Habermetrik
← Ana Sayfa
08 Kasım 2026 07:57
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Vücuttaki sessiz tehdit: Vitamin ve mineral eksikliği

Vücuttaki sessiz tehdit: Vitamin ve mineral eksikliği
Görsel kaynağı: DW Türkçe
⏱️ 6 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Dünyada 2 milyar kişi vitamin ve mineral eksikliğiyle mücadele ediyor
  • Uzmanlara göre çoğu zaman fark edilmeyen bu "gizli açlık" sinir sistemi hasarından kemik kırıklarına kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor

Dünyada 2 milyar kişi vitamin ve mineral eksikliğiyle mücadele ediyor. Uzmanlara göre çoğu zaman fark edilmeyen bu "gizli açlık" sinir sistemi hasarından kemik kırıklarına kadar ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Google'da DW'yi tercih edin Hamburger gibi yiyeceklerin kalorisi yüksek, ancak besin değeri düşük Fotoğraf: Simon Belcher/imageBROKER/picture alliance Reklam Alman Beslenme Tıbbı Derneği'nin (DGEM) tahminlerine göre, Almanya'da yılda 50 bin kişi besin eksikliği nedeniyle hayatını kaybediyor. Başka bir deyişle, eğer eksikliğini yaşadıkları besin ögelerini yeterli düzeyde alabilselerdi, bu kişilerin önemli bir bölümü yaşamını sürdürebilirdi.

Besin eksikliğinin, çoğu zaman ancak sonuçları ağırlaştığında fark edilebilmesi ise ciddi bir sorun oluşturuyor.

DGEM'in eski başkanı ve dahiliye uzmanı Matthias Pirlich, bu sorunu "Çoğu durumda başlangıçta hiçbir şey fark edilmiyor. Ciddi bir D vitamini eksikliğiniz aylarca, hatta daha uzun bir süre hiçbir belirti göstermeden devam edebilir.

Aynı durum B12 vitamini için de geçerli. Belirtiler ortaya çıktığında, örneğin sinirlerde hasar oluştuğunda ise artık çok geç kalınmış olur" sözleriyle anlatıyor.

Örneğin, vücutta uzun süre devam eden B12 eksikliği omuriliğe zarar verebilir. Bu eksikliğin sonucunda, kollarda ve bacaklarda uyuşma hissi, kasların güçsüzleşmesi veya felç belirtileri görülebilir. Daha nadir görülen beyin hasarı ise hafıza bozukluklarına ve psikolojik sorunlara yol açabilir.

Tüm B vitaminleri metabolizma, kan üretimi ve sinir sistemi için önem taşıyor. Kalsiyum, magnezyum, demir, iyot veya çinko gibi minerallerle birlikte vitaminler, mikro besin ögeleri arasında yer alıyor. Bu vitamin ve mineralleri tek başına üretemeyen vücudun bunları besinler yoluyla alması gerekiyor.

Vücudumuzun yeterince beslenebilmesi için enerji sağlayan makro besinler olan karbonhidratlar, proteinler ve yağlar kadar mikro besinlere de ihtiyaç duyarız.

Vücut, uzun bir süre boyunca tüm işlevlerini sürdürebilmesi için gerekli olandan daha az gıda alıyorsa bu yetersiz beslenme olarak adlandırılıyor. Dünya Gıda Örgütü'nün tahminlerine göre, yaklaşık 645 milyon insan kronik olarak yetersiz beslenme ile karşı karşıya bulunuyor.

Besin eksikliği durumunda ise yeterince kalori alınıyor, ancak vücutta belirli makro ve mikro besin ögeleri eksik kalıyor. Bu durum da uzun vadede hastalıklara yol açıyor, hatta ölümcül olabiliyor. "Gizli açlık" olarak adlandırılan bu sorunu, dünya genelinde yaklaşık 2 milyar kişi yaşıyor. Bunların çoğu Küresel Güney ülkelerinde bulunuyor.

Ancak sanayileşmiş ülkelerde yaşayanlarda da sıklıkla mikro besin ögelerinde eksiklik görülüyor. ABD'li araştırmacıların bir çalışması, 2007-2010 yılları arasında ABD nüfusunun dörtte üçünün tavsiye edilen günlük D vitamini miktarını almadığını, üçte ikisinden fazlasında ise E vitamini eksikliği görüldüğünü ortaya koydu.

Türkiye'de de vitamin ve mineral eksiklikleri bir halk sağlığı sorunu olarak dikkat çekiyor. Sağlık Bakanlığı uzmanlarının 2020 tarihli bir raporunda, Türkiye nüfusunun yüzde 66,7'sinde D vitamini düzeyinin tavsiye edilen seviyenin altında olduğu belirtildi.

Aynı rapora göre, kadınlarda hemen her yaş grubunda demir alımının ihtiyacın altında kaldığı, erkeklerde de özellikle çocuk yaş gruplarında demir alımının yetersiz kaldığı tespit edildi.

Alman Beslenme Derneği'nin verilerine göre Almanya'da ise 2017 yılında nüfusun üçte birinde D vitamini eksikliği tespit edildi. D vitamini eksikliği kemik, eklem ve kas ağrılarının artmasına yol açarken, düşme ve kemiklerde kırık riskini yükseltiyor.

Almanların üçte birinde iyot eksikliği de görülüyor. İyot, tiroit hormonlarının üretimi için vazgeçilmez bir element. İyot eksikliği ise tiroit bezinde hastalıklara veya işlev bozukluklarına yol açıyor. İyot, hamileler için de büyük önem taşıyor, bebeğin beyin ve sinir sisteminin gelişimi annenin yeterli iyot alımına bağlı bulunuyor.

Tarımda uzun süre dayanabilen veya yüksek verim sağlayan çeşitlerin yetiştirilmesi, meyve, sebze ve tahıllardaki mikro besin ögelerinin kısmen azalmasına neden olabiliyor. Ancak bunun insan sağlığı üzerinde etkili olup olmadığı ise tartışmalı bir konu.

Besin eksikliğinin görülmesinin çeşitli nedenleri bulunuyor. Bunlardan biri, kişiyi doyuran ve enerji sağlayan ancak mikro besinlerden yoksun tek taraflı beslenme. Fast-food ürünleri, işlenmiş gıdalar, beyaz ekmek veya beyaz pirinç buna örnek olarak gösterilebilir. Bu gıdalar enerji verse de "boş kalori" içerir.

Tek taraflı beslenmenin nedeni çoğu zaman yoksulluk oluyor. Küresel Güney ülkelerinde yaşayanlar çoğu zaman sadece un veya pirinç gibi temel gıdalara erişim sağlayabiliyor. Almanya'da yapılan bir araştırma da yoksulluk riski altındaki hanelerde besin değeri düşük ancak enerji yoğun gıdaların sık tüketildiğini gösterdi.

Depresyon gibi hastalıklar da besin eksikliği riskini artırabiliyor. Matthias Pirlich, " İnsanlar çoğu zaman iştah kaybı yaşar ve öz bakımını ihmal ettiklerinde oldukça tek yönlü beslenebilirler" diyor. Beslenme uzmanının araştırmaları, yaşlı insanların ve yalnız yaşayanların da sıklıkla besin eksikliğine bağlı yetersiz beslenme geliştirdiğini ortaya koyuyor. Ayrıca kullanılan ilaç sayısı arttıkça risk de yükseliyor.

Birçok hastalık, vücudun bağırsaklar aracılığıyla besinleri emmesini zorlaştırıyor. Bu durum Crohn hastalığı, çölyak hastalığı, karaciğer rahatsızlıkları veya kanser gibi iltihabi ve kronik hastalıklarda görülüyor.

DGEM'in tahminlerine göre, Almanya'da hastanede tedavi gören hastaların yüzde 30'u besin eksikliği yaşıyor ya da besin eksikliği riski ile karşı karşıya bulunuyor. Sağlık sigortalarının verilerine göre ise bu kişilerin yalnızca yaklaşık yüzde 1'i besin eksikliği açısından incelenerek, tedavi ediliyor.

Bu hastaların hastanede tedavi gördüğü dönemde durumları çoğu zaman daha da kötüleşiyor. Bunun da ciddi sonuçları olabiliyor: Daha fazla komplikasyon yaşanıyor, yaraların iyileşmesi gecikiyor, hastanede kalış süresi uzuyor ve ölüm oranları artıyor. Bu durum sağlık sistemine her yıl milyarlarca euro ek maliyet getiriyor.

Bu nedenle Almanya'da siyasetçiler ve tıp meslek kuruluşları, hastanelerde yetersiz beslenmenin daha iyi tespit edilmesi ve tedavi edilmesi amacıyla 2027 sonuna kadar bir konsept hazırlamayı planlıyor. Buna göre, Hollanda'da olduğu gibi, hastaneye kabul sırasında sistematik olarak besin eksikliği taraması yapılması hedefleniyor.

Dahiliye uzmanı Pirlich, muayenehanelerde ve ayakta hizmet veren sağlık kuruluşlarında da tüm risk grupları için vitamin ve mineral eksikliği taramalarının yapılmasını öneriyor. "Buna kronik ve ciddi hastalığa sahip kişiler ile özellikle ileri yaştaki insanlar dahil" diyor.

Yoksulluğun neden olduğu besin eksikliğini önlemek için sağlıklı gıdalara erişimin artırılmasını talep eden Pirlich, örneğin okullarda ücretsiz yemek verilebileceğini söylüyor.

Mümkün olduğunca çeşitli ve bitkisel ağırlıklı beslenmeyi tavsiye eden Pirlich, "Çok çeşitli beslendiğinizde, beslenme açısından yararlı olan birçok gıdayı tüketmiş olursunuz" diyor.

Kural ise şöyle: Yemek ne kadar renkli ise o kadar iyi. Sebzelerin mümkün olduğunca nazik yöntemlerle pişirilmesi tavsiye ediliyor. Çünkü aşırı ısıtma ve uzun süre sıcak tutma vitaminleri yok ediyor. Uzun depolama süreleri de vitamin kaybına yol açtığından, özellikle mevsimlik ve yerel ürünlerin tercih edilmesi daha çok fayda sağlıyor.

Sağlıklı ve dengeli beslenmek için büyük çaba gösterilse bile besin eksikliği gelişebiliyor. Böyle durumlarda bir kan testi yaptırılması tavsiye ediliyor. Sonrasında ise besin takviyeleri eksikliğin giderilmesine yardımcı olabilir.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: DW Türkçe
Haber metni ve görseller DW Türkçe sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Sağlık
Yayın: 08 Kasım 2026 07:57 · Kaynak: DW Türkçe
Kaynağı Oku ↗