Emek Var, Masraf Var, Alıcı Yok!
- Elazığ’da binlerce üreticinin aylar süren emeği hasat döneminde karşılıksız kalıyor
- Öküzgözü ve Boğazkere gibi şehrin marka değeri taşıyan üzümleri için alıcı arayan bağcılar, artan maliyetler ve daralan pazar nedeniyle zor günler geçiriyor
Elazığ’da yaklaşık 110 bin dekar alanda üretilen ve rekoltesi 80 bin tona ulaştığı belirtilen üzüm, alıcı bulmakta zorlanıyor. Artan üretim maliyetleri, daralan pazar ve yetersiz alım olanakları nedeniyle bağcılar emeklerinin karşılığını alamazken, özellikle Koruk ve Hoş köylerinde üreticinin yaşadığı sıkıntı büyüyor.
Elazığ’da binlerce üreticinin aylar süren emeği hasat döneminde karşılıksız kalıyor. Öküzgözü ve Boğazkere gibi şehrin marka değeri taşıyan üzümleri için alıcı arayan bağcılar, artan maliyetler ve daralan pazar nedeniyle zor günler geçiriyor.
Üretici bir yandan borçlarını ödemeye çalışırken diğer yandan dalındaki üzümün çürümesini izliyor. Şimdi gözler, üreticiyi bu çıkmazdan çıkaracak somut adımlara çevrilmiş durumda. Elazığ’da bağ bozumu denildiğinde akla bereket, emek ve alın teri gelir.
Ancak bugün bağlarda yaşanan tablo, bu alışılmış görüntünün çok uzağında. Aylar boyunca bağına bakan, mazotundan gübresine, ilacından işçiliğine kadar her masrafı karşılayan üretici, hasat zamanı geldiğinde bu kez başka bir sorunla karşı karşıya: Üzüm var ama alıcı yok!
Yaklaşık 110 bin dekar alanda sürdürülen bağcılıkta rekoltenin 80 bin tona ulaştığı belirtilirken, üreticinin yüzü gülmüyor. Elazığ’ın Öküzgözü ve Boğazkere gibi tanınmış üzüm çeşitleri pazarda hak ettiği karşılığı bulamazken, bağcılar emeklerinin karşılığını alabilmek için çare arıyor.
Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir tarım ürünüyle ilgili değil. Elazığ’ın kırsal ekonomisi, üreticinin geçimi ve gelecek yıl bağlara yeniden emek verilip verilmeyeceği de bu sorunun bir parçası.
MASRAF ÜRETİCİNİN, KAZANÇ KİMİN? Mazot, gübre, zirai ilaç, işçilik ve nakliye… Üzüm yetiştirmenin maliyeti her geçen yıl üreticinin omuzlarına daha ağır yük bindiriyor. Bağını ayakta tutabilmek için borçlanan, birikimini harcayan çiftçi, hasat döneminde yaptığı masrafı karşılayacak bir fiyat bulmakta zorlanıyor.
Bağ için harcanan para, verilen emek ve çekilen zahmet ortada. Peki, bütün bunların karşılığında elde edilen gelir ne? İşçilik ve nakliye giderlerini dahi karşılamadığı ifade edilen fiyatlar, bağcıyı tüccar aramaya mecbur bırakıyor.
Ürününü elden çıkarmak isteyen üretici, karşısında yeterli sayıda alıcı bulamayınca pazarlık gücünü de kaybediyor. Bir yıl boyunca yetiştirmek için uğraştığı üzümü satamayan çiftçinin önünde iki seçenek kalıyor. Ya zararına satış yapacak ya da ürününün bağda kalmasını göze alacak. Üreticinin emeği bu iki seçenek arasına sıkışmış durumda.
ŞARAP FABRİKASININ KAPANMASI HALA TARTIŞILIYOR Elazığ’da üzüm üreticisinin yaşadığı sorunlar gündeme gelirken, geçmişte faaliyet gösteren Şarap Fabrikası’nın kapatılmasının sektöre etkisi de yeniden tartışılıyor. Üreticiler açısından kamu alımının ve düzenli bir işleme kapasitesinin bulunmaması, ürünün pazarlanmasını daha da önemli hale getiriyor.
Özel sektörün alım miktarlarının yetersiz kaldığı yönündeki şikayetler de üreticinin yaşadığı sıkıntıyı büyütüyor. Üzümünü değerlendirecek yeterli kanal bulamayan bağcı, ürününü satabilmek için farklı kapıları çalıyor. Koruk ve Hoş köyleri başta olmak üzere bazı bölgelerde yaklaşık 2 bin ton üzümün alıcı beklediği belirtiliyor.
Bu miktarın değerlendirilmemesi halinde ürünün bağda kalacağı ve üreticinin zararının daha da artacağı ifade ediliyor.
ÇİFTÇİ BU KEZ DOĞAYLA DA MÜCADELE ETTİ Üreticinin sıkıntısı yalnızca satışla sınırlı değil. Ani yağışlar ve bazı bölgelerde etkili olduğu belirtilen dolu, olgunlaşan üzüm tanelerinde çatlamalara yol açtı. Ürününü korumaya çalışan bağcılar, bir yandan hava koşullarıyla mücadele ederken diğer yandan alıcı bulma telaşına düştü.
Dağlık arazilerdeki bağlarını brandalarla örtmeye çalışan üreticiler için her yeni masraf, zaten daralan kazanç ihtimalini biraz daha azaltıyor. Doğanın şartları karşısında çiftçinin yapabilecekleri sınırlı olabilir. Ancak pazarlama, alım organizasyonu ve ürünün işlenmesi konusunda atılabilecek adımlar var. Üretici bütün yükün kendi omuzlarında bırakılmamasını istiyor.
ÜZÜMÜ SADECE DALINDA BIRAKMAYALIM Elazığ üzümünü değerlendirmek için yalnızca yaş üzüm satışına bağlı kalmak zorunda değiliz. Pekmez, orcik, pestil ve üzüm suyu gibi ürünler, doğru planlama ve yeterli üretim kapasitesiyle üzümün katma değerini artırabilecek alanlar arasında yer alıyor.
Ancak bunun için üreticinin tek başına hareket etmesi yeterli değil. Güçlü kooperatiflerin kurulması, ürünün ortak pazarlanması, işleme ve paketleme tesislerinin geliştirilmesi, alım garantisi sağlayabilecek modellerin değerlendirilmesi gerekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yanı sıra ilgili kurumların, üreticinin talep ve sorunlarını dikkate alarak uygulanabilir çözümler üzerinde çalışması bekleniyor. Elazığ’da bağcılık yalnızca bugünün geçim kaynağı değil, aynı zamanda gelecek kuşaklara aktarılması gereken bir üretim kültürü.
Bugün üzümünü satamayan çiftçi yarın bağını küçültür, ertesi yıl üretimden tamamen vazgeçerse kaybedilen yalnızca bir sezonun ürünü olmaz.
EMEK VARSA KARŞILIĞI DA OLMALI Elazığlı bağcı, toprağa küsmeden üretmeye devam etmek istiyor. Ancak bunun için harcadığı paranın, verdiği emeğin ve üstlendiği riskin karşılığını alabilmesi gerekiyor. Üreticinin yaşadığı sıkıntıların daha fazla büyümemesi için alım olanaklarının araştırılması, üreticilerin bir araya getirilmesi ve üzümün katma değerli ürünlere dönüştürülmesini sağlayacak yatırımların gündeme alınması önem taşıyor.
Şimdi yetkililere düşen, bağ bozumu sona erdikten sonra sorunu hatırlamak değil, üretici ürününü dalından indirmeye çalışırken çözüm için harekete geçmek. Çünkü bağda üzümün kalması yalnızca çiftçinin zararı değildir. Elazığ’ın üretimine, ekonomisine ve geleceğine de kayıptır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Tarım
Yayın: 27 Ekim 2026 08:36 · Kaynak: elazighaberkent.com