Habermetrik
← Ana Sayfa
05 Kasım 2026 15:08
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Kademeli Emeklilikte Akp’ye Takılanlar

Kademeli Emeklilikte Akp’ye Takılanlar
Görsel kaynağı: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
⏱️ 10 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 2 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Ülkemizde 1964 yılı öncesi sosyal güvenlik sistemi çok dağınık bir yapıya sahipti.1964 yılında çıkarılan 506 sayılı kanunla bu dağınık yapı bir sisteme kavuşturuldu
  • Aşağıdaki tabloda 20 yıl için çalışmış bir kadın ile 25 yıl çalışmış bir erkeğin dönemler itibaren emeklilik koşullarını görüyorsunuz
Hukuki not: Hassas içerik: doğrulama düzeyi editör onayından geçmiştir; detaylar adli/kurumsal açıklamalara bağlıdır.

Ülkemizde 1964 yılı öncesi sosyal güvenlik sistemi çok dağınık bir yapıya sahipti.1964 yılında çıkarılan 506 sayılı kanunla bu dağınık yapı bir sisteme kavuşturuldu. Aşağıdaki tabloda 20 yıl için çalışmış bir kadın ile 25 yıl çalışmış bir erkeğin dönemler itibaren emeklilik koşullarını görüyorsunuz.

Tablodan da görüleceği üzere ülkemizde 1969-1986 ile 1992-1999 yılları arasında emeklilik için bir yaş sınırı bulunmuyordu.20 yıllık sigortalılık süresini dolduran bir kadın ile 25 yıllık sigortalılık süresini doldurmuş bir erkek 5.000 gün prim ile emekli olabiliyorlardı. Yani bir kadın sigortalı 38 yaşında, bir erkek sigortalı da 43 yaşında emekli olabiliyorlardı.18 yaşında işe giren birisinin sadece 14 yıl prim ödeme şartı konulması bence yanlış bir uygulamaydı.

Düşünsenize 18 yaşında işe giriyorsunuz ve 32 yaşından sonra prim ödemenize gerek kalmıyor.

İşin ilginç yanı 1964 ile 1999 yılları arasında daha az çalışarak daha çok aylık alma şansınız vardı. 5000 gün prim ödüyorsunuz ancak 20 yıl çalışmış bir kadın iseniz Aylık Bağlama Oranınız%69’a, 25 yı çalışmış bir erkekseniz de Aylık Bağlama Oranınız da%76’ya ulaşabiliyordu. Hatta bu oran tavan sınırı olan%85'e bile çıkabiliyordu. Şimdi bu oranlar mazide kaldı.

Sosyal güvenlik başlığında çalışanlara yakın tarihte darbeyi vuran ilk isim Turgut Özal oldu. Özal,1969’da kaldırılan yaş şartını tekrar ve aynı şekilde kadın sigortalılar için 55, erkek sigortalılar için de 60 olarak getirmişti.1992’de seçimler öncesi Süleyman Demirel’in emeklilik yaş şartının kaldırılacağına yönelik vaatler kendisini başbakan koltuğuna oturttu.

17 Ağustos 1999 tarihinde yaşanan Gölcük Depremi, hali hazırda kötü giden ekonomiye daha büyük bir darbe vurmuş, iğne ipliğinde götürülmeye çalışılan dönemin koalisyonu depremi bahane ederek sosyal güvenlik anlamında tarihin en büyük darbesini çalışanlara vurmuştu. Burada devlet verdiği sözden caymış, maç oynanırken oyunun kuralları değiştirilmişti.

Depremin henüz 8.günü 25 Ağustos 1999 tarihinde kanun TBMM’de kabul edilmiş, 8 Eylül 1999 tarihinde de yasalaşmıştı. Çıkarılan kanun ile kanun geriye işletilmiş ve yaş şartı her sigortalıya kademeli olarak yansıtılmıştı.

Böylelikle kadınlar için kademeli yaş şartı 46 ile 56 yaş arasında, erkekler için de 44 ile 58 yaş arasında kademeler getirilmişti. Kanundan sonra işe girenler için ise yaş şartı kadınlarda 58 erkeklerde 60 yaş, prim şartı da kadın ve erkek için 7.000 gün olmuştu.

İş bununla da kalmamış daha önce 5.000 gün olarak şart koşulan prim gün şartları da 5.000 ile 5.975 gün arasında değişen kademelere dağılmıştı. Mevcut koalisyon bu kadar kötülük yetmez bir de ABO’ları düşürelim tam olsun dedi ve kadınlarda aylık bağlama oranını%69’dan%55’e, erkeklerde de aylık bağlama oranını%76’dan%65’e düşürdü..

Artık daha çok çalışılıp daha düşük maaşın alınacağı, bunun için de yaşın bekleneceği o günler başlamıştı. Yani 4844 sayılı Kanun çıkartılarak dönemin koalisyonu ülkenin tüm dertlerinden kurtulmuş oldu.

Çalışan ve emekliyi hiç sevmeyen Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara gelmiş ve bizim de bu çorbada bir katkımız olsun demişti. 1 Ekim 2008’de çıkartılan 5510 sayılı kanunun yaş ve prim şartları ile ilgili olan kısmının yasalaşması için 1 Ekim 2008 bile beklenmedi ve 30 Nisan 2008 tarihinde hızlı bir şekilde yasalaştı.

Öyle bir kanun ki kanunun maddelerinin çoğunluğu 1 Ekim’de, önemli ama az sayıdaki maddesi de 30 Nisan 2008’de yasalaşmıştı. Artık çalışanın emeklilik hayalleri mezara kalmış kadın ve erkekler için 7.200 gün prim şartının yanında kadınlar için 58 yaş erkekler için de 60 yaş koşulu getirilmişti.

Bu çalışanlara bu kadar emeklilik maaşı fazla dendi ve aylık bağlama oranı kadınlarda%55’den%40’a erkeklerde bağlama oranı da%65’den%50’ye düşürüldü.

Tarihler 16 Kasım 2019’u gösterdiğinde Erdoğan, İstanbul’da bazı sosyal güvenlik merkezlerinin açılışında şu meşhur konuşmayı yapmıştı.

" Tutturmuş bir EYT, erken emeklilik. İskandinav ülkelerinin hepsi bu sistemle battı. Bizim ülkenin başına da bu erken emekliliği dolayanlar bunun bedelini ödediler. Niçin erken emeklilik? Bırakalım ne zaman emekli olması gerekiyorsa o zaman emekli olsun ve parasını alsın.

Erken emekli olduğu zaman ideal ücreti alamayacak hem de ikinci bir iş aramak suretiyle ikinci iş ile işsizliğe öncü olacak. SGK sistemimizin çökmesini istemelerinin tek sebebi kaos ortamından kendilerine siyasi rant devşirme hesabıdır.

Biz bunu yapmayacağız. Arkadaşlarıma söylüyorum. Beni bu yola asla teşvik etmeyin. Milletimin zararına olan bir şeye asla yokum. Seçim kaybetsek de yokum. Bütün dünya bizim sistemimizi kendine uyarlamaya çalışıyor, bizdeki bazı köhne zihniyetler sistemi çökertmek için hinlik peşinde koşuyor”

Erdoğan’ın erken emeklilik dediği şey aslında erken emeklilik değildi. İnsanların işe girdiğinde devletin verdiği sözü tutması ve o günün koşulları ne ise onun uygulanması, kanunun geriye işletilmemesiydi. Ayrıca bu eleştiriyi yapan Erdoğan ne tesadüftür ki 46 yaşında emekli olmuştu.

Yine Erdoğan’ın konuşmasında eleştirdiği İskandinav ülkelerine baktığımızda Danimarka’da milletvekili maaşı asgari ücretin 2,4 katı, Norveç’te 2,8 katı, İsveç’te 2,9 katı, Finlandiya’da ise 3,2 katı olduğunu görüyoruz. Halbuki ülkemizde milletvekili maaşı asgari ücretin 9,7 katı. Üstelik hem emekli hem de milletvekili olan zatların maaşları asgari ücretin 16-17 katı.

Şimdi Erdoğan’a sormak lazım. Oyunu kuralına göre oynayıp hakkını isteyen emekliler mi yük oluyor, yoksa Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile çoğu işlevini yitirmiş, genel başkanlarının talimatları doğrultusunda sadece el kaldırıp indiren 600 milletvekili mi yük oluşturuyor?

2019’da seçim kaybetsek de biz yokuz diyen Erdoğan bu sözlerini çok çabuk unutmuş, yaklaşan seçimler öncesi gelen kötü anketlerin de etkisiyle 3 Mart 2023 tarihindeki Resmi Gazeteyi imzalamak zorunda kalmıştı.

Üstelik Türkiye 6 Şubat 2023 tarihinde Cumhuriyet tarihinin en büyük ve en kapsamlı ikiz depremlerini yaşamasının üzerinden tam 25 gün geçmesine rağmen.

17 Ağustos 1999 depreminden 22 gün sonra çıkan EYT sorunu, 6 Şubat Depremlerinden 25 gün sonra çıkan yasa ile kısmen çözülmüştü. Aslında bu övünülecek bir şey değildi. Çalışanlara hakları iade ediliyordu. Şu siyaset nelere kadir ki 11 ili kapsayan devasa depremlerden sonra bile EYT Kanunu çıkarılabiliyordu.

Yukarıda EYT sorununun kısmen çözüldüğüne değindim. Çünkü hatırlarsanız bu yasa 17 Ağustos depreminin üzerinden henüz 1 hafta geçtiğinde TBMM’ye gelmişti. Bir çok yerde bırakın enkazları, enkazların altında onlarca insan can mücadelesi verirken bizim siyasetçiler çalışanların canına okumaya çalışıyorlardı.

Deprem nedeniyle ekonomi çok olumsuz etkilenmiş, çalışanlar ve işletmeler odaklarını deprem bölgesine kaydırmış, ülkece moralsiz bir durumdaydık. Düşünün o tarihlerde işe yeni başlamış bir çok kişinin sigorta kaydı yapmak akıllarının ucunda bile değildi. Kaldı ki deprem bölgesindeki hangi SGK Merkezi bu işlemlere uygundu?

Bu yasa alelacele, eksik ve çok yanlış çıkartılmıştı. İyi niyet yoktu. İyi niyet olsaydı en azından izleyen yılın ilk günü başlangıç tarihi olarak belirlenir ve o tarihten sonra işe girecekleri kapsardı. Çünkü millet hala can derdindeydi.

Düşünsenize işe yeni girmiş birisi veya işe yeni girmiş kişinin sigorta işlemlerini yapması gereken muhasebe yetkilisi veya patronu o sırada deprem bölgesinde enkaz altında kalanlara, yaralılara ve sağ kurtulanlara yardım etmekle zaman geçirirken, belki de deprem mağdurlarından birisi bizzat kendileri iken, işlerinin başına belki de 1-2 ay sonra dönebilmişken devletimiz bu kişileri EYT ile ödüllendirmişti.

Çıkarılan kanun eşit ve adil olmalıdır. Kafalarda soru işaretleri, vicdanlarda yara oluşturmamalı.

Yukarıda tabloda yer verdim. Şans eseri 8 Eylül 1999 tarihinde ilk sigorta başlangıcını yaptıran bir kadın 38 yaşında sadece 5.975 gün prim ödeyerek EYT kapsamında emekli olabilecek ama 9 Eylül 1999 tarihinde sigorta başlangıcı olan başka bir kadın ise bu mutluluğu yaşayabilmesi için 20 yıl fazladan bekleyecek ve yine 1.225 gün fazladan prim ödeyecek.

EYT sayesinde sadece 5.075 gün prim ödeyerek emekli olmuş binlerce erkek sigortalı var iken bugün 9.810 gün prim ödemiş ama hala emeklilik için en az 12-13 yıl beklemek zorunda kalan binlerce kadın sigortalımız da bulunmaktadır.

Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir kanunda 1 gün için bu kadar keskin kayıplar yoktur.

Bu çarpık kanundan sonra Türkiye’de mağdurların sesini duyurmayı amaçlayan bir dernek var. Emeklilikte Adalet Derneği, kısa adıyla EMADDER. Dernek, üyelerine kıyak geçilsin, torpil yapılsın istemiyor. Aşağıdaki tabloda görüldüğü üzere kademeli olarak emeklilik şartlarının kendilerine de tanınmasını istiyorlar. Taleplerinde gayet haklılar.

EMADDER verilerini incelediğim zaman sigorta başlangıcı 9 Eylül 1999 ile 30 Nisan 2008 olan sigortalı sayısının 3.6 milyon kişi olduğu görülmektedir. Üstelik bu kişilere yönelik bu tablodaki gibi bir yasa çıksa bile bu 3.6 milyon kişinin hepsinin birden emekli olma ihtimali bulunmamaktadır.

Hem yaş şartı hem de hala prim şartını yerine getirememiş çok sayıda çalışan bulunmaktadır. Bunu 2023 yılında çıkartılan EYT Kanununda da gördük. Emekli olma haklarına sahip olmasına rağmen hala çalışan yüzbinlerce kişi bulunmaktadır.

Üstelik 2023 yılı Mart ayındaki çıkartılan kanunda kanun 8 Eylül 1999 öncesi sigortalıları kapsamakta ve neredeyse herkes emeklilik şansına sahipti. Sonuçta ülkemizde insanlar emekli olunca 23 bin TL. maaşla bir eli yağda bir eli balda olmuyor. İstemeye istemeye tekrar çalışmak zorunda kalıyorlar.

Kademeli emeklilik mağdurlarının sorunlarını bitirecek kanunun 2027 yılında çıktığını varsayalım. Tüm sigortalıların da kadın olduğunu ve prim şartlarını yerine getirdiğini saysak bile bu kanundan faydalanabilecek azami kişi sayısı 2.7 milyon kişidir.

Yani Hazineye göre en olumsuz tablo bu şekildedir. Düşünün bu yasa 2027 yılında çıksa bile ancak 8 Eylül 1999 sonrası ile 2002 arasında sigorta başlangıcı olan erkek sigortalıları etkileyecektir. Bu sayı da tüm sigortalıların erkek olduğunu düşünsek bile 1.1 milyon kişidir.

Yaş ve prim gün sayısı esnetilse bile sigortalılık süresi olan kadınlarda 20 yıl, erkeklerde ise 25 yıl şartının esnetileceğini düşünmüyorum.

Yani durum bütçe açısından da o kadar vahim bir durum arz etmemektedir. Açıkçası Devlet Bahçeli’nin 100 il 1.000 ilçe projesinin maliyeti Kademeli Emeklilik maliyetinin kat be kat üstündedir. Üstelik o projenin günümüz şartlarından hiçbir anlamı ve gereği de yoktur. Seksenli yıllarda kalmış eski popülist promosyonlardan birisidir.

Halbuki Kademeli Emeklilik yasası çıksa bile emekli olacak kişilerin tekrar bir işte çalışacağı, buradan da Hazineye prim ve vergi desteği sunacakları gerçeği de unutulmamalıdır.

Siz bakmayın siyasetçilerin emekliler konusunda öyle atıp tuttuklarına.

Ülkemizde özellikle özel sektördeki çoğu çalışanın sigorta primleri asgari seviyeden yatırılmakta, çoğu emekli olunca düşük emekli maaşı almaktadırlar. Bunu da bizleri yöneten herkes çok iyi bilmektedir. EYT Kanunundan sonra emekli olan kişi sayısı 2.6 milyon civarındadır.

En düşük emekli maaşının 23 bin 552 TL. olduğu ve çoğu emeklinin de bu rakamı aldığı bir ülkede inanın o 2.6 milyon kişinin hiçbir anlamı yoktur. Yani öyle büyütülecek bir rakam değildir. AKP her defasında 3 milyon kişiyi emekli ettik diyor.

Ama iktidara geldikten sonra emekli maaşının olması gereken rakamın dörtte birine düştüğünden, olması gereken dört birim maaşın bir biriminin ABO hırsızlığına, iki biriminin de TÜİK masallarına kurban gittiğini kalan bir birimin de emeklilere reva görüldüğünden kimse bahsetmemektedir. O yüzden emekli maaşı anlamında şu andaki 4 emekli AKP’den önceki 1 emekliye denk gelmektedir.

AKP’nin iktidara geldiği 2002 yılında en düşük emekli maaşı alan birisi 14 gram altın alabilirken, bu rakam bugün 2.8 grama düşmüştür. Hem en düşük emekli maaşı alan sayısı artmış, hem de en düşük emekli maaşının kendisi olması gereken tutarın dörtte bir seviyesine gerilemiştir.

Son olarak bizi yönetenlere tavsiyem şudur.

Ne yazık ki ülkemizde sigortalı olmanın önemi çoğu kişi tarafından bilinmemektedir. Çoğu kişi bu kavramların önemini iş hayatına başladıktan uzun bir süre sonra fark etmektedirler. Bu yüzden bu konunun önemi en geç lise eğitimlerinde öğrencilere vurgulanmalıdır.

Hatta 18 yaşına gelen herkes otomatik olarak SGK tarafından en az 30 günlük sigortalanmalı ve buna yönelik bilgilendirmeler ilgili kişilerle paylaşılmalıdır. Sigortalanan kişi çalışan veya patron olarak iş hayatına atıldığında SGK tarafından yapılan o ilk ayın sigorta primi ile çalıştığı ayın sigorta primi kendisinden tahsil edilmelidir.

Bu çok zor olmasa gerek. Sosyal Devletçilik de bunu gerektirmektedir.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Haber metni ve görseller Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Siyaset
Yayın: 05 Kasım 2026 15:08 · Kaynak: Kocaeli Gazetesi, kocaeligazetesi.com.tr
Kaynağı Oku ↗