Ankara’da Zelenskiy ziyareti Ukrayna denklemini değiştirebilir
- Ankara Haberleri — Zelenskiy’nin Ankara ziyareti, Rusya-Ukrayna hattı, diplomatik girişimler ve olası ateşkese ilişkin gelişmelerle birlikte değerlendiriliyor
Paylaş Kaydet En Son Dakika Google'da tercih edilen kaynak Ankara’da Zelenskiy ziyareti Ukrayna denklemini değiştirebilir Ankara Haber — Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Zelenskiy’nin Ankara ziyaretini ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nda diplomatik çözüm arayışlarını AA Analiz için kaleme aldı.
Ankara, ekim ayının son haftası art arda önemli uluslararası zirvelere ve üst düzey ikili görüşmelere ev sahipliği yaptı. 13. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’nin hemen ardından Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Ankara’ya bir günlük resmî ziyarette bulundu.
Zelenskiy’nin ziyareti, yalnızca Türkiye-Ukrayna ikili ilişkileri açısından değil, Rusya-Ukrayna hattındaki gelişmelerin seyri, uluslararası aktörlerin diplomatik girişimleri ve olası ateşkese ilişkin son gelişmelerle birlikte ele alınmalıdır.
Bilindiği üzere ABD Başkanı Donald Trump, göreve gelmesinden bu yana çeşitli vesilelerle Slav kardeşleri barıştırma niyetini dile getirmiş, hem ikili hem de üçlü diplomatik görüşmelere öncülük etmişti. Ekim ayında, özellikle ABD’deki seçimler öncesinde, akaryakıt fiyatlarını düşürme hedefi doğrultusunda Rusya ile enerji alanında anlaşmaya varılması, Moskova’ya yönelik yaptırımların gevşetilmesi ve Ukrayna’da seçimlerin yapılması için artık uygun zamanın geldiğinin dile getirilmesi, Washington’un barış girişimlerinde önceki teşebbüslerine kıyasla daha kararlı bir yaklaşım benimsediğine işaret ediyor.
Yine Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i 2026'nın aralık ayında Miami’de düzenlenecek G-20 Liderler Zirvesi’ne davet etmesi de Rusya-ABD ilişkilerinde yeniden yakınlaşma arayışlarının ve Moskova’nın uluslararası alandaki izolasyonunu kırma çabalarının önemli bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
ABD yönetiminin siyasetini yakından takip eden AB ülkeleri de son gelişmeler çerçevesinde birtakım değişikliğe gitti. İskandinav ülkelerinin liderleri, uzun aradan sonra ilk kez Putin ile telefon görüşmesi gerçekleştirirken AB içerisinde de muhtemel resmî müzakerelerde birliği temsil edecek ismin kim olacağı tartışılmaya başlandı.
AB cephesinde yaşanan tüm bu gelişmeler, bugüne kadar mevcut şartlarda ateşkes fikrine mesafeli yaklaşan bazı üye ülkelerin de değişen güç dengeleri karşısında tutumlarını yeniden değerlendirmek zorunda kaldıklarına işaret ediyor.
Ukrayna’ya verilen desteğin ekonomik ve toplumsal maliyetlerinin Avrupa kamuoyunda giderek daha fazla hissedilmesi ve bu durumun Avrupa’nın başkentlerinde yaşanan toplumsal protestolara da yansıması, AB’nin Ukrayna politikasının sürdürülebilirliğine ilişkin tartışmaları derinleştirdi. Diğer taraftan Kremlin de AB ülkelerinden gelen görüşme ve diyalog taleplerine olumlu yaklaşıyor.
Moskova, varılacak muhtemel bir anlaşmanın yalnızca ABD ve Rusya arasında şekillenmesini değil, aynı zamanda AB tarafından da kabul görmesini ve tanınmasını istiyor. Bunun yanı sıra, Trump yönetiminin bugüne kadar yürüttüğü diplomatik girişimlerin henüz somut bir sonuç vermemiş olması, Moskova açısından alternatif diplomatik kanalların da devreye sokulmasını gerekli kılıyor.
Öte yandan Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev 13. TDT Zirvesi'ndeki konuşmasında, Rusya’da da önemli bir Türk nüfusunun yaşadığına dikkati çekerek Rusya’nın TDT’ye gözlemci statüsüyle katılmasının yararlı olacağını ifade etti.
Bunun yanı sıra Azerbaycan, askerî envanterindeki zırhlı araçların modernizasyonu konusunda Rusya ile anlaşmaya vardı. Rus sporcularının yeniden uluslararası müsabakalara katılabilmelerinin önünün açılmasına yönelik adımlar atılması ve başta Toyota olmak üzere dünyanın önde gelen şirketlerinin Rusya pazarına geri dönmenin yollarını araması da bu kapsamda değerlendirilebilecek diğer gelişmeler.
Söz konusu gelişmeleri, yalnızca Rusya ile ikili ilişkileri artırma çabaları olarak değerlendirmek yeterli değil. Bunları aynı zamanda küresel ve bölgesel aktörlerin ve Rusya’nın komşu ülkelerinin olası bir ateşkes sonrasına yönelik hazırlıkları olarak okumak da mümkün.
10-11 Ekim’de Birleşik Arap Emirlikleri’nde (BAE) Rusya, Ukrayna ve ABD arasında bir zirvenin gerçekleştirilmesinin planlanması ve Putin’in APEC Zirvesi marjında Trump ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile üçlü bir görüşme gerçekleştirme arzusunu dile getirmesi de bu bağlamda önem taşıyor.
Söz konusu diplomatik temaslar, Ukrayna’nın geleceğine ilişkin müzakerelerin yalnızca Moskova, Kiev ve Washington arasındaki ilişkilerle sınırlı kalmayacağını, daha geniş bir uluslararası güç dengesi çerçevesinde şekillenebileceğini gösteriyor ki, Zelenskiy’nin 31 Ekim’deki Türkiye ziyareti de bu çerçevede değerlendirilmelidir. Nitekim ziyaretin gündeminde ikili ilişkilerin yanı sıra olası barış müzakereleri ve Karadeniz’in güvenliği de bulunuyordu.
Zelenskiy muhtemelen zirve ile ilgili inisiyatifi üstlenmek için zirve yeri belli olmasına rağmen toplantının İstanbul’da gerçekleşebileceğini dile getirdi. Diğer bir deyişle Zelenskiy’nin açıklamaları, Ankara’nın yalnızca taraflar arasında iletişim kanallarını açık tutan bir aktör olarak değil, muhtemel müzakere sürecinin şekillenmesinde de rol üstlenebilecek bir ülke olarak değerlendirildiğini gösterdi.
Yine Zelenskiy, bugüne kadar taraflar arasında başarılı bir şekilde denge siyasetini izleyen Türkiye’yi de daha fazla yanına çekmek için Ankara’nın arabuluculuk rolünü sürdürmesini istedi. Nitekim Zelenskiy'nin kendisi de Trump’ın açıklamasına katılarak “Masada Ukrayna’nın elinde fazla kart bulunmamaktadır” şeklinde bir açıklama yaptı.
Ziyaretin bir diğer önemli boyutu ise Karadeniz güvenliği. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Zelenskiy’nin görüşmesinde Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin yeniden tesis edilmesi ve tahıl koridorunun etkin biçimde işletilmesi konusunda çalışma kararı alındı.
Buna ek olarak savunma sanayisi, enerji, altyapı ve ortak sanayi yatırımları da görüşmelerin gündeminde yer alan diğer konular oldu. Yine Türkiye-Ukrayna Serbest Ticaret Anlaşması’nın yürürlüğe girmiş olması ve Türk şirketlerinin Ukrayna’nın yeniden imar sürecinde üstlenebileceği rolün tartışılması da ateşkes sonrasına ilişkin ekonomik hazırlıkların başladığını gösteriyor.
Sonuç olarak, son dönemde yaşanan gelişmeler Ukrayna meselesinde yeni bir diplomatik sürecin şekillenmeye başladığına işaret ediyor. ABD’nin barış girişimlerini yoğunlaştırması, Avrupa ülkelerinin değişen koşullar karşısında pozisyonlarını yeniden değerlendirmesi, Rusya’nın uluslararası sistemle ilişkilerinde kademeli bir normalleşme arayışının ortaya çıkması, olası bir ateşkes sonrasına yönelik hazırlıkların hızlandığını gösteriyor.
Bununla birlikte, bütün bu gelişmelerin yakın zamanda kalıcı bir barışla sonuçlanacağını söylemek için henüz erken. Zira tarafların toprak bütünlüğü ve güvenlik garantileri gibi konularla ilgili yaklaşımları arasındaki farklılıklar varlığını koruyor.
Dolayısıyla önümüzdeki dönemde asıl mesele, Ukrayna’da ateşkesin sağlanıp sağlanmayacağı konusunun yanı sıra böyle bir ateşkesin hangi şartlarda gerçekleşeceği ve sonrasında nasıl bir bölgesel ve küresel düzenin ortaya çıkacağı olacak. Buradan hareketle Ukrayna meselesinde yaşanacak olası bir çözümün, yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri değil, Avrupa’nın güvenlik mimarisinden Karadeniz’deki güç dengelerine, ABD-Rusya ilişkilerinden Türkiye’nin bölgesel konumuna kadar uzanan geniş bir jeopolitik alanı yeniden şekillendireceğini söylemek yanlış olmayacak.
[Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesidir.]
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel
Yayın: 03 Kasım 2026 08:12 · Kaynak: GN Ankara son dakika, ensondakika.com.tr