Türkiye yapay zekâda 2030 rotasını çizdi
- Amasya/Amasya-İl Merkezi: Türkiye, 2030’a kadar yapay zekâ ve veri merkezi altyapısında 10 milyar dolarlık yatırım hedefiyle dijital egemenlik kapasitesini artırmayı planlıyor
Türkiye, 2030’a kadar yapay zekâ ve veri merkezi altyapısında 10 milyar dolarlık yatırım hedefiyle dijital egemenlik kapasitesini artırmayı planlıyor.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün “Yeni Güç Mimarisi: Dijital Hegemonya” raporu, Türkiye’nin yapay zekâ alanındaki 2030 hedeflerini ve dijital egemenlik açısından karşı karşıya olduğu riskleri mercek altına aldı. Raporda, kritik dijital altyapılarda dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik değil, devlet kapasitesi ve ulusal güvenlik açısından da stratejik risk oluşturabileceği uyarısı yapıldı.
Toplum Çalışmaları Enstitüsü (TÇE), “Yeni Güç Mimarisi: Dijital Hegemonya” başlıklı raporunda dijital teknolojilerin devletlerin egemenlik anlayışını değiştirdiğine dikkat çekti. Raporda, veri işleme kapasitesinin artması, bulut bilişim altyapılarının yaygınlaşması, yapay zekânın günlük yaşamın merkezine yerleşmesi ve dijital platformların ekonomik faaliyetlerdeki ağırlığının artmasıyla birlikte egemenliğin artık yalnızca fiziki sınırların korunmasıyla ölçülemeyeceği belirtildi.
Enstitüye göre ülkelerin egemenlik kapasitesi; veri akışlarını, kritik dijital altyapıları ve algoritmik karar mekanizmalarını ne ölçüde kontrol edebildiğiyle de doğrudan bağlantılı hale geldi. DİJİTAL GÜÇ KÜRESEL DENGELERİ DEĞİŞTİRİYOR Raporda “dijital hegemonya” üç temel katman üzerinden değerlendirildi.
İlk katmanda ağ etkileri, veri yoğunlaşması ve ekosistem bağımlılığı üzerinden oluşan piyasa gücü bulunurken, ikinci katmanda devletler ile teknoloji şirketleri arasındaki bütünleşmeye dikkat çekildi. Üçüncü katmanda ise CLOUD Act gibi düzenlemelerin ulusal hukuk sistemlerinin fiziksel sınırların ötesine taşınmasına yol açabileceği ifade edildi.
Bu unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Enstitü, dijital platformların gücünün yalnızca ekonomik bir yoğunlaşma olmadığını, giderek jeopolitik bir güç mimarisine dönüştüğünü vurguladı. Raporda Türkiye’nin dijital egemenlik gündemi, 18 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı (2026-2030) kapsamında ele alındı.
Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan planın, 2021-2025 Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi üzerine inşa edildiği belirtildi. İnsan odaklılık, güvenilirlik, etik sorumluluk, dijital egemenlik ve sürdürülebilir kalkınma ilkelerini temel alan planın hazırlık sürecinde kamu, özel sektör, üniversite ve sivil toplum temsilcilerinden yaklaşık 500 profesyonelle çalıştaylar gerçekleştirildiği ve 2 binden fazla eylem önerisinin değerlendirildiği kaydedildi.
“Fark Et, İstifade Et, Üret ve Yönet” başlıkları altında dört eksen üzerine kurulan plan; insan kaynağının geliştirilmesi, veri altyapısının güçlendirilmesi, hesaplama kapasitesinin artırılması, yerli yapay zekâ modellerinin geliştirilmesi ve yapay zekâ yönetişimini kapsıyor.
Plan kapsamında ilk 12 ayda en az 1,5 milyon, 24 ay sonunda ise toplam 5 milyon vatandaşın yapay zekâ okuryazarlığı programlarına dahil edilmesi hedefleniyor. Ayrıca 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ile 100 bin uygulama profesyonelinin yetiştirilmesi ve en az 2 bin kamu veri setinin Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden makine okunabilir biçimde erişime açılması öngörülüyor.
10 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM HEDEFİ Türkiye’nin 2030 hedefleri arasında yapay zekâ ve veri merkezi altyapısının önemli bir yer tuttuğuna dikkat çekilen raporda, 2030 yılına kadar en az 1 GW yapay zekâ ve veri merkezi kurulu gücüne ulaşılması hedeflendiği belirtildi. Bunun yanı sıra yıllık en az 10 TWh düşük karbonlu elektrik satın alma anlaşması hacmi, en az 1 eksabayt depolama kapasitesi ve omurga bağlantılarında en az 100 Tb/sn erişim hedefleniyor.
Bu altyapının oluşturulması için ağırlıklı olarak özel sektör kaynaklı en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesi planlanıyor. Raporda ayrıca araştırmacılar, girişimler ve KOBİ’lerin hesaplama kapasitesine erişiminin artırılması ve tek bir teknoloji sağlayıcısına bağımlılık oluşmaması için çoklu tedarikçi yaklaşımının önemine işaret edildi.
DİJİTAL EKONOMİDE DIŞA BAĞIMLILIK UYARISI TÇE’nin raporunda Türkiye’nin dijital ekonomisinin büyümesine rağmen kritik alanlarda yabancı teknoloji şirketlerine bağımlılığın sürdüğüne dikkat çekildi. Rapora göre Türkiye’de aktif internet kullanıcılarının sayısı 77,3 milyona, internet kullanım oranı ise yüzde 88,3’e ulaştı.
Buna karşılık arama motorları, sosyal medya platformları, mobil işletim sistemleri, uygulama mağazaları, bulut bilişim hizmetleri ve dijital reklam altyapılarının önemli bölümünün yabancı şirketlerin kontrolünde olduğu belirtildi. Raporda, dijital ekonomideki büyümenin stratejik dış bağımlılığı da beraberinde getirebildiği ifade edildi.
Türkiye’de toplam medya ve reklam yatırımlarının 2024 yılında 253,6 milyar liraya ulaştığı, medya yatırımlarının yüzde 74,2’sinin dijital mecralara yöneldiği kaydedildi. Enstitü, bu gelirlerin önemli bölümünün küresel platformlara aktarılmasının ekonomik boyutunun yanı sıra kullanıcı profilleme, içerik görünürlüğü ve davranışsal yönlendirme kapasitesini de bu şirketlerde yoğunlaştırdığı değerlendirmesinde bulundu.
Raporda Türkiye’nin dijital egemenlik politikasının yalnızca yerli teknoloji ve yapay zekâ geliştirilmesine dayandırılmasının yeterli olmayacağı vurgulandı. Büyük dijital platformlara yönelik düzenlemelerin güçlendirilmesi, veri taşınabilirliği ve birlikte çalışabilirlik yükümlülüklerinin artırılması, platform verilerinin belirli koşullarda paylaşılmasına yönelik mekanizmaların geliştirilmesi ve Dijital Hizmet Vergisi’nin denetim kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Enstitü, Avrupa Birliği’nde büyük platformların “kapı bekçisi” olarak tanımlanarak daha ağır yükümlülüklere tabi tutulduğunu, Türkiye’de ise aynı şirketlere yönelik benzer kapsamda bir düzenlemenin bulunmadığını belirterek bu durumu “düzenleyici asimetri” olarak değerlendirdi. “BAĞIMLILIKLARI SIFIRLAMAK DEĞİL, RİSKLERİ YÖNETMEK” Raporda dijital egemenliğin bütün yabancı teknolojilerden vazgeçmek ya da Türkiye’nin tüm teknoloji alanlarında tamamen kendi kendine yeterli hale gelmesi anlamına gelmediği de vurgulandı.
Yarı iletkenlerden bulut altyapılarına, telekom ekipmanlarından büyük dil modellerine kadar teknoloji değer zincirinin küresel ölçekte dağıldığına dikkat çekilen raporda, asıl hedefin tüm dış bağımlılıkları ortadan kaldırmak değil, stratejik risk oluşturan bağımlılıkları belirleyerek yönetilebilir hale getirmek olması gerektiği ifade edildi. Raporun sonuç bölümünde Türkiye’nin önündeki temel tercih, dijital teknolojilerin pasif tüketicisi olmak ya da dijital geleceğin kurallarını şekillendiren ülkeler arasında yer almak şeklinde ortaya konuldu.
Enstitüye göre dijital çağda egemenlik; verinin korunması, algoritmaların denetlenmesi, kritik altyapıların yönetilmesi ve teknolojik bağımlılıkların stratejik biçimde kontrol edilmesini de kapsıyor. Raporda, geleceğin egemen devletlerinin en fazla teknoloji satın alan ülkeler değil; teknolojiyi yöneten, düzenleyen, denetleyen ve gerektiğinde alternatiflerini geliştirebilen ülkeler olacağı vurgulandı.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Ekonomi
Yayın: 22 Ağustos 2026 09:07 · Kaynak: anayurtgazetesi.com