürdürüyor.
Aynı zamanda gemilerinin güvenliği için Ensarullah yönetimiyle de temas halinde. Rusya, ABD ve İsrail saldırganlığının karşısında İran’a destek veriyor. Ama Riyad’la enerji ve bölgesel istikrar alanlarında derinleşen bir işbirliği içinde.
ABD ve İsrail’in saldırısına karşı İran’ın yanında yer alan Rusya ve Çin, aynı zamanda Hürmüz’ün ve Babülmendep’in açık kalmasını ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini destekliyor. Her iki ülkenin tutumu, Suudi Arabistan’ın güvenliğini desteklemenin zorunlu olarak İran karşıtı bir askeri saflaşmaya dahil olmak anlamına gelmediğini gösteriyor.
MEKKE VE R4 ÜZERİNDEN İRAN İLE TEMAS26 Ekim’de Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan’dan üst düzey yetkililerin Tahran’da İranlı yetkililerle bir araya gelmesi, Mekke İttifakı’nın otomatik olarak İran’a karşı bir askeri ittifak olarak tanımlanamayacağını ortaya koydu. Tersine, Mekke İttifakı üyeleri ile İran arasındaki görüşme, bu üç ülkenin yöneliminin askeri işbirliğinin ötesinde daha geniş bir bölgesel işbirliği arayışı olduğunu gösterdi.
Burada Mekke İttifakı’nda olmayan fakat İttifak üyeleri ile birlikte R4 mekanizması içinde yer alan Mısır’ın konumu da önem taşıyor. Mısır, Suudi Arabistan’ın güvenliğini kendi ulusal güvenliğiyle bağlantılı görüyor. Kızıldeniz ve Babülmendep’teki güvenlik, Süveyş Kanalı’nın işleyişini doğrudan etkiliyor.
Mısır Parlamentosu’nun Suudi Arabistan’ın savunmasına askeri destek verilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Sisi’ye yetki tanıması dikkat çekiyor. Ancak Mısır, İran’la diplomatik temaslarını da sürdürüyor. Bu kapsamda R4 mekanizmasının rolü de dikkat çekiyor.
Türkiye, Mısır, Pakistan ve Suudi Arabistan’ı bir araya getiren R4 mekanizması, 23 Ekim’de İstanbul’da dışişleri bakanları düzeyinde toplandı. Mekke İttifakı üyelerinin Tahran ile toplantısının ardından Mısır Dışişleri Bakanı 27 Ekim’de İranlı mevkidaşıyla görüştü.
Görüşmede İran ile R4 mekanizması arasındaki istişarelerin genişletilmesi ele alındı. NESNEL ÇIKARLARA DAYANAN ORTAKLIKTürkiye’nin Katar ve Endonezya’yla Bedir Mutabakatı çerçevesinde geliştirdiği savunma işbirliği de bu ilişki ağına ekleniyor.
Katar ve Endonezya’nın yanı sıra, Çin’in Afrika’daki en önemli stratejik ortaklarından Cezayir’in de Suudi Arabistan’a yönelik Ensarullah saldırılarını kınayarak Riyad’la dayanışma açıklaması dikkat çekiyor. Bu ülkelerin açıklamalarında farklı vurgular öne çıksa da Suudi Arabistan’ın egemenliğine ve güvenliğine destek, sivil ve ekonomik altyapının korunması ve Kızıldeniz-Babülmendep hattında deniz ulaşımının güvenliği ortak noktaları oluşturuyor.
Türkiye, Mısır, Katar, Pakistan, Endonezya, Cezayir, Rusya ve Çin’in tutumlarında ortaya çıkan bu paralellik, enerji ve ticaret yollarının güvenliği, bölgesel istikrar ve savaşın yayılmasının önlenmesi gibi konularda nesnel çıkarların kesişmesinden ve gelişen dünya devletlerinin dünya çapındaki saflaşmada benimsedikleri konumların örtüşmesinden kaynaklanıyor. Türkiye, Pakistan ve Mısır’ın yanı sıra Suudi Arabistan’ın da İran’la istişare ve diplomasi kanallarını açık tutması, ortaya çıkan saflaşmanın İran karşıtı bir cepheleşme olmadığını gösteriyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 30 Ekim 2026 21:03 · Kaynak: aydinlik.com.tr