Iğdır'da Geçmişin Sonbaharı: Hasat, İmece ve Kış Hazırlıkları
- Iğdır'ın geleneksel sonbahar yaşamı, imece usulü yürütülen tarımsal hasat faaliyetleri ve kış hazırlıklarıyla kültürel bir zenginlik sunuyordu
- Bölge halkının şeker pancarı, pamuk ve meyve hasadıyla şekillenen bu dönemi, toplumsal dayanışmanın ve bereketin simgesi haline gelmişti
Türkiye'nin Iğdır bölgesinde geçmişin sonbahar ayları, bostanların bozulmasıyla başlayan yoğun bir emek ve dayanışma sürecine sahne olurdu. Şeker pancarı ve pamuk hasadının merkezde olduğu bu dönemde, köylüler imece usulü çalışarak ürünlerini toplardı.
Erkeklerin yaba yardımıyla topraktan çıkardığı pancarlar, kadınların yapraklarını temizlemesiyle işlenmeye hazır hale getirilirdi. Melekli ve Kars caddelerindeki kantarlara taşınan pancarlar, buradan Erzurum Şeker Fabrikası'na gönderilir, elde edilen gelir ise hem üreticinin hem de Iğdır esnafının yüzünü güldürürdü.
Pamuk hasadı ise tarlaların bembeyaz örtüye büründüğü, kadın ve erkeklerin büyük bir gayretle çalıştığı bir diğer önemli süreçti. Toplanan pamuklar çırçır fabrikalarına ulaştırılırken, genç kızlar ve çocuklar paylarına düşen pamukları bakkallarda veya çerçilerde ihtiyaçlarıyla takas ederlerdi.
Tam açılmamış kozalar ise kış akşamlarında soba başında gerçekleştirilen 'koza çekme' etkinliklerinin ana malzemesi olur, çocuklar masallar eşliğinde bu zahmetli işi keyifli bir oyuna dönüştürürdü. Bağ ve bahçelerde ise sonbaharın bereketi; üzüm, payız armudu, elma, iğde ve nar gibi meyvelerle kendini gösterirdi.
Necef Ali ve Gadıkışlağın üzümleri, kış boyu tüketilmek üzere kilerlere asılır veya serin yerlerde muhafaza edilirdi. Ayrıca Yaycı ve Alikamer köylerinin lahanaları, kurutulan nohutlar, börülceler ve susamlar kışlık erzak olarak hazırlanır; patlıcan reçeli ve çeşitli turşularla kış sofraları zenginleştirilirdi.
Hayvancılıkla uğraşanların yayladan dönmesiyle tulum peyniri ve sarı yağ gibi ürünler sahiplerine ulaşır, artan kısımlar ise çarşı tezgahlarında yerini alırdı. Ekim ayında buğday ekimiyle birlikte tarlalar kış uykusuna hazırlanırken, köylüler zorunlu işlerin ardından köy odalarında veya kahvehanelerde bir araya gelirdi.
Erkekler soba üzerinde ısıtılan tapanlarla sohbet ederken, kadınlar el işleriyle uğraşır, çocuklar ise kavurga yiyerek vakit geçirirdi. Bu dönem, sadece fiziksel bir hazırlık değil, aynı zamanda toplumsal bağların güçlendiği bir zaman dilimiydi.
Gurbetteki evlatlara gönderilen reçeller, komşularla paylaşılan ürünler ve imece ruhu, bölge kültürünün temel taşlarını oluşturuyordu. Bugün ise bu gelenekler, geçmişin alın teri ve emeğiyle yoğrulmuş, yardımlaşma ve bereketin hatırlanması gereken kültürel bir miras olarak yaşatılmaya çalışılıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Tarım
Yayın: 01 Kasım 2026 10:23 · Kaynak: guvengazetesi.com.tr