Altuğ’a İki Oy, Sakarya’ya Dört Yıl!
SATSO’da seçim tamamlandı.
A. Akgün Altuğ 45 oy aldı.
Yılmaz Dünya ise 43…
Aradaki fark sadece iki oy.
Altuğ’u ve yeni yönetimini tebrik ediyorum. Üstlendikleri sorumluluğun hem iş dünyamız hem de Sakarya’mız için hayırlı olmasını diliyorum.
Ancak tebrik etmek başka, sandığın verdiği mesajı doğru okumak başka…
O iki oy, Altuğ’a başkanlığı verdi. Rahat bir dört yılın garantisini vermedi.
Bunu baştan söyleyelim.
Çünkü karşımızda, bir tarafın kazanıp diğer tarafın sessizce kenara çekileceği bir tablo yok.
Neredeyse ikiye bölünmüş bir meclis iradesi var.
Böyle bir tabloda başkanlık makamında oturmak kadar, o makamın sorumluluğunu taşımak da önem kazanıyor.
Altuğ’un bundan sonraki başarısını, yalnızca kendisine oy verenlerle kuracağı ilişki belirlemeyecek.
Oy vermeyenleri ne kadar dinlediği, itirazlara nasıl karşılık verdiği ve şehir adına hangi meselelerde sorumluluk aldığı da belirleyecek.
Sandıkta iki oy önde olmak mümkündür. Şehrin gönlünde önde kalmak ise her gün yeniden emek ister.
Kolay yazılmamış bir hayat hikâyesiAkgün Altuğ’un geçmişine baktığımızda, bugünkü konumuna bir günde gelmediğini görüyoruz. Meslek lisesinden sonra İstanbul’da başlayan çalışma hayatı…Üretimin içinden gelen bir insan…İthal edilen bir parçanın burada da üretilebileceğini düşünmek, bu düşünceyi bir girişime dönüştürmek ve arkadaşlarıyla birlikte şirket kurmak…Bunlar dışarıdan anlatıldığı kadar kolay işler değildir.1988’de temelleri atılan ARMA Filtre’nin zamanla farklı sektörlere üretim yapan, Türkiye dışına uzanan bir yapıya dönüşmesi, üzerinde durulması gereken bir başarıdır.
Otomotiv, beyaz eşya, elektronik…Ardından farklı ülkelerde üretim ve depo faaliyetleri…Bir işletmeyi kurmak başka, yıllarca ayakta tutmak başka, onu uluslararası rekabete hazırlamak bambaşka bir iştir. KARYA Park Fidancılık’la süs bitkiciliği alanında da sorumluluk üstlenen Altuğ’un hayatında üretimin önemli bir yeri olduğu açık.
Bu emeği görmezden gelemeyiz. Ben de görmezden gelmiyorum. İnsanın emeğine hakkını vereceğiz ki kendisinden beklediğimiz sorumluluğu da açıkça konuşabilelim. SATSO’daki yolculuğu da yeni değil.2005’te meclis üyeliğiyle başlayan, yönetim kurulu başkanlığı ve meclis başkanlığı görevleriyle devam eden uzun bir tecrübe…
Dolayısıyla bugün karşımızda kurumu yeni tanıyacak, şehrin meselelerini öğrenmek için zamana ihtiyaç duyacak bir başkan bulunmuyor.
Kiminle hangi konunun konuşulacağını da biliyor.
Hangi kapının nasıl açılacağını da…
Tam da bu nedenle beklentimiz yüksek.
Bu kadar tecrübenin karşılığı, Sakarya’nın önünde biriken sorunların çözümünde görülmeli.
45 oyu korumanın yolu, 43 oyu anlamaktan geçiyorSeçimin ardından herkes kazandığı yere bakar. Oysa bazen asıl ders, kazanamadığınız yerde durur. Altuğ’un da kendisine oy vermeyen 43 meclis üyesinin tercihini dikkatle değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bu tercihlerin tamamını kişisel hesaplarla açıklamak kolaycılık olur. Her itirazı husumet, her eleştiriyi başkanlık hesabı olarak görmek de doğru olmaz. İnsanlar neden farklı bir yönetim istedi? Hangi beklentileri karşılanmadı?
Neyin değişmesini talep ettiler? Bunların cevabı aranmalı. TOBB delegeliği ve disiplin kurulu seçimleriyle birlikte oluşan farklı dengeler de önümüzdeki dönemde daha fazla konuşulacağa benziyor. Benim öngörüm şu: Altuğ, muhalefetin nefesini ensesinde hissedeceği bir dört yıl yaşayacak.
Açıklamaları takip edilecek. Projeleri sorgulanacak. Dün söylediğiyle bugün yaptığı karşılaştırılacak. Bu durum kendisi için zorlayıcı olabilir. Fakat doğru değerlendirilirse yönetimi daha dikkatli, daha şeffaf ve daha çalışkan hâle de getirebilir.
Burada belirleyici olan, eleştiriye gösterilecek tahammüldür. Başkanlık, yalnızca alkışı duymak değildir. Bazen hoşunuza gitmeyen bir sözün içindeki haklılığı da görebilmektir. Elbette muhalefete de görev düşüyor. Yanlışın karşısında durmak kadar, doğru işin hakkını teslim etmek de bir olgunluk meselesidir.
Sakarya’nın kaybettiği bir tartışmanın kazananı olmaz. Siyasetle iyi ilişki, şehir için sonuç üretmeliAltuğ’un siyasilerle, belediye başkanlarıyla, milletvekilleriyle ve Ankara’yla güçlü ilişkiler kurmasını önemsiyorum.
Şehrin meseleleri küslükle, inatlaşmayla, kurumların birbirinden uzak durmasıyla çözülemez.
Ancak iyi ilişkinin ölçüsü konusunda anlaşalım.
Birlikte verilen fotoğrafların sayısı mı önemlidir, çözülen sorunların sayısı mı?
Ziyaretin sıcak geçmesi mi, Sakarya’nın talebinin karşılık bulması mı?
Ben sonuca bakarım.
Bu şehir adına hangi kapı açıldı?
Hangi yanlışın önüne geçildi?
Hangi haklı talep Ankara’ya taşındı?
Gerektiğinde hangi karara itiraz edildi?
Siyasetle yakınlık, Sakarya’nın derdini daha güçlü anlatmaya yaradığı ölçüde değerlidir.
Altuğ’un ilişkilerini bu yönde kullanabilecek tecrübesi bulunduğunu düşünüyorum.
Şimdi o tecrübenin, şehrin hassas meselelerinde karşılığını görme zamanıdır.
Ferizli ve Kaynarca’da susulacak bir konu yokGelelim benim üzerinde özellikle durduğum meseleye…Ferizli ve Kaynarca’daki sanayileşme tartışmalarına. OSB deniliyor, endüstri bölgesi deniliyor…Hukuki statülerinin farklı olduğunu elbette biliyoruz.
Ancak vatandaşın sorduğu sorular ortada duruyor: Toprağımıza ne olacak? Suyumuza ne olacak? Tarımımıza, köyümüze, yaşam alanlarımıza ne olacak? Bu sorulara açık cevaplar verilmeden, yalnızca yatırım ve istihdam rakamları üzerinden kamuoyundan destek beklenemez.
Ben bu meseleye Sakarya’nın geleceği açısından bakıyorum. Verimli toprağın kaybını, su kaynaklarının baskı altına girmesini ve tarımsal üretimin gerilemesini göze alan bir anlayışın bu şehre ağır bedeller ödetmesinden endişe ediyorum.“Bu şehrin bitişi olur” derken kastettiğim budur.
Bir sabah kalktığımızda Sakarya haritadan silinmeyecek elbette. Ama çiftçi üretimden çekilir, köyler yaşanacak yer olmaktan uzaklaşır, suya erişim zorlaşır ve yeşil alanlar birer birer kaybolursa…Geriye nasıl bir Sakarya kalacak?
Çocuklarımıza hangi şehri bırakacağız? Kaybettiğimiz toprağın hesabını, açılış törenlerinde tutulan alkışlarla kapatamayız. Sanayici kazansın. İşçi iş bulsun. İhracat artsın. Bunların her biri kıymetli. Fakat bütün bunlar olurken çiftçinin de üretmeye devam edebildiği, suyun korunduğu, insanların sağlıklı bir çevrede yaşadığı bir düzen kurulmak zorunda.
Bu dengeyi kuramıyorsak, yaptığımız işin eksik tarafını konuşacağız. Altuğ’un farkını göstereceği yer burasıAkgün Altuğ üretimi biliyor.
Bir fabrikanın ihtiyaçlarını da yatırımcının beklentilerini de tanıyor.
İşte bu bilgi, kendisine önemli bir sorumluluk yüklüyor.
Hangi yatırımın nerede yapılabileceğini, hangi sınırların aşılmaması gerektiğini konuşabilecek isimlerden biri de kendisidir.
Ferizli ve Kaynarca konusunda bilimsel değerlendirmelerin, tarımsal kayıpların, su ihtiyacının ve çevresel etkilerin açıkça ortaya konulmasını istemeli.
Cevap bekleyen soruların takipçisi olmalı.
Şehrin aleyhine bir durum görüyorsa bunu söylemekten çekinmemeli.
Gerekiyorsa en yakınındaki siyasetçiye de itiraz edebilmeli.
Bir başkanın ağırlığı, herkesle aynı fikirde olduğu günlerde anlaşılmaz. Zor bir konuda sözünü söylemesi gerektiğinde anlaşılır.
Altuğ burada güçlü bir duruş sergilerse, bunu kendi lehine çevirebilir.
Yalnızca seçimde kendisini destekleyenlerin değil, farklı düşünenlerin de güvenini kazanabilir.
Muhalefetin karşısına tutulmuş sözlerle, alınmış sonuçlarla çıkabilir.
İşte o zaman “Tecrübemizi Sakarya için kullanacağız” sözünün karşılığı görülür.
Dört yıl sonra neyi konuşacağız? Önümüzdeki dönemin hareketli geçeceğini düşünüyorum. İki oy fark unutulmayacak. Yeri geldikçe hatırlatılacak. Ancak Altuğ’un bütün mesaisini bu hesabın etrafında geçirmesi, kendisine de kuruma da fayda sağlamaz.
Önünde dört yıl var. Bu süre, kırgınlıkları büyütmek için de kullanılabilir, şehrin önemli meselelerinde kalıcı sonuçlar almak için de…Tercihini yaptığı işler gösterecek. Ben dört yıl sonra kimin kime oy verdiğinden çok, SATSO’nun Sakarya’ya ne kazandırdığını konuşmak isterim.
Hangi üreticinin önünü açtığını…Hangi sorunun çözümüne katkı sunduğunu…Hangi yanlışın karşısında durduğunu…Hangi toprağın, hangi su kaynağının korunmasında sorumluluk aldığını…Sayın Altuğ; Sandık size yeniden görev verdi. Şimdi o görevin hakkını verme zamanı.
Muhalefete verilecek en güçlü cevap da Sakarya’nın beklediği güven de yapacağınız işlerin içinde olacak. Yazının sonuna da şu sözü bırakalım: Güzel Söz:
“Makamın ömrü seçimle ölçülür;
Bıraktığınız izin ömrünü ise bu şehre yaptıklarınız belirler.”

Kategori: Siyaset
Yayın: 25 Ekim 2026 22:01 · Kaynak: netgaste.com