Zeytinde rekor rekolte çıkmazı: Bolluğun faturası seneye kesilecek
- Türkiye İstatistik Kurumunun 23 Ekim 2026'da yayımladığı bitkisel üretim ikinci tahmininde, zeytin üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 75,5 artacağı öngörüldü
- Ancak üretim artışı beklentisi, üreticinin aynı ölçüde gelir elde edeceği anlamına gelmiyor
Türkiye'de 2026 yılı zeytin üretiminin geçen yıla göre önemli ölçüde artması beklenirken, bazı üretim bölgelerinde düşen alım fiyatları üreticileri zorluyor. Ziraat Mühendisi Şükrü Cem Akçay, düşük gelir nedeniyle bahçe bakımının aksamasının gelecek sezonlarda verim ve kaliteyi olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye İstatistik Kurumunun 23 Ekim 2026'da yayımladığı bitkisel üretim ikinci tahmininde, zeytin üretiminin bir önceki yıla göre yüzde 75,5 artacağı öngörüldü. Ancak üretim artışı beklentisi, üreticinin aynı ölçüde gelir elde edeceği anlamına gelmiyor.
Manisa'nın Akhisar ilçesinde düşük alım fiyatlarına tepki gösteren üreticilerin hasadı durdurma kararı alması da üretim ile kazanç arasındaki gerilimi gündeme taşıdı.
Ziraat Mühendisi Şükrü Cem Akçay'a göre tarımsal üretimde ürün miktarı arttığında fiyatların gerilemesi bilinen bir durum. Ancak asıl sorun, üretim artışının getirdiği fiyat baskısının maliyetlerini karşılamakta zorlanan üreticinin üzerinde yoğunlaşması.
Zeytin üreticileri gübre, ilaçlama, budama, mazot ve işçilik gibi giderlerle karşı karşıya. Tarımsal girdi fiyatlarındaki artış ile zeytin alım fiyatlarındaki gerileme arasındaki fark, üreticinin hasattan elde ettiği geliri baskılıyor.
TÜİK'in Ağustos 2026 verisinde tarımsal girdi fiyat endeksi yıllık yüzde 30,28 arttı. Akçay da maliyetler ile ürün fiyatları arasındaki makasın üreticinin sürdürülebilir üretim yapmasını zorlaştırdığına dikkat çekiyor.
Akhisar'da hasat döneminde bazı alım noktalarında yağlık zeytin fiyatlarının kilogram başına 10 liraya kadar gerilediği bildirildi. Fiyatlar ürün çeşidine, kaliteye ve alım koşullarına göre değişebildiğinden, üreticinin eline geçen tutarın değerlendirilmesinde bölgesel ve güncel verilerin birlikte ele alınması gerekiyor.
Akçay, zeytin üretiminde işçilik maliyetlerinin ürünün ekonomik değerine oranla giderek ağırlaştığını belirtiyor. Verdiği örnekte, günlük işçi yevmiyesinin bölgeye göre 1.200 ila 2.000 liraya çıktığını, zeytinyağının litre fiyatının ise yaklaşık 200 lira düzeyinde olduğunu ifade ediyor.
Bu fiyatlar esas alındığında bir işçinin günlük ücretini karşılamak için 6 ila 10 litre zeytinyağı bedeline ihtiyaç duyuluyor. Akçay, toplama maliyetinin karşılanamadığı durumlarda üreticinin ürünü dalda bırakmak zorunda kalabildiğini belirtiyor.
Üreticinin sattığı zeytin ile markette tüketiciye sunulan sofralık zeytin veya zeytinyağı arasında ise işleme, ambalaj, nakliye, depolama ve satış giderleri bulunuyor. Bu nedenle üretici ve tüketici fiyatları karşılaştırılırken aynı ürün türü ve aynı dönem esas alınmalı; aradaki farkın nedenleri bu maliyetler dikkate alınarak incelenmeli.
Akçay'a göre ürününü beklediği fiyata satamayan üretici, gübreleme ve bitki koruma gibi bakım uygulamalarını erteleyebiliyor veya azaltabiliyor. Bu durum yalnızca mevcut sezonun değil, sonraki yıllardaki verim ve kalite düzeyinin de risk altına girmesine yol açabiliyor.
Zeytinde bir yıl yüksek, sonraki yıl daha düşük verim görülebilse de gelecek sezonun üretimini yalnızca bu döngü belirlemiyor. İklim koşulları, ağaçların durumu, çeşit özellikleri ve bakım uygulamaları da sonucu etkiliyor.
Akçay, bakımın aksamasının beklenen verim düşüşünü ağırlaştırabileceği uyarısında bulunuyor.
Uzman, doğru bitki besleme, bitki koruma ve budama uygulamalarının gereksiz bir gider olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, üreticilerin ziraat mühendislerinden ve yetkili tarımsal danışmanlardan teknik destek almasının önemine dikkat çekiyor.
Akçay, zeytinciliğin geleceğini yalnızca bu yılki alım fiyatları üzerinden değerlendirmenin yeterli olmadığını söylüyor. Üretimden elde edilen gelir uzun süre yetersiz kaldığında, bazı arazi sahiplerinin zeytinliği tarımsal üretim üzerinden değil, arazinin alternatif ekonomik değeri üzerinden değerlendirmeye başlayabileceğini ifade ediyor.
Zeytinliklerin korunmasına ilişkin hukuki düzenlemeler bulunsa da belirli bir arazinin hangi koruma hükümlerine tabi olduğu, ilgili mevzuat ve somut hukuki durum çerçevesinde değerlendirilmek zorunda. Akçay ise zeytinliklerin uzun vadede ayakta kalabilmesi için üreticinin ağaçlardan sürdürülebilir gelir elde edebilmesinin önemini vurguluyor.
Akçay, zeytin üretiminde yaşanan sorunların çözümü için bahçe, piyasa ve arazi yönetimini birlikte ele alan adımlar öneriyor.
Bahçelerde hasat sonrası bakım, gübreleme, bitki koruma ve budama için hedefli desteklerin sağlanmasını isteyen Akçay, ortak hasat ekiplerinin kurulmasının da ürünün dalda kalmasını önlemeye yardımcı olabileceğini belirtiyor.
Piyasa tarafında zeytinyağında lisanslı depoculuğun yaygınlaştırılması, küçük üreticilerin kooperatifler aracılığıyla örgütlenmesi, kaliteye göre prim verilmesi ve ihracat politikalarının öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini savunuyor.
Toprağın ve üretimin geleceği açısından ise zeytinliklerde ek gelir sağlayabilecek uygulamaların geliştirilmesini, budama atıklarının değerlendirilmesini, genç üreticilere yönelik uygulamalı eğitimlerin artırılmasını ve üretimin devamını sağlayacak kiralama ya da ortak işletme modellerinin desteklenmesini öneriyor.
Akçay'a göre bu yılki üretim artışı tek başına bir tehdit olarak görülmemeli. Doğru politikalar, üreticiyi koruyan piyasa koşulları ve sürdürülebilir bahçe bakımıyla bolluğun tarımsal üretim için bir fırsata dönüştürülmesi mümkün.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Tarım
Yayın: 26 Ekim 2026 18:28 · Kaynak: yenisokegazetesi.com