Liste Nerede, Para Nerede, Adalet Nerede?
Soyguncuların, vurguncuların, hırsızların listesi var mı? Var! Peki, neden açıklanmıyor? İsimler neden milletten, milletin temsilcisi TBMM’den saklanıyor? Fon krizinin üzerinden günler, haftalar geçti. Neden hâlâ bütün gerçekleri ortaya koyan, milyarların hesabını veren bir tablo kamuoyunun önüne konulmuyor?
Soyguna adı karışan 141 kişi, 41 firma… Kim bunlar? Kaçı soruşturuluyor, kaçı hakkında işlem yapılıyor? Kaçının mal varlığına tedbir konuldu? Kaçı ayrıcalıklı muamele görüyor? Yoksa amaç milyarların izini sürmek değil de izlerini silmek mi?
Yaklaşık 130 milyar liranın hesabını kim verecek? Bu rakamın ne kadarı doğrulanmış zarar, ne kadarı iddia? Para nereden geldi, nereye gitti, kimlerin elinde kaldı? Ne kadarı geri alındı? Daha da önemlisi, geri alınamayan paranın akıbeti ne?
Çalındığı kanıtlanan parayı iade etmek, suçun hesabını vermekten kurtulmanın yolu mu? Hukukta “Çaldığını iade et, kurtul!” diye bir madde mi var da bizim mi haberimiz yok? Böylesine büyük bir olayın karanlık yüzü, görünmeyen bağlantıları ve hesap sorulamayan isimleri neden milletten gizleniyor?
Devletin içinde örgütlü bir suç yapılanması varsa mensuplarının isimleri neden açıklanmıyor? Böyle bir yapılanma yoksa kamuoyundaki kuşkular neden giderilmiyor? Milletin güveni, suskunlukla değil, belgelerle kazanılır!
TBMM neden susuyor? Araştırma komisyonu neden kurulmuyor? Milletin parasının hesabını sormak, milletin temsilcilerinin görevi değil mi? Komisyon kurulması önerisinin Meclis’e sunulduğunu sağır sultan duydu da neden reddedildi?
Yoksa TBMM, millet adına hesap soran yüce bir kurum olmaktan çıkarıldı da milletin mi haberi yok? İktidar, gerçeklerin bütün açıklığıyla araştırılmasından neden çekiniyor? Sorulardan korkanlar, cevaplardan da mı kaçıyor? Adaletin görevi, soru soranları susturmak değil, cevapları ortaya çıkarmaktır!
Böylesine büyük bir vurgun iddiası gündemdeyken SPK neredeydi, Borsa İstanbul neyi denetliyordu? Halka arz edilen şirketlerin mali tabloları, ortaklık yapıları ve para hareketleri yeterince incelendi mi? Riskler önceden görüldüyse neden müdahale edilmedi?
Görülmediyse denetim mekanizmaları neden işlemedi? Fon krizi patlak verdiğinde sorumlular neden derhâl görevden el çektirilmedi? Gecikmenin gerekçesi neydi, bu süreçte kimler kimleri korudu ve neleri gizledi?
Sorumlular hakkında hangi işlemler yapıldı? Yurt dışına milyarlarca lira aktarıldığı iddialarının belgeleri nerede? Rothshild Bank’a transfer yapıldığı iddiası doğru mu? Neden Rothshild? Londra’ya para gönderildi mi? Yabancı yatırımcıların Türkiye’deki ortakları kimler?
Norveç Varlık Fonu’nun bu olayla gerçek bir bağlantısı var mı? Bunları birbirinden ayırıp açıklamak neden bu kadar zor? Şeffaflık, iş işten geçtikten sonra verilen söz değil, hesap verebilirliğin temel şartıdır!
Hz. Muhammed’in (s.a.s.) adalet anlayışı, güçlüyle zayıfın hukuk önünde eşit olmasını emretmiyor mu? Yoksa Ziya Paşa’nın asırlar önce dile getirdiği: “Milyonla çalan mesned-i izzette ser-efrâz/ Birkaç kuruşu mürtekibin câyi kürektir.”, beyti ile anlattığı düzende mi yaşıyoruz?
Milyonları götürenlerin yüksek makamlarda baş tacı edildiği, birkaç kuruşun hesabını veremeyenlerin cezalandırıldığı bir düzeni, adaletin neresine yamayacağız? Güçlüye başka, güçsüze başka hukuk olur mu? Gerçeklerin ortaya çıkarılmasına kim veya kimler karşı çıkıyor?
Suçlulara dokunulmazlık zırhını kim giydiriyor? Milletin parasını korumakla yükümlü olanlar görevlerini yaptı mı? Kamuoyunun vicdanını rahatlatacak açıklamalar neden yapılmıyor? Meclis neden bütün iddiaları araştırmıyor?
Denetim kurumları neden sorulara açık ve belgeli cevaplar vermiyor? Milyarlarca liranın akıbeti neden ortaya konulmuyor? Adalet, yalnızca suçluyu cezalandırmak değil, suçun üzerindeki perdeyi de kaldırmaktır! Vurguncu listesi nerede?
130 milyar liranın hesabı nerede? Sorumlular kim, denetleyenler nerede? Adalet nerede? Bu ülkede milletin parasını kaybetmek mi daha kolay, yoksa o paranın hesabını sormak mı? Herkes hukuk önünde eşitse hiç kimsenin makamı, serveti, siyasi kimliği veya bağlantıları onu soruşturmadan muaf tutmamalıdır.
Suçu kanıtlanan herkes, kim olursa olsun, hukuk önünde hesap vermelidir! Mesele yalnızca bir fon meselesi değildir. Mesele, devletin itibarı, kamu kaynaklarının korunması ve adalete duyulan güvendir. Bir ülkede adaletin gücü, güçsüzlere ne kadar sert davrandığıyla değil, güçlülere ne kadar dokunabildiğiyle ölçülür.
Millet cevap bekliyor! Belgeler konuşsun, gerçekler ortaya çıksın, sorumlular hesap versin, adalet yerini bulsun, istiyor! Yeter artık! Biz, bu ülkenin vatandaşları olarak cevapsız soruların çoğaldığı bir ülke değil, hesap sorulan ve hesap verilen bir ülkede yaşamak istiyoruz.
Milletin parası sahipsiz, adaletin terazisi şaibeli, hesap sorulması gereken makamlar suskun kalamaz!
Kategori: Asayiş
Yayın: 26 Ekim 2026 07:44 · Kaynak: gunisigigazetesi.net