Şimşek fon soygununda eski SPK başkanını ima etti
- Fon soygunu konusunda en büyük soru şu: Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kasım 2025’te fonlarla ilgili sert bir uyarı yaptığı halde bu uyarının gereğinin yerine getirilmesi neden 10 ay sürdü ve Sermaye Piyasası Kurulu konuya ancak 2026 Ağustosu sonunda müdahale etti?
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Meclis komisyonunda fon soygunu sorularını yanıtlarken, sorumluluğun SPK'da olduğunu söyledi, eski SPK Başkanı Gönül'ün alınması gereken önlemleri geciktirdiğini ima etti, kuruma yeni başkan atanınca işlerin hızlandığını anlattı.
Fon soygunu konusunda en büyük soru şu: Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kasım 2025’te fonlarla ilgili sert bir uyarı yaptığı halde bu uyarının gereğinin yerine getirilmesi neden 10 ay sürdü ve Sermaye Piyasası Kurulu konuya ancak 2026 Ağustosu sonunda müdahale etti?
Bu soru perşembe günü Meclis’te bizzat Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in kendisine soruldu. Şimşek soruya kibarca cevap verdi ama cevabından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında adli tedbir uygulanarak serbest bırakılan Sermaye Piyasası Kurulu’nun eski başkanı İbrahim Ömer Gönül’ü suçladığı anlaşılıyordu.
Şimşek fon soygunun diğer boyutları konusunda da açıklamalar yaptı.
Bakan Şimşek, sermaye piyasalarında denetim, inceleme, işlem durdurma, yaptırım yetkisinin Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) verildiğine işaret ederek, Borsa İstanbul’un da piyasaların güvenli ve düzenli işleyişini sağlamakla görevli ve yetkili olduğunu söyledi.
Bu yapının bağımsız düzenleyici kurum modelinin gereği olduğunu anlatan Şimşek, “Bakanlığın bu alanlarda piyasaya doğrudan müdahale ve Fon Rehberi gibi düzenlemeleri yapma yetkisi yoktur. Burada sanki böyle bir yetki varmış, ben o yetkiyi kullanmamışım gibi bir izlenim ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
“4 Kasım 2025’te Sermaye Piyasaları Kongresi’nde hem ilgili kurumları hem kamuoyunu hem de orada var olan bütün paydaşları uyardık. Uyarmakla da yetinmedik. 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Kurulu toplandı. Demişiz ki, manipülasyonlara karşı düzenlemelerin en kısa sürede tamamlanması gerekiyor.
Kim yapacak bunu? İlgili kurum yapacak. Serbest fonlarda yatırımcı eşiğini derhal 10 milyon liraya çıkartmamızda fayda var. Sonra da 2026 içinde en az 1 milyon dolara çıkartılması hususunu konuştuk. Yani önce bir 30-35 milyon liraya, arkasından da 50 milyon liraya.
Şimdi bu konuda adım atıldı. Birinci konuda hemen adım atılmış. 10 milyon liraya çıkartıldı. ‘Hiçbir şey yapılmadı’ denilemez, bu adım atıldı. Sonrasında da devam etmişiz. Serbest fonlar ve para piyasası fonlarına yönelik ilave tedbirlerin alınması, bu kapsamda repo ve para piyasası işlemlerinin Takasbank’a taşınması, yoğunlaşma ve ilişkili taraf yatırımlarına sınır getirilmesi ve portföy içeriklerinin daha sık bir şekilde KAP’ta yayınlanmasının, yani şeffaflığın faydalı olacağı o toplantıda değerlendirildi ve karara bağlandı.”
Şimşek, ilgili kurumun yaptıklarına dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizde Finansal Piyasalar Genel Müdürlüğü var. Bakan oturup kendisi bu işleri yapmıyor. Finansal Piyasalar Genel Müdürlüğü SPK’ye 9 Aralık’ta bir yazı yazıyor, “Finansal İstikrar Kurulu’nda bu konuları konuştuk. Tavsiye kararları alındı.
Siz ne yapıyorsunuz?” diye. Cevaben “bir çalışma grubu oluşturuyoruz, bahse konu hususların hepsini değerlendiriyoruz” deniliyor. Ocak sonunda bize Taslak Fon Rehberi gönderiliyor. İlgili genel müdürlüğümüz 11 Şubat’ta yazılı olarak SPK’ye ‘Bu taslağı ivedilikle uygulayın’ diyor.
Bizim Finansal Piyasalar Genel Müdürlüğü “Hemen ivedilikle uygulayın” diye yazı yazmış. Daha sonra bunun gereği yerine getirilmemiş. SPK başkanının görev süresi tamamlanırken duruşumuzu net şekilde ortaya koyduk. SPK yeni başkanın başkanlığında 17 Haziran’da serbest fonlara uygulanacak yeni düzenlemeler için Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’na (TEFAS) uygulama esaslarını onayladı.
Fakat TEFAS ‘Benim altyapımı yenilemem lazım’ dedi. Altyapısının yenilenmesi 20 Temmuz’da tamamlandı.”
“İhmali ve suistimali olan varsa hesap verecektir”
Bakan Şimşek, 31 Temmuz’da bir adım daha atıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“31 Temmuz’da fonların portföylerindeki borsada işlem gören gayrimenkul yatırım fonlarının ve girişim sermayesi yatırım fonlarının borsa fiyatı yerine en son açıklanan birim net aktif değerle değerlenmesine karar verildi. 28 Ağustos’ta da Sermaye Piyasası Kurulu Yatırım Fonu Rehberi’ni yayınladı.
Bu süreçte ihmali ve suistimali olan varsa hesap verecektir, vermeye başladılar. Konu tüm boyutlarıyla adli mercilerce inceleniyor ve gereği yapılıyor. Daha önceki SPK daire başkanlarıyla ilgili soruşturma başlatıldı. Daha önceki başkanla ilgili soruşturma izni verildi.
Fon soruşturmasına ilişkin yürütülen süreçte, her kim olursa olsun, hiçbir şekilde taviz verilmeyecektir.”
MASAK’ı, finansal işlemleri gerçekleşmeden önce onaylayan ya da durduran bir kurum gibi görmenin yanlış olacağını vurgulayan Şimşek, suç gelirlerinin tespiti ve bu gelirlerin aklanmasıyla mücadelenin, Türkiye’de ve dünyada “müşterini tanı” ilkesi üzerinden yapıldığını anlattı.
Şimşek, Tera’nın sahibi Emre Tezmen’in Takasbank tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşu’nun yönetim kuruluna önerildiğini açıkladı.
Yönetim kurulunun 9 üyeden oluştuğunu, pay sahiplerinin önerdiği adaylar üzerinden genel kurulda seçildiğini belirten Şimşek, “Bu üyelerin 3’ünü Borsa İstanbul, 2’sini Takas Bank, birini de Türkiye Semaye Piyasaları Birliği gösteriyor. SPK da 1 üye atıyor.
Ticaret Bakanlığı 1 üye ve genel müdür de doğal üye. Adı geçen şahsın adaylığını pay sahibi Takasbank önermiş. Seçimini de MKK Genel Kurulu yapmıştır. İlk olarak 3 Ağustos 2023’te boşalan bir üyeliğin kalan süresi için ardından 6 Haziran 2024’te 3 yıllığına seçilmiştir. Bu kişi Takas Bank’ı temsilen yönetim kurulunda yer almıştır” ifadelerini kullandı.
“Fonların ‘doğumundan ölümüne’ kadar bütün işlemler inceleniyor”
Şimşek, “1-16 Eylül tarihlerinde 440 kişinin 401 milyar lira çekip çekmediğine” ilişkin soruya, “MKK verileri üzerinden MASAK tarafından yapılan hesaplamalara göre söz konusu 401 milyar liranın 306 milyar lirası fonların kendi aralarında ve grup şirketleriyle yaptıkları işlemlerden kaynaklanıyor. 401 milyarın 4’te 3’ü yatırımcı çıkışı değil, fon içi hareketler” yanıtını verdi.
Fonların “doğumundan ölümüne” kadar bütün işlemlerinin incelendiğine işaret eden Şimşek, “Doğumundan ölümüne kadar, kapalı ikenden tutun tasfiye kararı verilene ve tasfiye bitene kadar. Bütün işlemler kayıt altında” diye konuştu.
“Bu süreçte sorumluluğu olduğu değerlendirilenlerin mal varlıklarına gerekli tedbirler konulmaktadır. Kanun, bu varlıkların TMSF nezdinde açılan bir geri kazanım hesaplarına devredilmesini ve hızlı şekilde nakde çevrilmesini zaten gerektiriyor.
Sermaye Piyasası Kurulu bu çıkışların içeriden bilgiye dayanıp dayanmadığına bakıyor, inceliyor. Bütün bu kurumlar nezdinde şu anda incelemeler yapılıyor ve eğer bu çıkışların içeriden bilgiye dayandığı tespit edilirse SPK bülteniyle kamuoyuna açıklıyoruz, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunuyoruz.”
Bakan Şimşek, “İçeriden edindikleri bilgiye dayanarak satış yapanların listesinin açıklanmasının önünde benim açımdan bir engel bulunmuyor. Şahsen listenin açıklanmasını tercih ederim” ifadesini kullandı.
“Şu ana kadar kamunun, hazinenin bir kuruşu tasfiyede kullanılmadı”
TMSF’ye yatırılan tutarlara ilişkin bilgi veren Şimşek, “5 Kasım itibarıyla 45 kişiden 21,3 milyar lira TMSF’ye yatırıldı. Bunun 10,7 milyar lirası tasfiyeci bankalara verildi. Dolayısıyla TMSF’de tasfiye sürecine aktarılacak 10,6 milyar lira kaldı. Şu ana kadar kamunun, hazinenin bir kuruşu tasfiyede kullanılmadı” dedi.
Yapılan ara ödemelerden stopaj kestikleri iddiasına yönelik ise Şimşek, “Böyle bir stopaj yok. Yatırımcılara ait katılma paylarının fona iadesi tasfiyenin sonuçlanması aşamasında yapılacak olduğundan Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun kapsamında yapılan ara ödemelerden tevkifat yapılması söz konusu değildir” açıklamasında bulundu.
Şimşek, fon piyasalarındaki gelişmelerin Türkiye ekonomisini etkileyebileceği kanallardan birinin servet kanalı olduğunu belirtti. Servet kanalını küçümsemediklerini bildiren Şimşek, şöyle devam etti:
“Borsadaki düşüşte sermaye piyasalarımızda yaşananların payı elbette var. Ancak değerlendirmeyi küresel koşullardan bağımsız yapmak doğru olmaz. 16 Eylül-4 Kasım 2026 tarihleri arasında gelişmekte olan ülkelerin büyük bölümünde borsalar değer kaybetti.
Kayıplar Endonezya’da yüzde 23,5, Mısır’da yüzde 15,5, Güney Kore’de yüzde 15,4, Türkiye’de yüzde 12,5 ve Brezilya’da yüzde 9,6’ya ulaştı. MSCI Gelişmekte Olan Piyasalar Endeksi yüzde 7,6 geriledi. Fakat sermaye piyasalarımızın süreç sonrasında çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacağına ve çok daha ciddi şekilde yatırımların geleceğine inanıyoruz.”
Şimşek, likidite kanalının da önemine işaret ederek, bankacılık sektörüne bakıldığı zaman 18 Eylül itibarıyla bankaların tasfiyedeki fonlara doğrudan riskinin 1,3 milyar lira olduğunu söyledi. Dolarizasyon konusunun da kendileri için önemli olduğunu dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:
“28 Ağustos-26 Ekim arasında bütün fonlardan çıkış yaklaşık 899 milyar lira. Bu dönemde mevduat artışı 938 milyar lira. Türk lirası tasarruf ve ticari mevduat artışı 655 milyar lira, yabancı para tasarruf ve ticaret mevduat artışı 283 milyar lira.
28 Ağustos’ta Türk lirasının toplam mevduattaki payı veya varlıklar içerisindeki payı yaklaşık yüzde 62 idi, şu anda da yaklaşık yüzde 62. Dolayısıyla burada o anlamda bir risk söz konusu değil.”
Deneyiminizi iyileştirmek, tanımlama bilgilerini, sitemizin doğru şekilde çalışmasını sağlamak, içerikleri ve reklamları kişiselleştirmek, sosyal medya özellikleri sunmak ve site trafiğimizi analiz etmek için yasal düzenlemelere uygun çerezler (cookies) kullanıyoruz.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş · Bölge: Ordu/Perşembe
Yayın: 06 Kasım 2026 04:45 · Kaynak: 10haber.net