Alçı Sektöründe Yüzde 23 Kayıp
Türkiye Alçı Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Asilhan Arslan, alçı sektörünün 2026 yılı performansını, ihracat pazarlarını, deprem ve yangın güvenliğinde alçı bazlı yapı malzemelerinin önemini değerlendirdi. Sektörün yılın ilk yarısında yüzde 23 daraldığını açıklayan Arslan, son çeyrekte toparlanma beklediklerini belirterek alçı levha sistemlerinin güvenli, ekonomik ve çevre dostu yapılaşmada önemli bir alternatif olduğunu vurguladı.
Türkiye'de inşaat sektörünün geleceği, kentsel dönüşüm çalışmaları ve depreme dayanıklı yapıların oluşturulması gündemdeki yerini korurken, yapı malzemelerinin güvenliği de giderek daha fazla önem kazanıyor. Özellikle 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından yapıların yalnızca taşıyıcı sistemlerinin değil, duvar ve bölme sistemlerinin de deprem sırasında nasıl bir performans gösterdiği tartışılıyor.
Türkiye Alçı Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Asilhan Arslan, alçı sektörünün mevcut durumuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Sektörün üretim kapasitesinden ihracat pazarlarına, Suriye'deki gümrük vergilerinden deprem ve yangın güvenliğine kadar birçok konuda değerlendirmeler yapan Arslan, Türkiye'nin alçı üretiminde önemli bir teknolojik altyapıya sahip olduğunu söyledi.
Alçı levha sistemlerinin geleneksel duvar uygulamalarına göre daha hafif ve ekonomik olduğunu belirten Arslan, yapı güvenliğinin artırılması için bilimsel araştırmalar yürüttüklerini ve elde edilen sonuçları ilgili bakanlıklarla paylaşmaya hazırlandıklarını ifade etti.
ALÇI SEKTÖRÜ 2026'NIN İLK YARISINDA YÜZDE 23 DARALDI Türkiye alçı sektörünün 2026 yılına zorlu koşullar altında başladığını belirten Asilhan Arslan, özellikle uluslararası gelişmelerin ve olumsuz hava koşullarının üretim ve ihracat üzerinde etkili olduğunu söyledi. 2026 yılının ilk altı ayında sektörün beklenen performansı gösteremediğini ifade eden Arslan, aynı dönemin 2025 yılıyla karşılaştırıldığında yüzde 23'lük daralmaya işaret ettiğini açıkladı.
Arslan, uluslararası çatışmaların yalnızca doğrudan etkilenen ülkelerde değil, Avrupa başta olmak üzere birçok ihracat pazarında ticari faaliyetleri yavaşlattığını belirtti. Küresel belirsizlikler nedeniyle alıcıların daha temkinli hareket ettiğini dile getiren Arslan, bunun Türkiye'deki alçı üreticilerinin ihracat kapasitesine de yansıdığını söyledi.
Buna karşın yılın ikinci yarısında toparlanma işaretleri görüldüğünü belirten Arslan, özellikle son çeyrekte daha olumlu bir performans beklediklerini ifade etti. Sektörün 2025 yılındaki rakamlarını yakalamasının güç olduğunu ancak yılın ilk yarısındaki olumsuz tablonun kısmen telafi edilebileceğini dile getirdi.
DEPREM BÖLGESİNDEKİ İNŞAAT ÇALIŞMALARI SEKTÖRÜN ÖNEMLİ PAZARLARINDAN BİRİ Türkiye'de alçı ve alçı bazlı yapı malzemelerinin kullanım alanlarının giderek genişlediğine dikkat çeken Arslan, özellikle deprem bölgesinde yürütülen yeniden inşa çalışmalarının sektör açısından büyük önem taşıdığını söyledi. 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından Hatay ve çevresindeki illerde yoğunlaşan konut ve yapı projelerine alçı sektörünün önemli katkılar sunduğunu belirten Arslan, üreticilerin sahip oldukları teknolojik altyapı ve üretim kapasitesi sayesinde inşaatların zamanında tamamlanmasına destek verdiğini ifade etti.
Türkiye genelinde devam eden kentsel dönüşüm projelerinin de sektörün faaliyet alanları arasında bulunduğunu kaydeden Arslan, güvenli yapılaşma ihtiyacının yapı malzemesi tercihlerinde belirleyici hale geldiğini vurguladı. Deprem bölgesindeki yeniden yapılanma sürecinde üreticilerin sorumluluklarını yerine getirdiğini belirten Arslan, sektörün bundan sonraki süreçte de hem yeni konut projelerine hem de kentsel dönüşüm çalışmalarına katkı sunmayı sürdüreceğini dile getirdi.
TÜRKİYE'NİN ALÇI ÜRÜNLERİ AVRUPA, AMERİKA VE KANADA'YA ULAŞIYOR Türkiye'nin alçı madeni bakımından önemli kaynaklara sahip olduğunu ifade eden Arslan, yerli üreticilerin yüksek teknolojiyle geliştirdikleri ürünlerin uluslararası pazarlarda rekabet edebildiğini söyledi. Türk alçı sektörünün yaklaşık 30 ülkeye ihracat gerçekleştirdiğine dikkat çekilen programda Arslan, Avrupa, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Rusya ve Ukrayna'nın sektör açısından önemli pazarlar arasında bulunduğunu belirtti.
Türkiye'de üretilen alçı ve alçı bazlı yapı malzemelerinin Avrupa standartlarına uygun sertifikasyon süreçlerinden geçtiğini ifade eden Arslan, üreticilerin artık Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gibi uzak pazarlarda da faaliyet gösterebildiğini söyledi. Türkiye'nin sahip olduğu kaliteli alçı madenlerinin sektöre önemli bir rekabet avantajı sağladığını belirten Arslan, doğal kaynakların yüksek teknolojiyle birleştirilmesi sayesinde uluslararası pazarlarda tercih edilen ürünlerin ortaya çıktığını ifade etti.
Arslan, Türkiye'deki alçı madenlerinin dünya ortalamasının üzerinde kaliteye sahip olduğunu savunarak üretim teknolojisindeki gelişmelerin ihracat potansiyelini güçlendirdiğini kaydetti.
SURİYE PAZARINDA GÜMRÜK VERGİSİ ENGELİ Türkiye alçı sektörünün ihracatta önem verdiği ülkelerden birinin de Suriye olduğunu belirten Arslan, ülkedeki yeniden yapılanma sürecinin Türk üreticiler için önemli fırsatlar barındırdığını söyledi. Suriye'de yeni yönetimin oluşturulmasının ardından Türk alçı üreticilerinin bu ülkeye ihracata başladığını ifade eden Arslan, başlangıçta olumlu ilerleyen ticari faaliyetlerin gümrük vergilerindeki artış nedeniyle sekteye uğradığını açıkladı.
Arslan'ın verdiği bilgiye göre Suriye yönetiminin 1 Haziran'da gümrük vergilerini artırması, Türk üreticilerin pazardaki rekabet gücünü olumsuz etkiledi.
Gümrük vergilerinin yükselmesinin ardından Türkiye'den yapılan ihracatın zorlaştığını belirten Arslan, sorunun çözümü için Ticaret Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunulduğunu ifade etti. Yürütülen görüşmelere rağmen henüz istenilen sonucun alınamadığını dile getiren Arslan, gümrük vergilerinin önceki seviyelerine çekilmesi durumunda Türk üreticilerin Suriye pazarında yeniden güçlü bir konuma ulaşabileceğini söyledi.
Suriye'de konutların, kamu binalarının ve diğer yapıların yeniden inşa edilmesiyle birlikte yapı malzemelerine yönelik talebin artabileceğini belirten Arslan, Türkiye'nin üretim kapasitesiyle bu ihtiyaca cevap verebilecek durumda olduğunu ifade etti.
DEPREMLERDE YALNIZCA BİNALARIN TAŞIYICI SİSTEMLERİ DEĞİL, DUVARLARI DA ÖNEMLİ Programın en dikkat çekici bölümlerinden biri, deprem sırasında duvarların oluşturduğu risklere ilişkin değerlendirmeler oldu. Türkiye Alçı Üreticileri Derneği Başkanı Asilhan Arslan, depreme dayanıklı yapılaşmada yalnızca kolon, kiriş ve beton kalitesinin değil, binaların iç bölme duvarlarının da dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Deprem sırasında oluşan yatay kuvvetlerin duvarlarda kırılma, çatlama ve yıkılmaya yol açabildiğini belirten Arslan, özellikle ağır ve yeterli esnekliğe sahip olmayan duvarların can güvenliği açısından risk oluşturabileceğini ifade etti. Arslan, programda paylaştığı analizlere göre depremlerde yaşanan ölümlerin yüzde 3'ünün, yaralanmaların ise yüzde 55'inin duvarların yıkılması veya insanların duvarların altında kalmasıyla bağlantılı olduğunu ileri sürdü.
Bu oranların hangi araştırma ve deprem verilerine dayandığına ilişkin ayrıntı paylaşılmadı. Duvarların deprem sırasında parçalanmasının yaşam alanlarında ciddi tehlikelere yol açabileceğini belirten Arslan, yıkılan bölme duvarlarının bina içerisindeki kaçış yollarını kapatabileceğine de dikkat çekti.
Arslan, bu risklerin azaltılması için hafif ve esnek bölme duvar sistemlerinin kullanımının yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi.
ALÇI LEVHA SİSTEMLERİ DEPREM GÜVENLİĞİNDE ÖNE ÇIKIYOR Geleneksel duvar sistemlerine alternatif olarak alçı levha uygulamalarını öneren Arslan, bu sistemlerin hafif yapıları nedeniyle deprem sırasında önemli avantajlar sağlayabildiğini belirtti. Alçı levha sistemlerinin geleneksel duvarlara kıyasla daha düşük ağırlığa sahip olduğunu ifade eden Arslan, doğru tasarlanıp uygulandığında bu sistemlerin deprem sırasında oluşan hareketlere daha uyumlu davranabildiğini söyledi.
Deprem sırasında duvarların belirli ölçüde esneklik gösterebilmesinin önemine değinen Arslan, yeterli deformasyon kapasitesine sahip olmayan duvarlarda kırılma ve parçalanma riskinin artabileceğini dile getirdi. Alçı levha sistemlerinin bu açıdan önemli bir alternatif oluşturduğunu belirten Arslan, Türkiye'de söz konusu yapı malzemelerinin daha yaygın kullanılmasını istediklerini ifade etti.
Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri gibi deprem riski bulunan ülkelerde hafif yapı sistemlerinin kullanımına dikkat çeken Arslan, Türkiye'de de benzer uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini savundu. Ancak alçı levha sistemlerinin tek başına bir binayı depreme dayanıklı hale getirmediği; taşıyıcı sistemin tasarımı, malzeme kalitesi, bağlantı detayları ve uygulama standartlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği önem taşıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Yangın
Yayın: 27 Ekim 2026 08:36 · Kaynak: elazighaberkent.com