Tarihte bugün: 5 Kasım'da Türkiye ve dünyada neler yaşandı?
- 5 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor
- Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı
5 Kasım, tarih boyunca birçok önemli gelişmeye sahne olan özel günlerden biri olarak dikkat çekiyor. Siyasi kararlar, bilimsel keşifler, toplumsal dönüşümler ve dünya tarihini etkileyen olaylar bu tarihte yaşandı. Bazı gelişmeler kendi dönemini şekillendirirken, bazıları ise yıllar sonra bile etkisini sürdürdü.
Tarihin akışını değiştiren olayların bir araya geldiği 5 Kasım, geçmişten günümüze uzanan önemli izler taşıyor. Dünya ve Türkiye tarihinde derin izler bırakan bu gelişmeler, bugün hâlâ önemini koruyor.
İşte tarihin sayfalarında 5 Kasım'da yaşanan dikkat çekici olaylar…1138 - Lý Anh Tông çocuk yaşta Vietnam tahtına çıktı1138 yılında Đại Việt hükümdarı Lý Thần Tông'un ölümünün ardından oğlu Lý Anh Tông tahta çıktı. Yeni hükümdar henüz yaklaşık iki yaşındaydı ve bu nedenle devlet yönetiminde saray çevresi ile naiplerin etkisi büyük oldu.
Lý Hanedanı, bugünkü Vietnam topraklarının önemli bölümünü yöneten güçlü hanedanlardan biriydi. Lý Anh Tông'un saltanatı 37 yıl sürdü ve 1175 yılına kadar devam etti. Uzun hükümdarlık döneminde saray içi mücadeleler, komşu devletlerle ilişkiler ve idarî düzenlemeler öne çıktı.
Çocuk yaşta tahta çıkması, hanedanın devamlılığını sağlamak açısından önemliydi ancak iktidarın fiilî kullanımı ilk yıllarda yetişkin yöneticilerin elindeydi. Hükümdarlığı döneminde başkent Thăng Long, yani bugünkü Hanoi, siyasi merkez olmaya devam etti.
Lý Hanedanı Budist kültürünün ve merkezi yönetimin gelişmesinde etkili oldu. Lý Anh Tông'un tahta çıkışı Vietnam Orta Çağ tarihinin önemli hanedan geçişlerinden biridir. Bazı kaynaklarda kesin gün konusunda küçük farklılıklar görülebilse de 1138 yılı onun saltanatının başlangıcıdır.
1499 - Catholicon Bretonca-Fransızca-Latince sözlük olarak basıldı1499 yılında Jehan Lagadeuc tarafından hazırlanan Catholicon adlı sözlük basıldı. Eserin yazımının 1464 yılında Tréguier bölgesinde tamamlandığı kabul edilir.
Sözlük Bretonca, Fransızca ve Latince kelimeleri bir araya getiriyordu. Bu yönüyle Breton dil tarihinin en önemli erken eserlerinden biridir. Catholicon genellikle basılmış ilk Bretonca sözlük olarak kabul edilir. Aynı zamanda Fransızcanın erken dönem sözlük tarihindeki en eski önemli örneklerden biri olarak anılır.
Ancak “ilk Fransızca sözlük” ifadesi kullanılan ölçüte göre tartışmalıdır; çünkü Orta Çağ ve erken modern dönemde farklı türlerde Fransızca sözlük ve sözlük benzeri metinler bulunuyordu. Eserin asıl önemi üç dili birlikte sistemli biçimde ele almasıdır.
Breton dilinin yazılı kültürünün gelişimi açısından da büyük önem taşır. 15. yüzyıl sonundaki baskısı Avrupa'da matbaanın sözlük ve dil çalışmalarını hızla yaygınlaştırdığı dönemin dikkat çekici örneklerinden biri oldu.
1556 - II. Panipat Savaşı Babürlerin Hindistan'daki hâkimiyetini yeniden güçlendirdi1556 yılında Babür İmparatorluğu ile Hemu komutasındaki kuvvetler arasında yapılan II. Panipat Savaşı Babür tarihinin belirleyici muharebelerinden biri oldu.
Babür hükümdarı Hümâyun'un ölümünün ardından henüz genç yaşta olan Ekber Şah tahta geçmişti. Devlet yönetiminde vezir ve naip Bayram Han önemli rol oynuyordu. Hemu ise Delhi'yi ele geçirerek kendi adına hükümdarlık iddiasında bulunmuştu.
5 Kasım 1556 tarihinde Panipat yakınlarında iki ordu karşı karşıya geldi. Savaş sırasında Hemu'nun gözünden ağır biçimde yaralanması ordusunun moralini bozdu. Hemu esir alındı ve daha sonra öldürüldü. Zafer Ekber Şah'ın Delhi ve Agra üzerindeki hâkimiyetini yeniden sağlamasına yardımcı oldu.
Böylece Babür Hanedanı'nın kuzey Hindistan'daki egemenliği büyük ölçüde yeniden kuruldu. Ekber ilerleyen yıllarda imparatorluğu genişleterek Babür tarihinin en güçlü hükümdarlarından biri hâline geldi. II. Panipat Savaşı bu uzun imparatorluk döneminin temel askerî dönüm noktalarından biridir.
1605 - Barut Komplosu ortaya çıkarıldı1605 yılında İngiltere'de Parlamento binasını havaya uçurmayı amaçlayan Barut Komplosu ortaya çıkarıldı. Komplocuların hedefi Kral I. James ile Parlamento üyelerini aynı anda öldürmek ve ülkede Katoliklere yönelik baskıların sona ermesini sağlayacak siyasi değişiklik yaratmaktı.
Planın önde gelen isimlerinden Robert Catesby ve arkadaşları Westminster Sarayı'nın altındaki bir mahzene çok miktarda barut yerleştirdi. Guy Fawkes patlayıcıları ateşlemekle görevlendirilmişti. 5 Kasım'ın ilk saatlerinde mahzende yakalandı.
Böylece Parlamento açılışı sırasında yapılması planlanan büyük saldırı engellendi. Fawkes ağır sorgulamalara tabi tutuldu ve diğer komplocuların kimlikleri ortaya çıkarıldı. Bazı komplocular yakalanma sırasında öldürüldü, hayatta kalanlar ise vatana ihanet suçundan yargılandı ve 1606 yılında idam edildi.
Guy Fawkes zamanla komplonun en tanınmış simgesi hâline geldi. İngiltere'de 5 Kasım bugün hâlâ “Bonfire Night” veya “Guy Fawkes Night” adıyla kutlanmaktadır.
1638 - IV. Murad Bağdat Seferi sırasında Musul'a ulaştı1638 yılında Osmanlı Padişahı IV. Murad, Safevilerden Bağdat'ı geri almak amacıyla yürüttüğü büyük sefer sırasında Musul bölgesine ulaştı. Osmanlı-Safevi mücadeleleri 17. yüzyılın ilk yarısında Irak ve Doğu Anadolu üzerinde yoğunlaşmıştı.
Bağdat 1624 yılında Safevilerin eline geçmişti ve Osmanlı Devleti kenti geri almak için birkaç kez sefer düzenlemişti. IV. Murad 1638 seferinin başına bizzat geçti. Osmanlı ordusu Anadolu ve Güneydoğu üzerinden ilerleyerek Musul'a ulaştı.
5 Kasım civarında padişahın Musul'a girdiğine ilişkin kronolojik kayıtlar bulunmaktadır. Musul Osmanlı açısından Bağdat'a ilerleyişte önemli lojistik ve askerî merkezdi. Ordu buradan güneye yönelerek Bağdat'ı kuşattı. Şehir Aralık 1638'de Osmanlı kuvvetlerinin eline geçti.
1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla Osmanlı-Safevi sınırı büyük ölçüde kalıcı biçimde belirlendi.
1757 - Prusya Rossbach'ta Fransa ve müttefiklerini ağır yenilgiye uğrattı1757 yılında Yedi Yıl Savaşları sırasında Prusya Kralı II. Friedrich, Rossbach Muharebesi'nde Fransız ve Kutsal Roma İmparatorluğu birliklerine karşı önemli bir zafer kazandı.
Savaş 5 Kasım tarihinde bugünkü Almanya'nın Saksonya-Anhalt bölgesinde gerçekleşti. Prusya ordusu sayıca kendisinden daha büyük bir düşman kuvvetiyle karşı karşıyaydı. II. Friedrich birliklerini hızlı manevralarla rakibin kanadına yöneltti ve sürpriz bir saldırı gerçekleştirdi.
Prusya süvarilerinin ve topçusunun etkili kullanımı savaşın kısa sürede sonuçlanmasını sağladı. Fransız ve müttefik kuvvetler ağır kayıp vererek geri çekildi. Rossbach zaferi II. Friedrich'in askerî dehasının en çok anılan örneklerinden biri oldu.
Prusya'nın Avrupa'daki askerî prestiji önemli ölçüde yükseldi. Yedi Yıl Savaşları ise 1763 yılına kadar devam etti. Rossbach, savaşın Avrupa cephesindeki en belirleyici Prusya zaferlerinden biri olarak kabul edilir.
1780 - LaBalme'nin kuvvetleri Miami savaşçıları tarafından yenildi1780 yılında Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında Augustin de La Balme komutasındaki birlikler, Miami halkının savaşçıları tarafından ağır yenilgiye uğratıldı. Fransız doğumlu La Balme, Amerikan tarafını destekleyen askerî girişimlerde bulunuyordu.
İngilizlerin Detroit ve çevresindeki etkisini zayıflatmak amacıyla batıya doğru bir sefer başlattı. Kuvvetleri Indiana bölgesindeki Miami yerleşimlerine ulaştı ve bazı köyleri yağmaladı. Bunun üzerine Miami savaşçıları harekete geçti.
Çatışmalarda daha sonra ünlü bir Miami lideri olacak Little Turtle'ın önemli rol oynadığı kabul edilir. La Balme ve beraberindeki çok sayıda kişi öldürüldü. Olay Amerikan sınır bölgelerinde Avrupalı-Amerikalı güçler ile Yerli halklar arasındaki karmaşık ittifak ve çatışmaların bir örneğiydi.
Muharebenin kesin tarihine ilişkin kaynaklarda birkaç günlük farklılıklar görülebilir ve genellikle Kasım 1780 başlarına tarihlenir. Little Turtle sonraki yıllarda ABD kuvvetlerine karşı yürütülen Kuzeybatı Kızılderili Savaşı'nın da önde gelen liderlerinden biri oldu.
1840 - Afganistan'ın İngilizlere teslim olduğu bilgisi doğru değilAfganistan'ın 5 Kasım 1840 tarihinde İngilizlere teslim olduğu yönündeki ifade doğru değildir. Birinci İngiliz-Afgan Savaşı 1839-1842 yılları arasında devam etti ve Afganistan hiçbir aşamada bütünüyle ve kalıcı biçimde İngiliz egemenliğine teslim olmadı.
İngiliz Doğu Hindistan Şirketi kuvvetleri 1839 yılında Afganistan'ı işgal ederek Emir Dost Muhammed Han'ı devirmeyi ve yerine Şah Şuca'yı getirmeyi amaçladı. Kabil ele geçirildi ve Şah Şuca yeniden tahta çıkarıldı. Dost Muhammed bir süre direniş gösterdikten sonra 1840 sonlarında İngilizlere teslim oldu; bu olay bazı kronolojilerde yanlış biçimde “Afganistan teslim oldu” şeklinde aktarılmıştır.
Ancak Afgan direnişi sona ermedi. 1841 yılında Kabil'de büyük bir ayaklanma başladı. İngiliz ordusunun 1842 başındaki Kabil'den geri çekilişi ağır bir felaketle sonuçlandı. İngiliz kuvvetleri daha sonra Afganistan'dan çekildi ve Dost Muhammed yeniden iktidara döndü.
Bu nedenle doğru ifade, 1840 sonlarında Dost Muhammed Han'ın İngilizlere teslim olduğu şeklinde olmalıdır.
1854 - Kırım Savaşı'nda 5 Kasım'ın önemli olayı İnkerman Muharebesi'ydi1854 yılında Kırım Savaşı sırasında 5 Kasım tarihinin en önemli askerî olayı İnkerman Muharebesi'ydi. Bazı kronolojilerde bu gün İngiliz-Fransız donanmasının Rus donanmasını yenilgiye uğrattığı şeklinde yanlış veya aşırı genel bir ifade kullanılır.
Oysa İnkerman esas olarak kara kuvvetleri arasında gerçekleşen büyük bir muharebeydi. Rus birlikleri Sivastopol kuşatmasını kırmak amacıyla sabah saatlerinde İngiliz mevzilerine saldırdı. Yoğun sis ve engebeli arazi nedeniyle çatışmalar düzensiz ve çok sert geçti.
İngiliz birliklerine daha sonra Fransız kuvvetleri destek verdi. Rus ordusu ağır kayıplar vererek geri çekilmek zorunda kaldı. İnkerman zaferi Müttefiklerin Sivastopol kuşatmasını sürdürmesine imkân sağladı. Kırım Savaşı'ndaki en önemli deniz çatışmalarından Sinop Baskını ise 30 Kasım 1853'te gerçekleşmişti. Dolayısıyla 5 Kasım 1854 için doğru başlık İnkerman Muharebesi'dir.
1895 - George B. Selden otomobil patenti aldı1895 yılında Amerikalı patent avukatı George B. Selden, benzin motoruyla çalışan yol aracı tasarımı için uzun süredir bekleyen patentini aldı. Selden ilk başvurusunu 1879 yılında yapmıştı ancak patent sürecini çeşitli yöntemlerle yıllarca uzattı.
ABD Patent Ofisi 5 Kasım 1895 tarihinde ona patent verdi. Patent, yalnızca belirli bir otomobil modeli yerine benzin motorlu yol araçlarının geniş bir teknik konseptini kapsayacak biçimde yorumlandı. Selden aslında seri otomobil üreticisi değildi ve patentten lisans geliri elde etmeyi amaçlıyordu.
Daha sonra Association of Licensed Automobile Manufacturers adlı kuruluş üzerinden birçok üreticiden lisans ücreti alınmaya başlandı. Henry Ford bu sisteme karşı çıktı ve uzun süren hukuk mücadelesi başladı. 1911 yılında temyiz mahkemesi patentin kapsamını daraltarak Ford lehine karar verdi.
Selden patenti Amerikan otomotiv endüstrisinin erken dönemindeki en önemli patent tartışmalarından biri oldu. Bu nedenle 5 Kasım 1895, otomotiv hukuk ve sanayi tarihinin dikkat çekici tarihlerinden biridir.
1898 - Negros Cumhuriyeti'nin kuruluş süreci başladı1898 yılında Filipinler'deki Negros Adası'nda İspanyol sömürge yönetimine karşı yerel ayaklanma başladı. Filipin Devrimi ve İspanya-Amerika Savaşı sırasında İspanyol yönetimi adalarda giderek zayıflıyordu.
Negroslu devrimciler 5 Kasım tarihinde Bacolod çevresinde harekete geçti. İspanyol yöneticiler kısa süre sonra teslim oldu ve ada üzerindeki sömürge yönetimi fiilen sona erdi. Daha sonra Negros Cumhuriyeti veya Negros Kantonal Cumhuriyeti olarak bilinen kısa ömürlü siyasi yapı oluşturuldu.
Yönetim, Filipinler'in genel bağımsızlık hareketiyle ilişkili olmakla birlikte yerel seçkinlerin güçlü etkisi altındaydı. 1899 yılında ABD'nin Filipinler üzerindeki hâkimiyetini genişletmesiyle Negros'taki bu yapı Amerikan yönetimiyle anlaşmaya yöneldi.
Cumhuriyet uzun ömürlü olmadı ve ada ABD yönetimine bağlandı. 5 Kasım bugün Negros bölgesinde sömürge yönetiminin sona erdirildiği tarih olarak tarihsel önem taşır. Olay Filipinler'in bağımsızlık mücadelesindeki yerel devrimlerden biridir.
1911 - İtalya Trablus ve Sirenayka'yı ilhak ettiğini ilan etti1911 yılında İtalya, Osmanlı Devleti'ne karşı başlattığı Trablusgarp Savaşı sırasında Trablus ve Sirenayka'yı ilhak ettiğini tek taraflı olarak ilan etti. İtalya 29 Eylül 1911 tarihinde Osmanlı Devleti'ne savaş açmış ve Kuzey Afrika'daki Osmanlı topraklarına saldırmıştı.
İtalyan birlikleri Trablus, Bingazi ve kıyıdaki başka merkezleri işgal etti ancak iç bölgelerde güçlü direnişle karşılaştı. Osmanlı subayları yerel halkı örgütleyerek İtalyan ilerleyişine karşı mücadele etti. 5 Kasım 1911 tarihinde İtalya Krallığı Trablus ve Sirenayka'nın kendi egemenliğine geçtiğini ilan etti.
Ancak bu ilhak Osmanlı Devleti tarafından kabul edilmedi ve savaş devam etti. Mustafa Kemal, Enver Bey ve başka Osmanlı subayları bölgede gönüllü olarak direniş faaliyetlerine katıldı. Balkan Savaşı'nın başlaması Osmanlı Devleti'ni İtalya ile barış yapmaya zorladı.
1912 Uşi Antlaşması'yla Osmanlı yönetimi bölgeden çekildi. Trablus ve Sirenayka daha sonra İtalyan Libyası'nın temelini oluşturdu.
1912 - Woodrow Wilson ABD Başkanı seçildi1912 yılında Demokrat Parti adayı Woodrow Wilson Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimini kazandı. Seçim Cumhuriyetçi Parti içindeki büyük bölünme nedeniyle Amerikan siyasi tarihinin en dikkat çekici yarışlarından biri oldu.
Görevdeki Cumhuriyetçi Başkan William Howard Taft yeniden adaydı. Eski Başkan Theodore Roosevelt ise Cumhuriyetçi Parti adaylığını alamayınca İlerici Parti, diğer adıyla Bull Moose Party, adına yarıştı. Sosyalist Parti adayı Eugene V.
Debs de önemli oranda oy aldı. Seçim 5 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Wilson halk oylarının yaklaşık yüzde 42'sini almasına rağmen rakiplerinin oylarının bölünmesi sayesinde Seçiciler Kurulunda büyük çoğunluk kazandı.
Roosevelt ikinci, Taft ise üçüncü sırada kaldı. Wilson 1913 yılında göreve başladı. Başkanlığı sırasında Federal Rezerv sistemi kuruldu ve ABD 1917 yılında I. Dünya Savaşı'na girdi. Wilson savaş sonrasında Milletler Cemiyeti fikrinin başlıca savunucularından biri oldu.
1914 - İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti1914 yılında İngiltere ve Fransa, Osmanlı Devleti'ne resmen savaş ilan etti. Osmanlı donanmasının 29 Ekim'de Rus limanlarına saldırması İmparatorluğun I. Dünya Savaşı'na fiilen girişini başlatmıştı.
Rusya 2 Kasım tarihinde Osmanlı Devleti'ne savaş ilan etti. İngiltere ve Fransa ise 5 Kasım'da savaş ilanlarını açıkladı. Böylece Osmanlı Devleti İttifak Devletleri safında resmen büyük savaşın tarafı hâline geldi. Bu gelişmenin ardından Çanakkale, Kafkasya, Irak, Sina-Filistin ve Hicaz gibi çok sayıda cephede çatışmalar başladı.
İngiltere'nin Osmanlı topraklarına yönelik askerî ve siyasi planları da hızlandı. Fransa özellikle Doğu Akdeniz ve Suriye bölgesinde etkili oldu. Osmanlı Devleti savaş boyunca ağır insan ve toprak kayıpları verdi. 1918 Mondros Mütarekesi'yle Osmanlı açısından savaş sona erdi.
5 Kasım 1914 Osmanlı'nın İtilaf Devletleriyle resmî savaş durumunun kesinleştiği tarihlerden biridir.
1914 - İngiltere Kıbrıs'ı tek taraflı olarak ilhak etti1914 yılında İngiltere, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'nda Almanya'nın yanında savaşa girmesinin ardından Kıbrıs'ı resmen ilhak ettiğini açıkladı. Ancak adanın yönetiminin ilk kez 5 Kasım 1914'te Osmanlı'dan İngiltere'ye geçtiğini söylemek doğru değildir.
Kıbrıs'ın yönetimi 1878 Kıbrıs Konvansiyonu uyarınca Osmanlı egemenliği hukuken devam ederken fiilen İngiliz idaresine bırakılmıştı. İngiltere adayı 1878'den itibaren yönetiyordu. Osmanlı Devleti ile İngiltere'nin savaş durumuna girmesi üzerine Londra hükûmeti 5 Kasım 1914 tarihinde Kıbrıs'ı tek taraflı olarak ilhak etti.
Osmanlı Devleti bu ilhakı o tarihte tanımadı. Türkiye daha sonra Lozan Barış Antlaşması'yla İngiliz egemenliğini hukuken kabul etti. Kıbrıs 1925 yılında Britanya Kraliyet Kolonisi hâline geldi. Ada 1960 yılında bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti olarak devlet statüsü kazandı. Bu nedenle 5 Kasım 1914'ün doğru tanımı “İngiltere'nin Kıbrıs'ı ilhak etmesi”dir.
1919 - Antep Fransız kuvvetlerinin denetimine geçti1919 yılında Antep'te işgal yönetimi İngilizlerden Fransızlara geçti. Mondros Mütarekesi sonrasında İngiliz kuvvetleri 1918 sonlarında Antep'e girmişti. İngiltere ile Fransa arasında yapılan Ortadoğu düzenlemeleri sonucunda bölgenin Fransız nüfuz alanına bırakılması kararlaştırıldı.
İngiliz birlikleri kentten çekilirken Fransız kuvvetleri 1919 sonbaharında bölgeye yerleşmeye başladı. 5 Kasım civarında Fransız askerlerinin Antep'teki kontrolü devralması işgalin yeni aşamasını oluşturdu. Fransız birlikleri içerisinde Ermeni Lejyonuna bağlı unsurların bulunması şehirdeki toplumsal gerilimi artırdı.
İşgale karşı yerel direniş kısa süre içinde örgütlenmeye başladı. 1920 yılında Antep'te çok ağır ve uzun süreli çatışmalar yaşandı. Kent aylarca kuşatma altında kaldı ve büyük kıtlık yaşandı. TBMM daha sonra gösterilen direniş nedeniyle Antep'e 1921 yılında “Gazi” unvanını verdi. Bu nedenle kentin adı Gaziantep olarak anılmaya başladı.
1922 - İsmet Paşa başkanlığındaki Lozan heyeti Ankara'dan ayrıldı1922 yılında İsmet Paşa başkanlığındaki Türk delegasyonu Lozan Barış Konferansı'na katılmak üzere Ankara'dan yola çıktı. Kurtuluş Savaşı'nın askerî zaferle sonuçlanmasının ardından Türkiye ile İtilaf Devletleri arasında kalıcı barış görüşmeleri için hazırlıklar başlamıştı.
TBMM 1 Kasım'da saltanatı kaldırarak Türkiye'yi uluslararası alanda yalnızca Ankara Hükûmetinin temsil edeceğini ilan etmişti. İsmet Paşa Dışişleri Bakanlığı görevine getirilmiş ve Lozan heyetinin başkanı olarak seçilmişti.
Heyette Rıza Nur ve Hasan Saka gibi önemli isimler de bulunuyordu. Delegasyon 5 Kasım 1922 tarihinde Ankara'dan hareket etti. Türk heyeti İsviçre'ye ulaşmadan önce Paris ve başka Avrupa merkezlerinde diplomatik temaslarda bulundu.
Lozan Konferansı planlanan ilk tarihten birkaç gün gecikmeyle 20 Kasım'da açıldı. Görüşmeler kapitülasyonlar, sınırlar, borçlar, Boğazlar ve azınlıklar gibi zorlu başlıklar nedeniyle aylarca sürdü. Lozan Barış Antlaşması 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalandı ve yeni Türkiye devletinin uluslararası statüsünün temel belgesi hâline geldi.
1924 - Son Çin İmparatoru Puyi Yasak Şehir'den çıkarıldı1924 yılında Çin'in son imparatoru Puyi, Pekin'deki Yasak Şehir'den çıkarıldı. Puyi 1912 yılında Qing Hanedanı'nın sona ermesiyle tahttan çekilmiş ancak yapılan anlaşma gereği Yasak Şehir'in iç bölümünde yaşamaya ve bazı imparatorluk unvanlarını kullanmaya devam etmişti.
Çin Cumhuriyeti'nin ilk yıllarındaki siyasi karışıklık bu özel statünün uzun süre korunmasını sağladı. General Feng Yuxiang'ın Pekin'de yönetimi ele geçirmesinin ardından eski imparatorluk ailesine tanınan ayrıcalıkların kaldırılmasına karar verildi.
5 Kasım 1924 tarihinde Puyi'ye sarayı terk etmesi bildirildi. Aynı zamanda Qing hanedanına tanınmış imparatorluk unvanları ve özel ayrıcalıklar sona erdirildi. Puyi daha sonra Japonya'nın etkisi altındaki Tianjin'e geçti.
Japonya 1932 yılında Mançurya'da kurduğu Mançukuo devletinin başına Puyi'yi getirdi ve 1934'te imparator ilan etti. II. Dünya Savaşı'nın sonunda Sovyetler tarafından yakalandı ve daha sonra Çin'e teslim edildi. Yaşamının son dönemini Çin Halk Cumhuriyeti'nde sıradan bir vatandaş olarak geçirdi.
1925 - Mussolini'nin diktatörlüğü güçlenirken muhalefet üzerindeki baskılar arttı1925 yılında Benito Mussolini yönetimindeki Faşist rejim İtalya'daki demokratik muhalefeti sistemli biçimde ortadan kaldırmaya başladı. Ancak “5 Kasım 1925'te bütün sol partiler kapatıldı” ifadesi süreci fazla basitleştirmektedir.
Sosyalist milletvekili Giacomo Matteotti'nin 1924 yılında öldürülmesinin ardından İtalya'daki siyasi kriz büyümüş ve Mussolini 3 Ocak 1925'te diktatörlüğünü açık biçimde güçlendiren bir politika başlatmıştı. 1925 ve 1926 yıllarında çıkarılan bir dizi “Faşist Yasalar” basın özgürlüğünü sınırlandırdı, muhalefet örgütlerini baskı altına aldı ve Mussolini'nin yetkilerini genişletti.
Sosyalist, komünist ve diğer muhalif partilerin tamamen yasa dışı hâle getirilmesi esas olarak Kasım 1926'daki olağanüstü düzenlemelerle gerçekleşti. Muhalefet milletvekilleri parlamentodan uzaklaştırıldı ve siyasi örgütlenmeler kapatıldı.
Özel Mahkeme ve gizli polis sistemi rejimin muhaliflere karşı temel araçlarından oldu. Böylece İtalya tek partili faşist diktatörlüğe dönüştü. Bu nedenle 1925 yılı diktatörlüğün kuruluşunun kritik aşamalarından biridir ancak bütün sol partilerin tek bir 5 Kasım kararıyla kapatıldığı söylenmemelidir.
1925 - Ankara Hukuk Mektebi Atatürk tarafından açıldı1925 yılında Cumhuriyet döneminin hukuk reformlarını destekleyecek yeni hukukçular yetiştirmek amacıyla Ankara Hukuk Mektebi açıldı. Yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin başkentinde yüksek hukuk eğitimi verecek bir kurum kurulması, adalet sisteminin yeniden yapılandırılması açısından büyük önem taşıyordu.
Okulun kuruluşuna ilişkin kanuni düzenlemeler 1925 yılı içerisinde tamamlandı. 5 Kasım 1925 tarihinde Mustafa Kemal Paşa'nın katıldığı törenle eğitim hayatına başladı. Mustafa Kemal açılış konuşmasında Cumhuriyet'in hukuk anlayışının eski hukuk düzeninden farklı olması gerektiğini vurguladı.
Kurum kısa süre sonra Ankara'nın en önemli yükseköğretim merkezlerinden biri hâline geldi. 1926 yılında kabul edilen Türk Medeni Kanunu ve diğer hukuk reformlarının uygulanmasında burada yetişen hukukçular önemli rol oynadı.
Ankara Üniversitesi 1946 yılında kurulduktan sonra okul Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi bünyesine katıldı. Fakülte Türkiye'de hukuk eğitiminin en köklü kurumlarından biri olarak faaliyetini sürdürmektedir.
1930 - “İlk televizyon reklamı Londra'da gösterildi” bilgisi tartışmalı1930 yılında Londra'da ilk televizyon reklamının gösterildiği yönündeki bilgi bazı tarih listelerinde yer alsa da “dünyanın ilk televizyon reklamı” olarak kesin biçimde kabul edilen bir olay değildir. Televizyon teknolojisi o yıllarda henüz deneysel aşamadaydı.
John Logie Baird ve başka mucitler 1920'lerin sonlarından itibaren Londra'da düzenli deneysel görüntü yayınları gerçekleştiriyordu. BBC de 1929'dan itibaren Baird sistemiyle sınırlı televizyon yayınları yapmaya başladı. Bu deneysel yayınlarda marka ve ticari içeriklerin gösterilmiş olabileceğine ilişkin kayıtlar bulunmaktadır.
Ancak modern anlamdaki ücretli televizyon reklamcılığının başlangıcı genellikle 1 Temmuz 1941 tarihinde ABD'de yayımlanan Bulova saat reklamıyla ilişkilendirilir. İngiltere'de ticari televizyon reklamları ise ITV'nin 1955 yılında yayına başlamasıyla düzenli bir sisteme kavuştu.
Bu nedenle 5 Kasım 1930 için “ilk televizyon reklamı” ifadesini kesin tarihsel gerçek olarak kullanmak doğru değildir. Olay, deneysel televizyon dönemindeki erken ticari görüntü denemelerinden biri olarak değerlendirilmelidir.
1934 - Devlet Tiyatroları 1934'te kurulmadıDevlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün 5 Kasım 1934 tarihinde kurulduğu bilgisi doğru değildir. Cumhuriyet'in ilk yıllarında tiyatro ve sahne sanatlarının devlet desteğiyle geliştirilmesine yönelik önemli çalışmalar yürütülüyordu.
1930'larda Ankara'da konservatuvar ve tiyatro eğitiminin kurumsallaştırılması için hazırlıklar yapıldı. Carl Ebert gibi yabancı uzmanların katkılarıyla Ankara Devlet Konservatuvarının tiyatro ve opera bölümleri geliştirildi.
Devlet tiyatrosu fikri de bu çalışmalar içerisinde şekillendi. Ancak bugünkü Devlet Tiyatrolarının hukuki kuruluşu, 10 Haziran 1949 tarihinde kabul edilen 5441 sayılı Devlet Tiyatrosu Kuruluşu Hakkında Kanun ile gerçekleşti.
Kurum Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olarak dram ve opera bölümleriyle yapılandırıldı. Ankara'daki Küçük Tiyatro ve Büyük Tiyatro kurumun ilk önemli sahneleri arasında yer aldı. Devlet Tiyatroları daha sonra Türkiye'nin birçok şehrinde sürekli ve turne sahneleri açtı.
Dolayısıyla 1934 tarihi tiyatro alanındaki erken Cumhuriyet reformlarıyla ilişkilendirilebilir ancak Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğünün kuruluş tarihi değildir.
1936 - Mülkiye İstanbul'dan Ankara'ya taşındı1936 yılında Türkiye'nin en köklü yükseköğretim kurumlarından Mülkiye, İstanbul'dan yeni başkent Ankara'ya taşındı. 1859 yılında İstanbul'da Mekteb-i Mülkiye adıyla kurulan kurum devletin yönetici kadrolarını yetiştiren önemli okullardan biri olmuştu.
Cumhuriyet döneminde devlet kurumlarının Ankara'da merkezileşmesi Mülkiye'nin de başkente taşınmasını gündeme getirdi. 1935 yılında okulun adı Siyasal Bilgiler Okulu olarak değiştirildi. Ankara'nın Cebeci semtinde yeni bir bina hazırlandı.
Öğrenciler 5 Kasım 1936 tarihinde İstanbul'dan trenle Ankara'ya hareket etti. Haydarpaşa Garı'nda öğrenciler için uğurlama töreni düzenlendi. Ertesi gün Ankara'da yapılan törenle yeni okul binasındaki eğitim dönemi başladı.
Kurum 1950 yılında Ankara Üniversitesine bağlanarak Siyasal Bilgiler Fakültesi adını aldı. Mülkiye, Türkiye'de bürokrat, diplomat, kaymakam, vali, siyasetçi ve akademisyen yetiştiren en önemli kurumlardan biri olmayı sürdürdü.
1939 - Hatay'da TBMM için milletvekili ara seçimi yapıldı1939 yılında Türkiye'ye yeni katılan Hatay'da Türkiye Büyük Millet Meclisinde boş bulunan milletvekillikleri için seçim gerçekleştirildi. Hatay Devleti, 1938 yılında bağımsız bir siyasi yapı olarak kurulmuş ancak kısa süre sonra Türkiye ile birleşme yönünde karar almıştı.
Hatay Meclisi 29 Haziran 1939 tarihinde Türkiye'ye katılma kararı verdi. Türkiye ile Fransa arasında yapılan anlaşmaların ardından bölge 23 Temmuz 1939 tarihinde resmen Türkiye Cumhuriyeti'ne katıldı. Hatay yeni bir il olarak Türkiye'nin idari yapısına dahil edildi.
Ardından bölgenin TBMM'de temsil edilmesi için seçim süreci başlatıldı. 5 Kasım 1939 tarihinde beş milletvekilliği için ara seçim yapıldı. Böylece Hatay seçmenleri Türkiye Büyük Millet Meclisine ilk temsilcilerini gönderdi.
Hatay'ın Türkiye'ye katılması Atatürk döneminin önemli dış politika hedeflerinden biriydi ancak süreç onun 1938'deki ölümünden sonra tamamlandı. Hatay meselesi Türkiye-Fransa ilişkilerinin ve Suriye sınırının şekillenmesinde önemli rol oynadı.
1940 - Franklin D. Roosevelt üçüncü kez ABD Başkanı seçildi1940 yılında Demokrat Parti adayı Franklin Delano Roosevelt, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimlerini kazanarak ülkede üçüncü kez Başkan seçilen ilk kişi oldu.
Roosevelt'in Cumhuriyetçi rakibi iş insanı Wendell Willkie'ydi. Seçim 5 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Avrupa'da II. Dünya Savaşı devam ediyor ancak ABD henüz savaşa doğrudan katılmamış bulunuyordu. Dış politika ve Amerika'nın savaşa girip girmeyeceği seçim kampanyasının önemli konularındandı.
Roosevelt halk oylarının yaklaşık yüzde 55'ini aldı ve Seçiciler Kurulunda 449 oy kazandı. Böylece George Washington döneminden beri süregelen iki dönemlik başkanlık geleneğini aşarak üçüncü kez göreve seçildi. Roosevelt 1944 yılında dördüncü kez de Başkan seçildi.
1945 yılında görev başında hayatını kaybetmesinin ardından Başkan Yardımcısı Harry Truman görevi devraldı. Daha sonra kabul edilen 22. Anayasa Değişikliği ile Amerikan başkanlarının en fazla iki kez seçilmesi kuralı getirildi.
1942 - Savaş koşulları nedeniyle lokanta ve birahanelere ekmek verilmesi yasaklandı1942 yılında II. Dünya Savaşı'nın yarattığı ekonomik sıkıntılar Türkiye'de temel tüketim maddeleri üzerinde yeni kısıtlamalara yol açtı. Türkiye savaşa doğrudan katılmamış olsa da yüz binlerce kişinin silah altında tutulması, dış ticaretin aksaması ve üretimde yaşanan sorunlar ciddi gıda sıkıntıları doğurdu.
Ekmek özellikle büyük şehirlerde karne sistemiyle dağıtılıyordu. Hükûmet mevcut tahıl stoklarını korumak amacıyla lokanta, gazino ve birahanelerde ekmek tüketimine ilişkin sınırlamalar uyguladı. Kasım 1942'de lokanta ve birahanelere ekmek verilmesinin yasaklanması bu savaş ekonomisi önlemlerinden biri oldu.
Halkın günlük ekmek ihtiyacının öncelikli karşılanması amaçlandı. Aynı dönemde şeker, kumaş, yakıt ve başka temel ürünlerde de kıtlık ve fiyat artışları yaşandı. Devlet fiyat kontrolleri ve stok düzenlemeleriyle piyasalara müdahale etti.
Savaş yıllarındaki ekonomik koşullar özellikle dar gelirli kesimler üzerinde ağır etkiler yarattı. Bu uygulamalar Türkiye'nin II. Dünya Savaşı dönemindeki gündelik yaşamının en dikkat çekici örnekleri arasında yer aldı.
1945 - Kolombiya Birleşmiş Milletler'in kurucu üyelerinden biri oldu1945 yılında Kolombiya, Birleşmiş Milletler Şartı'nı onaylayarak örgütün kurucu üyeleri arasındaki yerini kesinleştirdi. Kolombiya temsilcileri daha önce San Francisco Konferansı'na katılmış ve 26 Haziran 1945 tarihinde Birleşmiş Milletler Şartı'nı imzalamıştı.
BM Şartı yeterli sayıda devlet tarafından onaylanmasının ardından 24 Ekim 1945 tarihinde yürürlüğe girdi. Kolombiya'nın onay belgesi ise 5 Kasım 1945 tarihinde resmî olarak işleme alındı. Bu nedenle bazı listelerde 5 Kasım ülkenin “BM'ye üye olduğu gün” olarak gösterilir.
Ancak Kolombiya, sonradan üyeliğe kabul edilen bir devlet değil Birleşmiş Milletlerin kurucu devletlerinden biridir. Ülke daha sonraki yıllarda BM Genel Kurulu, Güvenlik Konseyi ve barış operasyonlarında aktif roller üstlendi.
Kore Savaşı sırasında BM kuvvetlerine asker gönderen Latin Amerika ülkelerinden biri oldu. Kolombiya'nın BM üyeliği ülkenin çok taraflı dış politikasının temel unsurlarından biri olarak devam etmektedir. Bu nedenle 5 Kasım tarihi esas olarak BM Şartı'nın Kolombiya tarafından onaylanmasıyla ilişkilidir.
1956 - Macar Devrimi Sovyet müdahalesiyle bastırıldı1956 yılında Sovyet ordusunun Macaristan'a yönelik büyük askerî müdahalesinin ardından Budapeşte'deki direniş önemli ölçüde kırıldı. Sovyet birlikleri 4 Kasım sabahı tanklar ve ağır silahlarla başkente girmişti.
Başbakan Imre Nagy dünyaya yaptığı radyo çağrısında ülkesinin saldırıya uğradığını duyurdu. Macar direnişçiler Budapeşte'nin bazı mahallelerinde ve sanayi bölgelerinde günlerce çatışmayı sürdürdü. Ancak Sovyet ordusunun çok büyük askerî üstünlüğü karşısında örgütlü direniş giderek zayıfladı.
János Kádár liderliğinde Sovyet yanlısı yeni bir hükûmet kuruldu. Nagy Yugoslavya Büyükelçiliğine sığındı ancak daha sonra tutuklandı. Yaklaşık 200 bin Macar ülkeden kaçarken binlerce kişi öldü veya yaralandı. Imre Nagy 1958 yılında gizli bir yargılamanın ardından idam edildi.
Macaristan 1989 yılında komünist yönetimin sona ermesine kadar Sovyet nüfuz alanında kaldı.
1957 - Hikmet Kıvılcımlı Vatan Partisi soruşturması kapsamında tutuklandı1957 yılında Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve bazı parti yöneticileri siyasi faaliyetleri nedeniyle tutuklandı. Kıvılcımlı Türkiye sosyalist hareketinin erken dönemlerinden itibaren aktif olan Marksist düşünür ve siyasetçilerden biriydi.
1954 yılında Vatan Partisini kurmuştu. Parti özellikle işçi ve emekçi kesimlere yönelik siyasi faaliyet yürütmeye çalışıyordu. 1957 seçimleri öncesinde Kıvılcımlı'nın Eyüp Sultan'da yaptığı konuşma ve din ile sosyalizm arasında kurduğu bazı ifadeler soruşturma konusu oldu.
Dönemin makamları onu “dini siyasete alet ederek komünizm propagandası yapmak” gibi suçlamalarla yargıladı. 5 Kasım 1957 civarında Kıvılcımlı ve parti yöneticileri tutuklandı. Parti hakkında da kapatma süreci başlatıldı.
Kıvılcımlı uzun süre tutuklu kaldı ancak daha sonraki yargılamalarda çeşitli suçlamalardan beraat etti. Vatan Partisi'nin kısa siyasi yaşamı Türkiye'deki Soğuk Savaş dönemi antikomünist politikalarının önemli örneklerinden biri oldu.
1964 - Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında kültür anlaşması imzalandı1964 yılında Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında kültürel ilişkileri geliştirmeye yönelik bir anlaşma imzalandı. Türkiye 1952'den beri NATO üyesiydi ve Soğuk Savaş'ın ilk yıllarında Moskova ile ilişkiler oldukça mesafeliydi.
Ancak 1960'ların başından itibaren iki ülke ekonomik ve diplomatik ilişkileri yeniden geliştirmeye başladı. Kıbrıs meselesinde Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında yaşanan gerilim de Ankara'nın dış politikada daha çeşitli ilişkiler kurmasına katkı sağladı.
5 Kasım 1964 tarihli kültür anlaşması eğitim, bilim, sanat ve kültürel değişim alanlarında karşılıklı temasların artırılmasını amaçlıyordu. Akademisyenler, sanatçılar ve kültür heyetlerinin karşılıklı ziyaretlerinin önü açıldı.
Daha sonraki yıllarda Türkiye ile Sovyetler Birliği arasında önemli ekonomik projeler de geliştirildi. Seydişehir Alüminyum ve İskenderun Demir Çelik gibi sanayi yatırımları Sovyet kredileri ve teknik desteğiyle gerçekleştirildi.
İki ülke NATO-Sovyet rekabetinin karşı taraflarında bulunmalarına rağmen ekonomik ve kültürel ilişkilerini sürdürdü. 1964 anlaşması bu yakınlaşma sürecinin sembolik adımlarından biri oldu.
1968 - Richard Nixon ABD Başkanı seçildi1968 yılında Cumhuriyetçi Parti adayı Richard Nixon, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimini kazandı. Demokrat Parti'nin adayı görevdeki Başkan Yardımcısı Hubert Humphrey, üçüncü güçlü aday ise Amerikan Bağımsızlık Partisi'nden George Wallace'dı.
Seçim 5 Kasım tarihinde yapıldı. Vietnam Savaşı, ırk çatışmaları, Martin Luther King Jr. ve Robert Kennedy suikastları nedeniyle 1968 ABD tarihinin en çalkantılı yıllarından biri olmuştu. Nixon kampanyasında “kanun ve düzen” söylemini ve Vietnam'da barış sağlama vaadini öne çıkardı.
Halk oylarında Humphrey'in yalnızca küçük bir farkla önünde yer aldı. Seçiciler Kurulunda ise 301 oy kazanarak Başkan seçildi. Nixon 1969 yılında göreve başladı ve 1972'de büyük farkla yeniden seçildi. Ancak Watergate skandalı nedeniyle hakkında azil süreci başlatılınca 9 Ağustos 1974 tarihinde istifa etti. Böylece görevinden istifa eden ilk ve bugüne kadar tek ABD Başkanı oldu.
1972 - Bülent Ecevit, CHP'den ayrılan İsmet İnönü için açıklama yaptı1972 yılında CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, partiden istifa eden İsmet İnönü hakkında kısa ve ölçülü bir açıklama yaptı. İnönü, uzun yıllar genel başkanlığını yürüttüğü CHP'den 4 Kasım 1972 tarihinde ayrılmıştı.
Parti içerisinde “ortanın solu” politikası ve Ecevit'in yükselen liderliği nedeniyle ciddi görüş ayrılıkları yaşanmıştı. İnönü aynı yılın mayıs ayında Genel Başkanlıktan çekilmiş ve yapılan kurultayda Ecevit göreve seçilmişti.
Kasım ayında parti üyeliğini de bırakması CHP tarihinin en önemli kırılmalarından biri oldu. Ecevit ertesi gün yaptığı değerlendirmede İnönü'ye “esenlik ve uzun ömür” diledi. Açıklama iki lider arasındaki derin siyasi görüş ayrılıklarına rağmen kişisel saygının korunmaya çalışıldığını gösteriyordu.
İnönü daha sonra Cumhuriyet Senatosundaki tabii üyeliğini sürdürdü. 25 Aralık 1973 tarihinde hayatını kaybetti. Ecevit ise CHP'yi 1973 seçimlerinde birinci parti konumuna taşıdı.
1979 - Humeyni ABD'ye yönelik “Büyük Şeytan” söylemini öne çıkardı1979 yılında İran Devrimi'nin lideri Ayetullah Ruhullah Humeyni'nin Amerika Birleşik Devletleri'ne yönelik sert söylemi, Tahran'daki rehine kriziyle birlikte daha da belirginleşti. İranlı öğrenciler 4 Kasım tarihinde ABD Büyükelçiliğini işgal etmiş ve Amerikalı diplomatları rehin almıştı.
Humeyni eylemcileri destekledi ve ABD'yi devrime karşı komplo kurmakla suçladı. Bu dönemde Amerikan yönetimini tanımlamak için “Büyük Şeytan” ifadesi İran'ın devrimci siyasi söyleminin temel kavramlarından biri hâline geldi.
İfadenin tek bir 5 Kasım konuşmasında ilk kez ortaya çıktığını söylemek güçtür; Humeyni'nin ABD karşıtı söyleminde bu kavram 1979 boyunca şekillenmiştir. Büyükelçilik krizi toplam 444 gün sürdü. Olay Washington ile Tahran arasındaki diplomatik ilişkilerin kopmasına neden oldu.
ABD İran'a ekonomik yaptırımlar uygulamaya başladı. Rehineler 20 Ocak 1981 tarihinde serbest bırakıldı. “Büyük Şeytan” söylemi İran'ın sonraki dış politika retoriğinde de uzun yıllar kullanılmaya devam etti.
1984 - Güney Afrika'da apartheid karşıtı büyük grev düzenlendi1984 yılında Güney Afrika Cumhuriyeti'nde apartheid sistemine karşı geniş katılımlı iş bırakma eylemleri gerçekleştirildi. Siyah çoğunluğun siyasi haklardan mahrum bırakıldığı apartheid düzenine karşı öğrenci hareketleri, sendikalar ve mahalle örgütleri 1980'lerin ortasında giderek güçlenmişti.
Kasım 1984 başında Transvaal bölgesinde yüz binlerce işçi ve öğrenci iki günlük genel greve katıldı. Eylemlerde eğitimdeki ayrımcılık, düşük ücretler, siyah yerleşim bölgelerindeki yönetim sistemi ve siyasi baskılar protesto edildi.
İşçiler fabrikalara gitmedi, öğrenciler okulları boykot etti. Hükûmet güvenlik güçlerini kullanarak protestoları bastırmaya çalıştı. Çok sayıda kişi gözaltına alındı ve bazı bölgelerde şiddet olayları yaşandı. Grev apartheid rejimine karşı işçi hareketi ile öğrenci ve toplum örgütlerinin birlikte hareket edebildiğini gösterdi.
1980'lerin ikinci yarısında uluslararası yaptırımlar ve ülke içindeki direniş giderek güçlendi. Apartheid sistemi 1990'ların başında tasfiye edildi ve 1994'te çok ırklı demokratik seçimler gerçekleştirildi.
1986 - Fener Rum Patrikhanesi'nin yeniden inşasına izin verildi1986 yılında İstanbul'daki Fener Rum Ortodoks Patrikhanesinin tarihî merkez binasının yeniden yapılmasına ilişkin uzun süredir bekleyen izin süreci sonuçlandı. Patrikhane kompleksi içerisindeki bazı yapılar 1941 yılında çıkan büyük yangında ağır zarar görmüştü.
Uzun yıllar boyunca ana patrikhane binasının eski biçimine uygun olarak yeniden inşa edilmesi mümkün olmadı. Türkiye'deki gayrimüslim vakıflarının taşınmazları ve inşaat izinleri dönemin siyasi ilişkileri içinde hassas konular arasında yer alıyordu.
1980'lerin ortasında yeniden inşa için gerekli resmî izin verildi. Böylece yaklaşık 45 yıllık aranın ardından restorasyon ve yeniden yapım çalışmalarının önü açıldı. Yapı daha sonraki yıllarda tamamlanarak Patrikhane tarafından yeniden kullanılmaya başlandı.
Fener'deki Aya Yorgi Kilisesi ise patrikliğin ana ibadet merkezi olmayı sürdürdü. Patrikhane Ortodoks dünyasında tarihsel ve dinî açıdan önemli konuma sahiptir. 1986'daki karar Türkiye'deki Rum Ortodoks toplumunun yakın tarihindeki önemli gelişmelerden biri olarak değerlendirilmektedir.
1991 - Ormoc sel felaketinde binlerce kişi hayatını kaybetti1991 yılında Filipinler'in Leyte Adası'ndaki Ormoc kentinde meydana gelen ani sel felaketi binlerce kişinin ölümüne yol açtı. Tropikal Fırtına Uring'in getirdiği şiddetli yağışlar 5 Kasım sabahı bölgede nehirlerin hızla taşmasına neden oldu.
Anilao ve Malbasag nehirlerinden gelen dev su kütlesi özellikle alçak yerleşim bölgelerini birkaç dakika içinde bastı. Ormoc kent yönetiminin kayıtlarında 4.922 kişinin öldüğü ve yaklaşık 3 bin kişinin kayıp olduğu belirtildi.
Kayıp kişilerin büyük bölümünün bulunamaması nedeniyle toplam can kaybı bazı kaynaklarda yaklaşık 7-8 bin olarak verilmektedir. Bu nedenle “yaklaşık 7 bin kişi öldü” ifadesi tamamen temelsiz değildir ancak kesin doğrulanmış tek rakam olarak kullanılmamalıdır.
Yaklaşık 14 bin ev yıkıldı ve on binlerce kişi afet bölgesinde ağır kayıplar yaşadı. Ormansızlaşma, dere yataklarının daralması ve plansız yerleşim felaketin etkisini büyüten faktörler arasında gösterildi. Olay Filipinler tarihinin en ölümcül sel facialarından biri oldu. Ormoc'ta kurbanlar için daha sonra anıt ve toplu mezar alanı oluşturuldu.
1994 - George Foreman 45 yaşında dünya ağır sıklet şampiyonu oldu1994 yılında Amerikalı boksör George Foreman, Michael Moorer'ı yenerek dünya ağır sıklet şampiyonluğunu yeniden kazandı. Karşılaşma 5 Kasım tarihinde Las Vegas'taki MGM Grand'da gerçekleştirildi.
Foreman 45 yaşındaydı ve genç rakibi Moorer maçın favorisi olarak görülüyordu. Moorer ilk raundların büyük bölümünde puan üstünlüğü sağladı. Ancak Foreman onuncu rauntta güçlü bir sağ yumrukla Moorer'ı nakavt etti. Böylece IBF ve WBA ağır sıklet dünya şampiyonluğu kemerlerini kazandı.
Foreman bu başarıyla o dönemde dünya ağır sıklet şampiyonu olan en yaşlı boksör olarak tarihe geçti. İlk ağır sıklet dünya şampiyonluğunu 1973 yılında Joe Frazier'ı yenerek kazanmıştı. Bir yıl sonra Muhammed Ali'ye karşı ünlü “Rumble in the Jungle” maçında unvanını kaybetmişti.
Yaklaşık yirmi yıl sonra yeniden dünya şampiyonu olması spor tarihinin en dikkat çekici geri dönüşlerinden biri olarak kabul edilir.
1996 - Bill Clinton ikinci kez ABD Başkanı seçildi1996 yılında Demokrat Parti adayı Bill Clinton, Amerika Birleşik Devletleri Başkanlık seçimlerini kazanarak ikinci kez göreve seçildi. Cumhuriyetçi Parti'nin adayı eski Senato çoğunluk lideri Bob Dole, Reform Partisi'nin adayı ise Ross Perot'ydu.
Seçim 5 Kasım tarihinde gerçekleştirildi. Clinton halk oylarının yaklaşık yüzde 49,2'sini aldı. Dole yaklaşık yüzde 40,7, Perot ise yüzde 8,4 oy elde etti. Clinton Seçiciler Kurulunda 379 oy kazanarak rahat bir zafer elde etti.
ABD ekonomisinin güçlü büyüme göstermesi ve işsizliğin düşmesi Clinton'ın kampanyasına önemli avantaj sağladı. Cumhuriyetçiler ise aynı seçim döneminde Kongrede güçlü konumlarını korudu. Clinton'ın ikinci başkanlık döneminde bütçe fazlası, Kosova müdahalesi ve Monica Lewinsky skandalı gibi gelişmeler öne çıktı.
Temsilciler Meclisi tarafından azledilmesine rağmen Senatoda görevden alınmadı ve başkanlığını Ocak 2001'e kadar sürdürdü.
2006 - Saddam Hüseyin Duceyl davasında idama mahkûm edildi2006 yılında Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin, Duceyl davasında insanlığa karşı suçlardan suçlu bulunarak ölüm cezasına çarptırıldı. Dava, 1982 yılında Şii nüfusun yoğun olduğu Duceyl kasabasında Saddam Hüseyin'e yönelik başarısız suikast girişiminin ardından yaşananları konu alıyordu.
Irak güvenlik güçleri olaydan sonra yüzlerce kişiyi gözaltına aldı. Mahkeme 148 Şii erkeğin öldürülmesinden Saddam Hüseyin ve bazı eski yöneticileri sorumlu tuttu. Irak Yüksek Ceza Mahkemesi 5 Kasım 2006 tarihinde kararını açıkladı.
Saddam Hüseyin asılarak idam cezasına mahkûm edildi. Savunma tarafı ve bazı uluslararası hukuk kuruluşları yargılama sürecinin adilliğine ilişkin çeşitli eleştiriler yöneltti. Temyiz makamı ölüm cezasını Aralık ayında onadı.
Saddam Hüseyin 30 Aralık 2006 tarihinde Bağdat'ta idam edildi. Dava Irak'ın 2003 işgali sonrasında eski Baas yönetiminin suçlarının yargılanması sürecinin en önemli davalarından biri oldu.
2023 - Özgür Özel CHP Genel Başkanı seçildi2023 yılında Cumhuriyet Halk Partisinin 38. Olağan Kurultayı'nda yapılan genel başkanlık seçimini Özgür Özel kazandı. Kurultay 4-5 Kasım tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirildi.
Görevdeki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP Grup Başkanı Özgür Özel başlıca adaylar olarak yarıştı. İlk turda hiçbir aday seçilmek için gereken salt çoğunluğa ulaşamadı. Özgür Özel ilk turda 682, Kemal Kılıçdaroğlu ise 664 oy aldı.
Gece yarısından sonra gerçekleştirilen ikinci turda Özel oylarını artırdı. Özgür Özel 812 delegenin oyunu alarak CHP'nin yeni Genel Başkanı seçildi; Kılıçdaroğlu ise 536 oy aldı. Böylece Kılıçdaroğlu'nun 2010 yılında başlayan yaklaşık 13 yıllık genel başkanlık dönemi sona erdi.
Özel'in seçilmesi CHP'de liderlik değişiminin yanı sıra parti yönetiminin önemli ölçüde yenilenmesini de beraberinde getirdi. 2024 yerel seçimleri, Özgür Özel'in genel başkanlığındaki CHP'nin katıldığı ilk ülke çapındaki seçim oldu.
Tarihin izinde bir gün: 5 KasımHer yılın her günü, tarih sayfalarında yeni bir hikâye anlatır. Bugün, 5 Kasım'ın geçmişten günümüze uzanan izlerine birlikte göz attık. Yarın, tarihin başka bir sayfasında yeniden buluşmak üzere.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Yangın
Yayın: 05 Kasım 2026 04:18 · Kaynak: kapadokyahaber.com.tr