İki Ezan Arasında Bir ömür
İnsanın dünya yolculuğu bir ezanla başlar, bir namazla sona erer. Dünyaya gözlerini açtığında kulağına ezan okunur ama namazı kılınmaz. Vakti gelip bu dünyaya veda ettiğinde ise namazı kılınır ama ezanı okunmaz. İşte adına ömür dediğimiz koskoca hayat, bir ezanla bir namaz arasına sığan kısacık bir zaman dilimidir.
Ne kadar yaşayacağımızı bilmeden başlarız hayata. Yarınlara dair planlar yapar, hayaller kurar, sevdiklerimiz için mücadele ederiz. Kimi zaman kendimizi unutur, başkalarının mutluluğu için kendi huzurumuzdan vazgeçeriz.
Ama hayatın en acı gerçeklerinden biri de insanın en çok güvendiği yerden sınanmasıdır.
İnsan bazen hiç tanımadığı birinin iyiliğiyle ayakta kalırken, en yakınlarının ilgisizliğiyle yıkılır. Kalabalıkların içinde yalnızlığı öğrenir. Aynı sofrada oturmanın, aynı soyadı taşımanın, aynı çatı altında büyümenin her zaman aynı sorumluluğu paylaşmak anlamına gelmediğini yaşayarak görür.
Bazı omuzlar vardır; herkesin yükünü taşır ama kendi yorulduğunda yaslanacak bir omuz bulamaz.
Bazı insanlar vardır; fedakârlıkları zamanla görev, iyi niyetleri ise bir alışkanlık olarak görülür. Kimse onların da yorulabileceğini, kırılabileceğini, bir gün susabileceğini düşünmez.
Oysa güven, istismar edilecek bir zayıflık değil, korunması gereken en kıymetli emanettir.
İnsanın içini acıtan, yaptığı fedakârlıklar değildir. O fedakârlıkların görülmemesi, sorumlulukların birkaç kişinin omuzlarına bırakılması ve en çok ihtiyaç duyulan zamanlarda bazı insanların ortadan kaybolmasıdır.
Hayat bize zamanla şunu öğretir: Her yakın olan yanımızda değildir. Her güzel konuşan samimi, her sessiz kalan da huzurlu değildir. Bazen bir insanın suskunluğu, içinde kopan fırtınaların en ağır ifadesidir.
Oysa bu dünya kimseye kalmayacak.
Bugün sahip olduklarımız, uğruna birbirimizi kırdığımız meseleler, bitmek bilmeyen hesaplarımız, gururumuz ve kibirlerimiz… Hepsi bir gün geride kalacak.
Geriye ne makam kalacak ne mal ne de mülk.
Geriye sadece insanların hayatında bıraktığımız izler, ettiğimiz dualar, aldığımız hayır duaları ve vicdanımızla verdiğimiz imtihan kalacak.
İşte bu yüzden insan, hayattayken sevdiklerinin kıymetini bilmeli. Bir omuzun ne kadar yük taşıdığını, o omuz çökmeden fark etmeli. Vefayı cenaze kalabalıklarına, sevgiyi mezar başındaki dualara bırakmamalı.
Çünkü bazen hayattayken esirgenen bir ilgi, ölümden sonra dökülen bin damla gözyaşından daha kıymetlidir.
Unutmayalım…
Gök kubbe ile arş arasında akıp giden bu hayatta hepimiz birer yolcuyuz. Kimimiz yük taşır, kimimiz yük olur. Ama herkes bir gün aynı kapıdan geçer.
Ve o gün geldiğinde geriye tek bir gerçek kalır:
Hayat, namazsız bir ezanla başlar, ezansız bir namazla son bulur.
Asıl mesele, bu iki vakit arasında nasıl bir insan olarak yaşadığımızdır.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Mardin/Artuklu
Yayın: 04 Kasım 2026 06:19 · Kaynak: mardiniletisimgazetesi.com.tr