Akıl satma!
- Deyimlerin çokluğu ve çeşitliliği bir dilin ne kadar zengin olduğunun en açık göstergelerinden biridir
- Türkçemiz de bir deyimler hazinesidir, bu bakımdan dilimizle ne kadar övünsek yeridir
Deyimlerin çokluğu ve çeşitliliği bir dilin ne kadar zengin olduğunun en açık göstergelerinden biridir. Türkçemiz de bir deyimler hazinesidir, bu bakımdan dilimizle ne kadar övünsek yeridir. Herhangi bir konu, durum, kavram, olgu yoktur ki Türkçenin bereketli teknesinde yeniden karılıp, fırına sürülmemiş olsun.
Kutsal Memleket; Anadolu’da yaşayan bizler, ortak kültürümüzün, işlek zekamızın ürettiği bu deyimleri dumanı tüten taze ekmekler misali soframızdan eksik etmeyiz, daha doğrusu edemeyiz.
Dertlerimizi, tasalarımızı, sevinçlerimizi, kızgınlıklarımızı, tepkilerimizi, özetle içimizden geçen her neyse onu dillendirirken hep deyimlerden yararlanırız. Bu yazımıza konu ettiğimiz deyim de onlardan biridir. Anılan deyimdeki sözcükler de eğretileme yahut eski ifadesiyle mecazla kendi anlam alanlarının ötesine taşmışlardır.
Öyle ya! akıl çarşıda pazarda, tezgaha rafa dizilecek türden bir meta mıdır ki müşteri bulup da satasın?
Akıl satmak deyimini kısaca ve özetle; şimdilerde oldukça moda olan bir anlatımla: Üstencil bir tavırla bir başkasına,’ göya’ yol gösterip, düşüncelerini benimsetmeye çalışmak olarak veriyor sözlükler. Akıl satmak, akıl veya öğüt verme, yahut tavsiyelerde bulunma gibi olumlu amaca hizmet eden bir kavramı işaret etmiyor anlaşılacağı üzere.
Son derece sevimsiz, itici, bir o kadar da gereksiz ve faydasız bir çabayı mecazi anlatımla eleştirip, alaya alıyor.
Aklı kimler satar? Belki de Aklı, akılsızlar kendinden daha akılsızlara satar, cerbeze yeteneğinin oranına göre çok da müşteri bulabilir. Laf ebeleri, çenesi kuvvetliler, demagoglar, kürsüleri yumruklayan, höyküren politikacılar vs. akıl satma potansiyeli yüksek kimselerdir.
Oysa, gerçek akıl sahibi, sahibi olduğunun para edeceğinden veya işe yarayacağından kuşkuya düşendir, o yüzden çarşıda pazarda dolaşmaz. Doğruluğundan kendisinin dahi emin olmadığı bilgisini sorana bile söylemek istemez, temkinlidir, yanlış yönlendirmekten, kötü etkilemekten özenle kaçınır.
Akıl satmak esasta; mizahın malzemesi olacak türden bir olgudur. Kendisine bişey sorulmadığı, hatta üstüne vazife olmadığı halde karşısındakine bilmiş bilgiç, yarım yamalak, yalan yanlış, yargılar, vargılar dikte edip, boyuna posuna bakmadan tavsiyelerde bulunana ancak gülünür geçilir.
Düşünsenize; cehalet çukurunda debelenen bir malumatfuruştan yaşam felsefesi dinlediğinizi, yahut bizzat kendi kişisel zaaflarının esiri olmuşun size ahlak erdem konulu vaaz verişini... böylelerine en fazla şöyle; ağız dolusu bir hassstir! çekersiniz.
Bir de profesyonel akıl satıcılar vardır. Bunlara güncel hayattan ziyade medyada, özellikle de sosyal medya da bolca rastgelmek mümkündür. Ne kadar kültürlü ve bilgili olduklarını izleyenlerin gözüne sokmak için umumiyetle kütüphanelerin önünde video çeken zevat şahsen ilgi alanıma girmektedir.
Okunurluklarını ve güvenilirliklerini gayrı kaybetmiş yazarlar, çaptan düşmüş alacalı bulacalı siyasetçiler, kısaca ciddiye alınmak istenen ne kadar adam varsa, “Kanaat Önderi” pozlarında yırtınarak akıl satmada, düşünce pazarlamada. Öyle ki aralarında partileri yönetmekten, devleti yönetmeye kadar yüreklerinde ihtiras ateşi yanmayan yok bu mübareklerin.
Görsel medyada; elindeki çubukla; haritalar ve grafikler üzerinden kurmaylık taslayan emekli askerlerin görevdeyken bu kadar mesud ve kazançlı olduklarını sanmıyorum. Stüdyolara doluşan ‘gasteci-yazar’ ünvanlı, kadrolu propaganda elemanlarının faaliyetlerini akıl satmanın da ötesinde gördüğüm için onlara hiç değinmiyorum.
Yazımıza konu olan deyimin mastarlı hali sevimsiz bir tavrı, tutumu kavramsal olarak ifade ederken, mastarsız hali de usançla birlikte gelişen kızgınca bir tepkiyi dile getirmektedir.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Yangın · Bölge: Bursa
Yayın: 27 Ekim 2026 09:24 · Kaynak: bursavar.com