Ümit Özdağ, ev hapsindeki yazarımız İsmail Saymaz’a konuştu: Fon vurgunu, devlete ve topluma karşı suç
- Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklanmasını nasıl yorumluyorsunuz
- Fon yolsuzluğu toplumda çok büyük tepki yarattı
Fatma Betül Sayan Kaya’nın tutuklanmasını nasıl yorumluyorsunuz? Fon yolsuzluğu toplumda çok büyük tepki yarattı. Bu tepkiyi kontrol altına almak lazım. AK Parti tabanı da bu soruşturmada şu ana kadar yapılanlardan tatmin olmuş değil.
Bu tatminsizliğin parti kadrolarına ve iktidarı destekleyen gazetecilere de yansıdığını görüyoruz. İçeriden en az muhalefetten geldiği kadar eleştiri gelmeye başladı. Tabii, anketler de gösteriyor ki AK Parti bu süreçten çok ağır bir zarar gördü.
Gerçekten burada halk var, kılcal damarlara kadar karşınıza çıkıyor. Ortada bir yolsuzluk, dolandırıcılık olduğunu görüyor. Adalet Bakanı da organize suç örgütünden bahsediyor. Finansal sistemin güvenliğini sağlamak için görevli bürokratlardan bir organize suç örgütü çıkmış durumda.
Ümit Özdağ, İsmail Saymaz’a “640 bin ayrı hesaba ödeme yapılmış. Liste kimde varsa açıklamalı” dedi. Bakan Gürlek, onların rüşvetle satın alındığını iddia ediyor. TEK TUTUKLAMA YETMEZ Evet. Peki, sadece bürokratlar mı bunu yapıyor?
Hayır, muhakkak bir siyasi ayağı var. Bir iki kişi ön plana çıkmıştı, şimdi o tutuklandı. Ama bu tek başına yeterli mi? Asla, bir tek Fatma Betül Sayan mı yaptı bunu? Mümkün mü? Asla, mümkün değil. Yapılması gereken, bütün şeffaflığıyla nereye giderse gitsin 214 kişinin açıklanması ve tamamıyla ilgili işlem yapılması.
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Bence de listeler açıklanmalı” dedi. Açıklasın o zaman Mehmet Şimşek! Neyi bekliyor? Aynı şekilde Özgür Özel listeden söz ediyor. Neden açıklamıyor? Duyduğuma göre bir genel başkanda daha varmış, muhalefette.
Belki o açıklar. Cumhurbaşkanı “Hiç ummadığımız kişiler” dedi. Cumhurbaşkanlığı sisteminin kuruluşu sırasında çok ağır eleştirilerimiz olmuştu. Bunlardan biri de bu kadar yetkiyi tek kişinin kullanamayacağı idi. Şimdi bu süreç bunun somut kanıtlarından bir tanesi.
Cumhurbaşkanının bu olaydan haberi var mıydı? Yoktuysa başka nelerden haberi yok? Ve başka haberi olmadığı şeyler Türkiye’nin milli güvenliği açısından ne kadar büyük tehditler oluşturabilir? Mesela fon yolsuzluğu Türkiye’nin milli güvenliği açısından bir tehdit midir?
Evet, kesinlikle tehdittir. Neden? Çünkü Türkiye’de devletin kurumsal yapısına yönelik ağır bir darbe indirmiştir. Devlet hayatının önemli bir bölümü ordudur. Orduyu finanse eden nedir? Finans sistemidir, ekonomidir. Fon yolsuzluğu reel sektörü vurdu, finans sistemini vurdu, ekonominin tamamını vurdu.
Düşünün, Adalet Bakanı kalkıp finans sisteminin içerisindeki bürokratların organize suç olduğunu, ifade ederse New York’taki, Londra’daki, Tokyo’daki yatırımcı Türkiye’ye nasıl bakar? Onun için evet, bu devlete karşı da işlenmiş bir suçtur, topluma karşı işlenmiş bir suçtur.
Vatana ihanet diyenler var. Hiç şüpheniz olmasın! Peki Erdoğan bu konudan habersiz miydi? Maliye Bakanı bu konuyu gündeme getirdi. Sizce bu nasıl bir örgüt? Bakın organize suç örgütü yapılanmaları Türkiye için bir milli güvenlik tehdidi haline gelmiş durumda.
Bir uyuşturucu çeteleri, bir sanal bahis kumar çeteleri. Bunların ortaya çıkarttığı kara paranın yıllık 100 milyar dolar civarında olduğu ifade ediliyor. Bunun siyasi ayağı var, siyasi ayak eksik. Sadece Fatma Betül Sayan Kaya olamaz.
Olamaz! Bakın, bürokrasiye emanet etmez, halk devleti siyasi kadrolara, partilere emanet eder ve partiler devleti bürokrasi aracılığıyla yönetir. Burada bir siyasi sorumluluğa gerek var ve muhakkak bir siyasi ayağı var. Siyasi sorumluluğu iktidar üstlenmiş durumda.
Siyasi bedelini sandıkta yine Erdoğan ödemek zorundadır. Bir şeyi rahatlıkla söyleyebilirim: Bugün gündemin birinci maddesi hiç değişmeyecek şekilde, şüpheniz olmasın, fon yolsuzluğu. BOYUTU DAHA BÜYÜK Mesela Sarıgül dosyası çok öne çıkıyor ama yerini almıyor.
Çünkü birisi pazarla ilgili. Manavgat’ta bakkal’a girdim. “Nasıl işler?” Dedim. “Dedi ki fonda 16 milyon TL kaybettim.” Bize ne dediler? 455 bin hesap. Oysa 640 bin ayrı hesaba ödeme yapılmış. Bunu öğrendik. Demek ki boyutlar farklı.
Bu arada, kamu kurumlarının sermayesi batmış. Tabii, halkın emanet edilen paraları kumar masasına konulmuş. Rus ruleti gibi bir rulet. Sonunda ölüm var. Evet sonunda ölüm var. ‘BANA GÖRE İKTİDAR DEĞİŞİKLİĞİ GELİYOR’ “Kasım” 2027’de seçim bekliyorum, AKP kaybedecek’ Erken seçim tartışması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Ben Kasım 2027’de seçim bekliyorum. AK Parti seçimi kaybedecek. İktidar değişikliği geliyor. Hangi koşulda girersek girelim mi? Bir; ağır ekonomik kriz ve bu krizden kurtulamama. İki; PKK’yla müzakereler. AK Parti kazandığını düşündüğü oydan çok daha fazlasını kaybedecek PKK’yla müzakerelerden ötürü.
Muhalefetin 2027 seçimlerinde alacağı pozisyon nasıl olmalı? Şu anda parçalı ama muhakkak bir ittifak oluşur. Onu yakında görürüz. Daha şimdiden bir şeyler söylemek zor ve çok erken. Adamı tutukluyorlar! (Gülüşmeler). ‘DEM’İN İBB MECLİSİ’NDEKİ GİRİŞİMİ DE BUNUN SONUCU’ ‘Süreç durmadı, devam ediyor bedeli Apo serbest kalmıştır’ “Apo’nun İmralı’da yeri değişmiş.” dediler.
Sizin bilginiz ne? Öcalan serbest kalmıştır. Mahkum dahi olmamış, şöyle böyle suçlamalardan dolayı 60-70 kişilik koğuşlarda yerde yatmak zorunda kalan gazetecilerden bahsettik. Oysa şimdi komisyon üyesi Öcalan var ve iki katlı bir ev kendisine tahsis edilmiş.
Burada devlet yetkilileriyle toplantılar yapacak ve Türkiye’nin kaderiyle ilgili açıklamalarda bulunacak. Serbest kalmış mı? Evet! Sürecin durduğu yönünde eleştiriler var. Süreç durmadı ve devam ediyor. Özellikle DEM Parti’nin İstanbul Büyküşehir Belediyesi’nde kendi grubunu kurma adımı, Öcalan’ın villasına taşınmasının da bedelidir.
Yansıması ne olacak? Yani yarın mahkumiyet çıktığı zaman İBB’nin AK Parti’ye geçmesi sürecinde göreceksiniz DEM nasıl hareket edecek. KELEPÇELİ RÖPORTAJ Azerilerle kardeşiz kardeş kardeşin evine karışmaz Azerbaycan ile yaşanan gerilim hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu Türkiye ile bir gerilim değil. Birincisi, Dağlık Karabağ’da Türkiye’nin muhakkak yardımı vardır ama zafer Azerbaycan’ındır. İkincisi, Azerbaycan bağımsız ve egemen bir ülkedir. Türkiye’nin fikrine ihtiyaç yoktur. Biz kardeş miyiz, kardeşiz.
Kardeşler aynı aileden çıkarlar, evlenirler, kendi evlerini kurarlar ve kardeş kardeşin evine karışmaz; ancak sorarsa tavsiyede bulunur. Bizim Azerbaycan’la da ilişkilerimiz bu zeminde olmalıdır. Erdoğan, Azerbaycana gitsin çağrısında bulundum, o da gidiyor.
Çok doğru bir adım. MEKKE İTTİFAKI Çatışma varken anlaşma olmaz biz karşıyız Mekke Anlaşması’na niye itiraz ediyorsunuz? Öncelikle çatışmalar devam ettiği sürelerde askeri anlaşmalar imzalanmaz. Bir, burada başlamış bir savaş var ve bu savaşın içine Husilere karşı gireceğiz.
İki; Husiler Suudi Arabistan’la kimle savaşıyorlar; İsrail’le. Şimdi biz Arabistan’a destek olacağız diye aslında İsrail’e destek olacak bir sürecin içerisine giriyoruz. Üç; Husiler kimin müttefiki; İran’ın müttefiki. Ama sıcak çatışma yok deniyor?
Bu lafların hepsi unutulur, bir bakarsınız Türk askeri, gitmiş Yemen sınırında! Böyle bir anlaşmaya gerek yok ve karşıyız. Pakistan’la da zaten kardeşiz, anlaşma gerekmez.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Asayiş
Yayın: 07 Kasım 2026 02:39 · Kaynak: Sözcü Gündem