Habermetrik
← Ana Sayfa
06 Kasım 2026 12:19
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Numan Kurtulmuş Malatya'da konuştu: “Cumhuriyetimizin ikinci asrının en büyük projesi Terörsüz Türkiye'dir”

Numan Kurtulmuş Malatya'da konuştu: “Cumhuriyetimizin ikinci asrının en büyük projesi Terörsüz Türkiye'dir”
Görsel kaynağı: malatyayenises.com
⏱️ 18 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Prof
  • Numan Kurtulmuş, İnönü Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, İnönü Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Türkiye’nin terör sorununun çözümünde tarihî bir dönemeçte olduğunu belirten Kurtulmuş, “Nasıl bu en büyük sorunsa, bu sorunun çözülmesi ise Cumhuriyetimizin ikinci asrının en büyük projesidir.” dedi.

Kurtulmuş, süreci “Türkiye modeli” olarak tanımlarken TBMM'nin rolüne, silahsızlanma çalışmalarına, bölgesel gelişmelere ve toplumsal kardeşliğe dikkat çekti.

EDİTÖR / malatyayenises.com Haber Merkezi

TBMM Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, 6 Kasım 2026 Cuma günü İnönü Üniversitesi Turgut Özal Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’ne katıldı.

Malatya'daki programda akademisyenlere, öğrencilere ve davetlilere hitap eden Kurtulmuş, konuşmasının ilk bölümünde İnönü Üniversitesinin gelişimini ve 6 Şubat depremlerinin ardından Malatya'da yürütülen yeniden inşa çalışmalarını değerlendirdi.

Konuşmasının devamında Terörsüz Türkiye sürecine geniş yer ayıran Kurtulmuş, “Türkiye modeli” olarak adlandırdığı yaklaşımın altı temel özelliğini ve sürecin bugün ilerlemesini sağlayan gelişmeleri anlattı.

“İnönü Üniversitesi yakından takip ettiğim üniversitelerimizden birisidir”

İnönü Üniversitesi ile uzun yıllara dayanan bir bağının bulunduğunu belirten Kurtulmuş, daha önce de üniversitenin çeşitli programlarına katıldığını hatırlattı.

Kurtulmuş, üniversiteye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Bu salonda zannediyorum 4. konuşmam olacak. Daha evvelki önceki yıllarda da Malatya Üniversitesi'nin açılışı ya da başka programlar dolayısıyla bu salonda birlikte olduk.

Aynı şekilde buradaki Tıp Fakültesi'nin bünyesinde bazı bölümlerin açılış programlarında da birlikte olduk.”

İnönü Üniversitesinin gelişimine dikkat çeken Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Velhasıl İnönü Üniversitesi benim için gayet yakından tanıdığım, gayet yakından takip ettiğim önemli üniversitelerimizden birisidir. 51 yıl geride kalmış.

İnönü Üniversitesi'nin kuruluşu dün gibi yakın bir tarihteydi. Artık Türkiye'nin köklü yerleşik üniversitelerinden birisi.”

Üniversitenin 32 bini aşkın öğrencisi bulunduğunu belirten Kurtulmuş, özellikle tıp alanındaki çalışmaların önemini vurgulayarak kuruluşundan bugüne emeği geçenlere teşekkür etti.

“Malatya'nın yeniden ayağa kalktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyorum”

Konuşmasında 6 Şubat 2023 depremlerinin Malatya'da yol açtığı yıkıma da değinen TBMM Başkanı Kurtulmuş, deprem sonrası kente gerçekleştirdiği ziyaretleri hatırlattı.

Kurtulmuş, “Ayrıca depremden sonra da iki kez Malatya'ya gelme imkânım oldu. O büyük yıkıntıyı, o felaketlere hüzünlü günleri, o zor günleri yakından biliyorum.” dedi.

Malatya’nın yeniden inşa çalışmalarında önemli ilerleme kaydettiğini savunan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı: “Bugün geldiğimde de şunu artık övünerek ifade edebiliriz ki bu hepinizin gücü, Türkiye'nin gücü, 86 milyonun gücü. O büyük yıkıntılardan tahrip olmuş Malatya'dan bugün artık modern bir şehir haline doğru, yenilenmiş bir Malatya'ya doğru hızla gelişim kaydedildiğini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.”

Yeni yerleşim alanlarının oluşturulmasına da dikkat çeken Kurtulmuş, daha önceki ziyaretlerinde görmediği bölgelerde 100 bin ila 150 bin nüfusa ulaşabilecek yeni yerleşimlerin inşa edildiğini ifade etti.

Yeniden inşa sürecini değerlendiren Kurtulmuş, “Şunu da iftiharla ifade ederiz ki bu kadar büyük ve yaygın bir yıkım herhâlde dünyanın başka bir yerinde olsaydı bu kadar kısa bir süre içerisinde ayağa kalkmak, yeniden hatta eskiden olduğundan daha iyi bir şekilde yola devam etmek mümkün olmazdı.” dedi.

Depremde hayatını kaybeden vatandaşları da anan Kurtulmuş, “Bu vesile ile bir kez daha Malatya depreminde kaybettiğimiz bütün dostlarımıza, bütün kardeşlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Ailelerine başsağlığı diliyorum ve bütün Malatya'ya bir kez daha geçmiş olsun.” ifadelerini kullandı.

Deprem sonrası dayanışmaya vurgu yaptı

Türkiye'nin depremlerin ardından büyük bir dayanışma örneği gösterdiğini belirten Kurtulmuş, deprem bölgesindeki vatandaşların ve ülkenin farklı şehirlerinden gelen gönüllülerin çalışmalarına değindi.

Kurtulmuş, “Depremden sonra millet olarak büyük bir dayanışma örneğini ortaya koyduk. Hem o şehirlerin sakinleri o zor tablonun içerisinde dostluk, dayanışma, kardeşlik mesaisini verdiler. Hem de ülkemizin dört bir yanından insanlar gelerek burada halkımıza destek oldular.” diye konuştu.

Uluslararası yardım çalışmalarına da teşekkür eden Kurtulmuş, depremin ilk anlarından itibaren Türkiye'ye destek olmak amacıyla dünyanın farklı bölgelerinden gelen insanları hatırlattı.

“Terör meselesi Cumhuriyetimizin ilk asrının en ağır sorunudur”

Kurtulmuş, “Öncelikle herhalde hepimiz kabul ederiz, birinci asrını geride bıraktığımız Cumhuriyetimizin birinci asrının en yakıcı, en zor, en ağır sorunu terörle ilgili sorunumuzdur.” ifadelerini kullandı.

Terör nedeniyle çok büyük insanî ve ekonomik kayıplar yaşandığını belirten Kurtulmuş, Türkiye'nin 2,3 trilyon doların üzerinde ekonomik kayba uğradığını ileri sürdü.

Kurtulmuş, “On binlerce insanımız ölmüş. Binlerce insanımız şehit olmuş. Türkiye 2,3 trilyon doların üstünde büyük bir ekonomik kayba neden olan bir belayla karşı karşıya kalmıştı.” dedi.

Terörün toplum üzerinde bıraktığı etkileri de değerlendiren Kurtulmuş, şöyle devam etti: “Hatta bunun da ötesinde, zaman zaman milletimizin de umutlarının yıkıldığı, Türkiye'de ayrışma, bölünme senaryolarının gündeme geldiği çok zor, çok çetin dönemler de geride kalmıştır.”

“Cumhuriyetimizin ikinci asrının en büyük projesidir”

Türkiye'nin terör sorununu çözmek amacıyla yeni bir döneme girdiğini ifade eden Kurtulmuş, yürütülen çalışmaların ülkenin geleceği açısından tarihî öneme sahip olduğunu savundu.

Kurtulmuş, “Şimdi Türkiye Cumhuriyetimizin ilk asrının en zor sorunu olan terör meselesini çözmek için bir yola çıktık.” dedi.

Terörün tamamen geride bırakıldığı bir döneme ulaşmayı hedeflediklerini belirten Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “İnşallah en kısa süre içerisinde tamamıyla terörün geride kaldığı, buradaki hatıraların, buradaki birikimlerin, müktesebatın sadece bizim için tarihsel bir hafıza niteliği taşıdığı günlere inşallah ulaşacağız.”

Kurtulmuş, konuşmasında şu değerlendirmeyi yaptı: “Artık Cumhuriyet tarihimizin ilk asrının en önemli sorununu çözmek için başladığımız bu süreç önümüze yeni bir sorumluluk getiriyor. Nasıl bu en büyük sorunsa, bu sorunun çözülmesi ise Cumhuriyetimizin ikinci asrının en büyük projesidir.”

“Bu süreç Türkiye modelidir”

Terörsüz Türkiye sürecini diğer ülkelerdeki çatışma çözümü örneklerinden farklı gördüğünü belirten Kurtulmuş, yürütülen çalışmaları “Türkiye modeli” olarak nitelendirdi.

Kurtulmuş, modelin ilerleyen yıllarda uluslararası akademik çalışmalara da konu olacağı görüşünü dile getirerek şunları söyledi: “Bu model Türkiye modeli adını verdiğimiz bir modeldir. Dünyadaki bütün çatışma çözümleri örneklerinden fevkalade ciddi şekilde ayrışan ve bir akademisyen olarak söylüyorum, başından itibaren de meselenin içinde olan birisi olarak söylüyorum.

Bundan sonra da dünyanın birçok üniversitesinde çatışma çözümleri alanında ders olarak okutulacak bir süreci yönetiyoruz.”

Kurtulmuş, “Bu süreç Türkiye modelidir.” diyerek modelin altı temel özelliğini sıraladı.

“Türkiye modeli millî bir modeldir”

Modelin birinci özelliğinin Türkiye'nin kendi tarihî ve siyasi birikimine dayanması olduğunu belirten Kurtulmuş, dışarıdan hazırlanmış bir planın uygulanmadığını savundu.

Kurtulmuş, “Biz bu yola girerken, başlarken kendi birikimimizle milletimizin değerlerine, ülkenin siyasi birikimine, devletin tecrübesine ve hepsinden önemlisi de toplumsal dayanışmamıza güvenerek yola çıktık.” dedi.

Sürecin millî niteliğine vurgu yapan Kurtulmuş, “Yani Türkiye modeli dediğimiz bu modelin birinci alametifarikası millî bir model olmasıdır.” ifadelerini kullandı.

“Bu mesele birkaç partinin siyasi projesi değildir”

Türkiye modelinin ikinci özelliğinin dar parti siyaseti dışında değerlendirilmesi olduğunu ifade eden Kurtulmuş, terör meselesinin bütün vatandaşları ilgilendirdiğini belirtti.

Konunun 86 milyon vatandaşı ilgilendirdiğini vurgulayan Kurtulmuş, siyasi partilerin ve farklı toplumsal kesimlerin süreçteki katkılarına teşekkür etti.

Kurtulmuş, sürece destek verenlerin “Bu süreç nasıl başarıya ulaşır?” sorusundan hareket ettiğini savunarak meselenin günlük siyasi tartışmaların ötesinde ele alınması gerektiğini söyledi.

“Bizde üçüncü göz yoktur”

Kurtulmuş, Türkiye modelinin üçüncü özelliğini anlatırken dünyadaki çatışma çözümü örneklerinde dış gözlemcilerin veya uluslararası kuruluşların yer alabildiğini belirtti.

Türkiye'nin yürüttüğü süreçte ise dışarıdan bir üçüncü göz bulunmadığını ifade eden Kurtulmuş, şu sözleri kullandı: “Bu bizim sürecimizin, Türkiye modelinin alametifarikası ise bizde bir üçüncü göz yoktur. Birinci göz de, üçüncü göz de bizatihi milletin kendisidir.”

Kurtulmuş, bu yaklaşımda millet iradesini temsil eden kurumun Türkiye Büyük Millet Meclisi olduğunu vurguladı.

“En aykırı fikirler bile ortak zeminde tartışılabilmeli”

Türkiye modelinin dördüncü özelliğinin açıklık ve şeffaflık olduğunu söyleyen Kurtulmuş, TBMM bünyesinde oluşturulan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun çalışmalarına değindi.

Komisyonun toplumun farklı kesimlerini dinlediğini belirten Kurtulmuş, “Bu sürecin bir başka alametifarikası ise sürecin başından itibaren açık, şeffaf ve gerçekten bütün müzakerelerin halkın gözü önünde cereyan etmiş olmasıdır.” dedi.

Demokratik müzakerenin önemine dikkat çeken Kurtulmuş, “Çünkü biliyoruz ki demokrasinin en büyük gücü, en aykırı fikirlerin bile ortak bir zeminde tartışılabilmesidir.” ifadelerini kullandı.

Kurtulmuş, Türkiye modelinin müzakereci demokrasi açısından önemli bir örnek oluşturduğunu savundu.

“Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge demektir”

Türkiye modelinin beşinci özelliğini bölgesel güvenlik yaklaşımı üzerinden açıklayan Kurtulmuş, Türkiye'nin huzurunun komşu ülkelerdeki gelişmelerden bağımsız olmadığını söyledi.

Kurtulmuş, “İç huzurumuzu komşularımızın selametinden ayrı tutmadık.” dedi.

Türkiye'nin komşu ülkelerde de istikrar ve güvenlik ortamının oluşmasını önemsediğini ifade eden Kurtulmuş, “Terörsüz Türkiye aynı zamanda terörsüz bir bölgenin tahkim edilmesi, kurulması demektir.” sözlerini kullandı.

Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgedeki güvenlik çalışmalarını değerlendiren Kurtulmuş, silahsızlanma ve iç huzurun sağlanmasına yönelik gelişmeler yaşandığını savundu.

Kurtulmuş, farklı etnik ve dinî grupların bir arada yaşayacağı bir bölge hedefini de anlatarak şöyle konuştu: “İnşallah ümit ediyoruz ki en nihayetinde bu işler bittiğinde bu bölge halklarının tamamı, Türkler, Kürtler, Araplar, Sünniler, Aleviler, Şiiler, Müslümanlar, gayrimüslimler herkes huzur ve güven içerisinde yaşayacak.”

“Türk'ün istikbali de Kürt'ün istikbali de birbirine aittir”

Türkiye modelinin altıncı özelliğinin farklılıkları zenginlik olarak görmek olduğunu belirten Kurtulmuş, Türk ve Kürt toplumlarının ortak geleceğine vurgu yaptı.

Kurtulmuş, “Ülkemizdeki farklılıkları bir zenginlik meselesi vesilesi olarak telakki etmektir.” dedi.

Türklerin ve Kürtlerin birbirlerinden ayrı bir geleceğe sahip olmadıklarını savunan Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı: “En başta söylediğimiz Türk'ün gururu, Kürt'ün onurunu esas almayan hiçbir gelişme bu ülkede sonuç elde edemez.”

Kurtulmuş, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Türk'ün istikbali de Kürt'ün istikbali de birbirine aittir ve her iki halk ülkemizin bölünmez bir bütünü olarak varlığını sürdürecektir.”

Farklılıkların ayrışma nedeni değil, Türkiye'nin ortak tarihî birikimi olarak görülmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, Türkiye modelinin uluslararası literatürde de yer alacağına inandığını söyledi.

“Geçmişte de çözüm için girişimler oldu”

Konuşmasının ikinci bölümünde terör sorununun neden daha önce çözülemediğini değerlendiren Kurtulmuş, geçmişte farklı siyasi liderlerin çözüm girişimlerinde bulunduğunu hatırlattı.

Kurtulmuş, “Daha evvel rahmetli Özal'ın, rahmetli Erbakan'ın, Demirel'in ve hatta Ecevit'in bile bu konuyla ilgili adımlar attıklarını, ama sonuç alınmadığını gayet iyi hatırlıyoruz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakanlığı döneminde 2013-2014 yıllarında yürütülen girişimlerin de sonuçsuz kaldığını belirten Kurtulmuş, bunun çok sayıda nedeni bulunduğunu söyledi.

Türkiye'nin içinde ve dışında bazı çevrelerin sorunun çözülmesini istemediğini ileri süren Kurtulmuş, “Terör baronları ve savaş baronları Türkiye'nin terörle ayaklarına pranga vurmak istedikleri için bu sorunun çözülmesine müsaade etmediler.” ifadelerini kullandı.

“Devlet aklıyla millet vicdanı buluştu”

Terörsüz Türkiye sürecinin bugün neden ilerleme kaydedebildiğini altı ayrı başlık altında değerlendiren Kurtulmuş, ilk nedenin devletin yaklaşımıyla toplumun beklentilerinin aynı noktada buluşması olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bunlardan birincisi devlet aklıyla millet vicdanı buluştu.” dedi.

Bu görüşünü iki gazinin yaşadıkları üzerinden anlattı.

Gözünü kaybeden gazinin sözlerini anlattı

TBMM'deki komisyon çalışmalarında terörle mücadelede yaralanan bir gazinin konuşmasını hatırlatan Kurtulmuş, gazinin bir gözünü kaybettiğini ve en yakın arkadaşının şehit olduğunu anlattığını söyledi.

Kurtulmuş, söz konusu gazinin konuşmasını şöyle aktardı: “Ben falanca yerde terörle mücadele ederken çatışmada gözümü kaybettim. En sevdiğim arkadaşım kucağımda şehit oldu. Ama bu memlekette bir daha anneler ağlamasın. Bir daha bu ülkenin insanları ölmesin, bir daha şehitler vermeyelim, gazilerimiz olmasın, bedel ödemeyelim diye ben bu sürece sonuna kadar destek veriyorum. Sonuna kadar yanınızdayım.”

Gazinin yaşadığı kayıplara rağmen başka insanların benzer acıları yaşamamasını istediğini belirten Kurtulmuş, bu yaklaşımı millet vicdanının örneği olarak gösterdi.

“Gabar'da mayına bastım ve gazi oldum”

İkinci örneğin Konya Selçuk Üniversitesi'nde gerçekleştirilen bir programın ardından yaşandığını belirten Kurtulmuş, Gabar'daki petrol üretimine ilişkin değerlendirmesini bir gaziyle paylaştığını anlattı.

Kurtulmuş, bölgede günlük 85 bin varilin üzerinde petrol üretildiğini belirterek daha önce sivillerin giremediği alanlarda artık kalabalık etkinliklerin düzenlendiğini söyledi.

Kurtulmuş'un aktardığına göre, toplantının ardından kendisine yaklaşan bir kişi protez bacağını göstererek “Ben o bahsettiğiniz Gabar'da mayına bastım ve gazi oldum.” dedi.

Gazinin artık başka insanların aynı acıları yaşamamasını istediğini belirten Kurtulmuş, onun mesajını şu sözlerle aktardı: “İstiyorum ki artık bir daha o dağlar, o havalar, o şehirler terörün kol gezdiği yerler olmasın. Kimse gazi olmasın. Kimse şehit olmasın, kimse canından olmasın.”

Kurtulmuş, bu iki örneğin devletin yürüttüğü çalışmalarla toplumun beklentilerinin birleştiğini gösterdiğini savundu.

“Örgüt tarihinde ilk kez silahsızlanma iradesi ortaya konuldu”

Bugünkü sürecin ilerlemesinin ikinci önemli nedeninin PKK'nın silah bırakma yönündeki açıklamaları olduğunu belirten Kurtulmuş, örgütün tarihinde ilk kez fesih ve silahsızlanma iradesi ortaya koyduğunu savundu.

Kurtulmuş, “Örgüt tarihinde ilk kez silahsızlanma, silahları bırakma ve örgütün kimliğini feshetme iradesini ortaya koydu.” dedi.

27 Şubat'ta İmralı'dan yapılan açıklamaya işaret eden Kurtulmuş, silahlı mücadelenin sona erdirilmesi yönündeki mesajların önemli olduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bu da 50 yıllık PKK tarihinde ilk kez olan bir husustur. İlk kez böylesine güçlü bir şekilde örgüt silahlanma ve örgütü feshetme iradesini ortaya koymuş oldu.” ifadelerini kullandı.

“Bölgemizde büyük bir güvensizlik ortamı hâkim”

Sürecin ilerlemesinde üçüncü nedenin küresel ve bölgesel gelişmeler olduğunu belirten Kurtulmuş, Rusya-Ukrayna Savaşı, Gazze ve Filistin'deki çatışmalar ile İran çevresindeki gelişmelere dikkat çekti.

Kurtulmuş, “Türkiye'nin tam merkezinde olduğu bu coğrafya dünyanın bütün büyük güçlerinin kapışma alanı, bütün büyük orduların gelip fiziki olarak da neredeyse kendisini gösterdiği bir büyük gerilim, hatta çatışma alanı hâline gelmiştir.” dedi.

Rusya-Ukrayna Savaşı ile İsrail'in Gazze ve Filistin'deki eylemlerine değinen Kurtulmuş, ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimleri de değerlendirdi.

Hürmüz ve Babülmendep bölgelerinde yaşanan gelişmelerin güvenlik sorunlarını derinleştirdiğini savunan Kurtulmuş, “İçinde bulunduğumuz bu geniş coğrafyanın en temel özelliği istikrarsızlık ve güvensizlik hâline dönmüştür.” ifadelerini kullandı.

İsrail'in bölgesel politikalarını eleştirdi

Kurtulmuş, İsrail'in yalnızca Filistin'e değil, bölgedeki farklı ülkelere yönelik politikalarını da eleştirdi.

Lübnan, Irak, Suriye, İran, Yemen, Ürdün ve Katar'a ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş, İsrail'in bölgesel tutumunu yayılmacı olarak nitelendirdi.

Kurtulmuş, bölgedeki çatışmaların Türkiye'nin güvenliğini de etkilediğini savunarak iç bütünlüğün güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.

“İç kalemizi tahkim etmek zorundayız”

Terörsüz Türkiye sürecinin ilerlemesinde dördüncü nedenin iç cephenin güçlendirilmesi ihtiyacı olduğunu belirten Kurtulmuş, geçmişte Türkiye'nin etnik, mezhepsel ve siyasi çatışmalar nedeniyle ağır bedeller ödediğini söyledi.

Malatya'nın da bu süreçlerden etkilenen şehirlerden biri olduğunu ifade eden Kurtulmuş, “Bu memlekette sadece PKK terör örgütü üzerinden değil, terör ve çatışma baronlarının bu memlekette Alevi-Sünni, sağ-sol çatışmaları üzerinden de ülkemize ne ağır bedeller ödettiğini hepimiz gayet iyi biliyoruz.” dedi.

Kurtulmuş, Türkiye'nin yeniden bu tür olaylarla karşı karşıya kalmaması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Bir daha Türkiye'nin böyle bir duruma düşmemesi, aramızdaki siyasi fikirlerin farklı olmasının, mezheplerimizin, meşreplerimizin farklı olmasının, etnik kökenlerimizin farklı olmasının bize ayrı aidiyetler değil, bize zengin bir millî kimlik kazandırılmasının bilinci ile iç kalemizi tahkim etmek zorundayız.”

Suriye'deki değişim ve bölgesel gelişmeleri anlattı

Sürecin ilerlemesinde beşinci nedenin komşu ülkelerdeki gelişmeler olduğunu söyleyen Kurtulmuş, özellikle Suriye'deki yönetim değişikliğine değindi.

Yeni Suriye yönetiminin ülkenin toprak bütünlüğünü korumaya ve etnik-mezhepsel farklılıkları bir arada tutmaya çalıştığını belirten Kurtulmuş, Türkiye'nin de bu yönde telkinlerde bulunduğunu söyledi.

Kurtulmuş, “Bugün çok şükür Suriye'nin hem toprak bütünlüğünün korunması hem de farklılıkların bir arada yaşatıldığı yeni bir Suriye'nin inşa edilmesi noktasında önemli gelişmeler kaydedilmektedir.” dedi.

PYD-YPG'nin Suriye'deki yeni yönetime entegrasyonu ile Irak'ın kuzeyindeki bazı silahlı yapıların durumuna ilişkin değerlendirmeler yapan Kurtulmuş, bunların Türkiye'nin güvenliği açısından önem taşıdığını savundu.

Kurtulmuş, “Dolayısıyla hemen komşu ülkelerimizde ortaya çıkan bu gelişmeler de Türkiye'nin lehine olan, Türkiye'deki bu Terörsüz Türkiye sürecine destek olan hemen sınırımızın dışındaki gelişmelerdir.” değerlendirmesinde bulundu.

“Türkiye siyaseti üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdi”

Terörsüz Türkiye sürecinin ilerlemesindeki altıncı nedenin siyasi kurumların yaklaşımı olduğunu belirten Kurtulmuş, TBMM'deki komisyon çalışmalarını anlattı.

Kurtulmuş, “Altıncı önemli mesele ise Türkiye siyasetinin bu konuda göstermiş olduğu üstün performans ve siyasetin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesidir.” dedi.

TBMM'de farklı siyasi partilerin desteğiyle bir komisyon kurulduğunu belirten Kurtulmuş, komisyonun toplumun farklı kesimlerini dinlediğini ve kapsamlı bir çalışma yürüttüğünü söyledi.

Kurtulmuş, komisyon raporunun 50 milletvekilinden 47'sinin kabul oyuyla benimsendiğini açıkladı.

“467 millet vicdanının devlet aklına yansımasıdır”

TBMM Başkanı Kurtulmuş, konuşmasında 10 Ağustos 2026 tarihinde Mecliste Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine yönelik bir kanunun kabul edildiğini de söyledi.

Kurtulmuş, düzenlemenin 467 milletvekilinin oyuyla kabul edildiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Değerli arkadaşlar, bu 467 tesadüfi bir rakam değildir. 467 aslında sadece bir rakam da değildir. 467 millet vicdanının devlet aklına yansımasıdır.”

Kurtulmuş, milletin siyaset kurumundan terör sorununu çözmesini beklediğini savunarak konuşmasına şöyle devam etti: “Millet bize diyor ki bu sorunun çözümünü buraya kadar getirdiniz. Bu sorunu mutlaka çözün, bitirin.”

Türkiye siyasetinin sorumluluk üstlendiğini belirten Kurtulmuş, çalışmalara katkı veren milletvekillerine teşekkür etti.

“Meclisteki yasa yeni bir kapıyı açtı”

Komisyon raporu ve Mecliste kabul edildiğini belirttiği düzenlemeyi değerlendiren Kurtulmuş, sürecin yeni bir aşamaya geçtiğini savundu.

Kurtulmuş, “Esasında raporun hazırlanması bir kapıyı şöyle aralamıştı. Mecliste 467 oyla bu yasanın kabul edilmesi ise bir kapıyı sonuna kadar açtı. Önümüzde şimdi yeni bir kapı açılmıştır.” dedi.

Bu yeni aşamayı toplumsal barış ve ortak gelecekle ilişkilendiren Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı: “Bu kapı barışın, esenliğin, selametin, kardeşliğin, birlikte ortak bir geleceğe doğru yürümenin kapısıdır.”

“Bu mesele sadece yasa çıkarma meselesi değildir”

Terörsüz Türkiye sürecinin yalnızca yasal düzenlemelerden ibaret olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, meselenin daha geniş bir toplumsal ve bölgesel boyutu bulunduğunu ifade etti.

Kurtulmuş, “Şunu da samimiyetle ve açık yüreklilikle ifade etmek isterim. Değerli arkadaşlar, mesele ne sadece bir rapor hazırlamak ne sadece bir yasa çıkarmaktır.” dedi.

Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaptığımız iş bunların çok daha üstünde, çok daha büyük bir meselenin tam da başlangıcıdır. Meclis her hafta yasa çıkarıyor. Daha nice yasalar çıkar, daha nice çalışmalar yapılır.”

Kurtulmuş, sürecin yalnızca Türkiye'nin değil, bölgedeki halkların geleceğini de ilgilendirdiğini savundu.

“Halkları sınırlarla ayırdılar ama gönüllerini ayıramadılar”

Konuşmasında Osmanlı Devleti'nin son döneminden itibaren Orta Doğu'da yaşanan siyasi gelişmeleri de değerlendiren Kurtulmuş, bölgedeki sınırların emperyalist politikalarla şekillendirildiğini savundu.

Sykes-Picot düzenlemelerine atıfta bulunan Kurtulmuş, bölgedeki halkların tarihî ve kültürel bağlarına dikkat çekti.

Kurtulmuş, aynı ailelerin ve aşiretlerin farklı ülkelerin sınırları içinde kaldığını belirterek şöyle konuştu: “Öyle ki, aynı aşiretin tam ortasından sınırı geçirerek, aşiretin bir kısmını Türkiye'de, bir kısmını Suriye'de bıraktılar. Öyle oldu ki, bir kısmını Irak'ta, bir kısmını Suriye'de bıraktılar.”

Sınırların toplumsal bağları ortadan kaldıramadığını savunan Kurtulmuş, “Ama çok şükür bu bölgenin halklarını sınırlarla ayırdılar ama gönüllerini ayıramadılar.” dedi.

Kurtulmuş, Türk, Kürt ve Arap toplumlarının ortak tarihî geçmişine işaret ederek ayrışma yerine iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Provokasyonlara asla fırsat verilmemeli”

Terörsüz Türkiye sürecinin bundan sonraki aşamasına ilişkin uyarılarda bulunan Kurtulmuş, süreci engellemek isteyen çevrelerin bulunabileceğini ileri sürdü.

Kurtulmuş, “Bunlardan birisi provokasyonlara asla fırsat vermemek gerekir.” dedi.

Ankara'da İletişim Başkanlığının düzenlediği bir programda medya mensuplarıyla da aynı konuyu değerlendirdiğini anlatan Kurtulmuş, Türkiye medyasının büyük bölümünün süreçte sorumlu davrandığını söyledi.

Kurtulmuş, “Savaş ve terör baronları bu konunun akamete uğraması için elinden gelen işi yapmaya çalışacaklardır.” ifadelerini kullandı.

Kamu kurumlarının yanı sıra toplumun ve üniversitelerin de süreci dikkatle takip etmesi gerektiğini belirten Kurtulmuş, bilimsel çalışmaların önemine dikkat çekti.

“Ayrımcı dil, ayrılıkçı dil kadar tehlikelidir”

Konuşmasının son bölümünde toplumsal ve siyasi söylemlere ilişkin uyarılarda bulunan Kurtulmuş, Türkiye'de ayrılıkçı ve ayrımcı yaklaşımlardan uzak durulması gerektiğini söyledi.

Kurtulmuş, “Bir diğer önemli mesele ise bundan sonraki süreçte herkes kullandığı dile dikkat etmesi lazım.” ifadelerini kullandı.

Ortak vatan, ortak medeniyet ve ortak millet bilincinin önemine dikkat çeken Kurtulmuş, ayrılıkçı söylemlerin toplumsal birlikteliğe zarar verdiğini savundu.

Ayrımcı söylemlerin de aynı derecede tehlikeli olduğunu belirten Kurtulmuş, şu sözleri kullandı: “Ancak ayrılıkçı söylem kadar tehlikeli olan bir başka söylem de ayrımcı söylemdir. Yani herhangi bir toplum kesiminin, herhangi bir etnik mensubiyetinin, herhangi bir mezhebi ya da siyasi mensubiyetini aşağılayan, küçük gören, ötekileştiren bir dille konuşmak da Türkiye'nin geleceğine büyük zarar verecektir.”

Kurtulmuş, “Onun için diyoruz ki ayrımcı dil en az ayrılıkçı dil kadar tehlikeli ve zehirlidir.” değerlendirmesinde bulundu.

Mevlâna, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli'yi örnek gösterdi

Türk ve Kürt toplumlarının ortak medeniyet birikimine değinen Kurtulmuş, farklı düşünce ve inanç geleneklerinin ortak insanî değerlere sahip olduğunu savundu.

Mevlâna Celaleddin-i Rûmî, Yunus Emre ve Hacı Bektaş Veli'nin öğretilerine dikkat çeken Kurtulmuş, Kürt düşünce ve irfan geleneğindeki isimlerin eserlerinin de benzer değerler taşıdığını söyledi.

Kurtulmuş, “İnanın ki aynı şeyleri söylemişlerdir. İnsanlığa ait, kardeşliğe ait, insanın manevi değerlerine ait, insanın yüksek şahsiyetine ait sözlerle rehberlik etmişlerdir.” dedi.

Kurtulmuş, “Türk'ün de, Kürt'ün de mayasını oluşturan ana unsur aynıdır.” ifadelerini kullandı.

“Bizim kitabımızda insanları ötekileştirmek yazmaz”

Dinî ve ahlaki ortak değerlere de değinen Kurtulmuş, insanların inançları, etnik kökenleri ve sosyal konumları üzerinden ayrıştırılmasının doğru olmadığını belirtti.

Kurtulmuş, “Bizim kitabımızda insanları inancına göre ötekileştirmek yazmaz. Bizim kitabımızda insanları etnik yapısına göre ötekileştirmek yazmaz.” dedi.

İnsanların birbirlerine üstünlük taslamaması gerektiğini vurgulayan Kurtulmuş, “Bizim kitabımızda sosyal sınıfımıza göre kendimize bir üstünlük bırakmak asla yazmaz.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasının sonunda Anadolu'nun ortak kültürel mirasına ve kardeşlik anlayışına dikkat çeken Kurtulmuş, “Bize ayrımcılık da yakışmaz, bize ayrılıkçılık hiç yakışmaz.” mesajını verdi.

“Kardeşliğimiz daim olsun”

Türkiye'nin sorunlarını aşarak daha güçlü bir geleceğe ulaşmasını dileyen Kurtulmuş, konuşmasını birlik, beraberlik ve kardeşlik temennileriyle tamamladı.

Kurtulmuş, “Sözümüz kuvvetli olsun. Ufkumuz aydınlık olsun. Dostluğumuz baki olsun. Kardeşliğimiz daim olsun. Ülkemiz dünyanın en güçlü ülkelerinden birisi olsun.” ifadelerini kullandı.

KAYNAK / malatyayenises.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: malatyayenises.com
Haber metni ve görseller malatyayenises.com sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Yangın
Yayın: 06 Kasım 2026 12:19 · Kaynak: malatyayenises.com
Kaynağı Oku ↗