Prof. Dr. Doğanay Tolunay: Ormanlar iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlar
- İklim değişikliğinin dünya orman varlığı üzerinde etkileri neler
- Ormanlar koruyucu mu
İklim değişikliğinin dünya orman varlığı üzerinde etkileri neler? Ormanlar koruyucu mu? Geçmişteki iklim değişiklikleri bize ne anlatıyor? İklim değişikliğinin dünya üzerinde, insan yaşamı üzerinde ne tür etkileri olacak?
Bunları ve daha fazla soruyu, İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Toprak İlmi ve Ekoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Doğanay Tolunay’a sorduk. İşte yanıtları: ORMANLARA ETKİSİ ÇOĞUNLUKLA OLUMSUZ- İklim değişikliğinin dünya orman varlığı üzerinde etkileri neler?
Orman ve iklim değişikliği deyince yangınlar geliyor aklımıza. Tamamen olumsuz etkiler mi söz konusu yoksa yağışların artması olumlu etki ediyor mu? İklim değişikliği ve ormanlar arasında karşılıklı ilişkiler var. Bir taraftan iklim değişikliği ormanları çoğunlukla olumsuz olarak etkilerken, diğer yandan ormanlar karbon depolayarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlar.
İklim değişikliğinin en önemli olumsuz etkisi sıcaklık artışları ve kuraklıklar nedeniyle insanların başlattığı yangınların kısa sürede mega orman yangınlarına dönüşmesi. Orman yangını riskinin yükseldiği meteorolojik koşulların gelecekte daha da kötüleşeceği öngörülüyor.
Yangınların yüzde 90’nın insan kaynaklı olduğu gözden kaçmamalı. Orman yangınları aynı zamanda karbondioksit emisyonlarını artırarak atmosferdeki CO2 konsantrasyonlarını yükseltiyor. Orman, sazlık, çalılık yangınlarıyla yıllık 4,5-7 milyar ton CO2 emisyonu olduğu tahmin ediliyor.
Şiddeti, sıklığı ve etki süresi giderek artan kuraklık, fırtına ve dolu gibi aşırı hava olayları da ormanlara zarar veriyor. Ek olarak son yıllarda çeşitli hastalık ve zararlıların ormanlara daha fazla zarar verdiğini görmeye başladık.
Özellikle böceklerin artan sıcaklıklar nedeniyle yıl içindeki üreme sayısının artmasıyla zarar verdikleri orman alanları genişliyor. Diğer yandan yaz kuraklıkları dikilen fidanların tutmamasına, tohumların çimlenmemesine de yol açıyor.
Hatta ülkemizdeki sedir ormanları gibi tohumların çimlenmesi için kara ihtiyaç duyan bazı türlerin gelecekte gençleşememesi sorunlarıyla da karşı karşıya kalabiliriz. Sıcaklık artışlarıyla buharlaşmanın daha fazla olması yağışları da artırıyor.
Ancak yağışlar her yerde düzenli olarak artmıyor. Hatta artan yağışlar sellere neden olabiliyor. Ormanlar açısından yağışlardan çok sıcaklıkların artması, yüksek dağlardaki ormanların düşük sıcaklık nedeniyle yetişemedikleri zirvelere doğru genişlemesine yol açabilir.
Devrilme noktası sıcaklık artışlarının etkisiyle oluşabilecek geri döndürülemez kritik eşiklerdir. İklim değişikliğinin dokuz devrilme noktasından ikisinin geniş alanlar kaplayan ormanlar olmasına dikkat çekmek isterim. Çünkü bu ormanlar kaybedildiğinde atmosferden daha az karbon alınıp depolanabilecektir.
GEÇMİŞTEKİ DEĞİŞİM ÇOK YAVAŞ OLDU-Geçmişte de küresel ısınma oldu. Orman, toprak varlığı açısından sonuçları neler oldu? Günümüzdeki durumla karşılaştırılabilir mi? Geçmişte de iklim değişiklikleri oldu ama sıcaklık artış veya azalışları çok yavaş olduğu için ağaç türleri bu değişime karşı uyum sağlayabilmiştir.
Günümüzde ise sıcaklık artışları çok hızlı oluyor. Eğer acilen önlem alınmazsa 2100 yılında Sanayi Devrimine göre sıcaklıklar 4-5 derece kadar artabilir. Bu sıcaklık artışının önemli bir bölümü 100 yıllık bir zaman diliminde olacaktır.
Özetle birkaç yüzyıl yaşayabilen ağaçların yaşam süresi içinde gerçekleşecek bu değişime uyum sağlayabilmesi çok mümkün değil. TARIMDA ETKİ FARKLI- İklim değişikliği tarımı ve ormanı farklı mı etkiliyor? Artan sıcaklıklar, kuraklıklar, don, dolu, fırtına, hastalık ve zararlılar tarım alanlarını da etkiliyor.
Ormanlar ve tarım alanlarındaki canlılar farklı olduğu için etkilenme de farklı. Ama en önemli fark tarım ve orman alanlarındaki iklim değişikliği kaynaklı zararlardan etkilenen insan sayısıdır. Tarım alanlarının zarar görmesi doğrudan tarım ürünlerinin fiyatlarına yansımakta, gıda güvenliği ve güvencesini riske atmaktadır.
BİNLERCE SENARYO- İklim değişikliğinin etkileri sonucu dünya üzerinde, insan yaşamı üzerinde ne tür bir değişim öngörüyorsunuz? İklim değişikliğinin olası etkileri konusunda binlerce araştırma var. Bunlar arasında tundralardaki donmuş toprakların çözünmesiyle buralardaki virüs ve bakterilerin aktif hale gelmesiyle yeni salgınlar çıkabileceğinden, kuraklıklar nedeniyle iklim göçleri yaşanabileceğine kadar pek çok olumsuz örnek var.
Hatta bu olumsuzluklar nedeniyle ekolojik kaygı (eko-anksiyete) olarak adlandırılan bir kavram dahi oluşmuş durumda ve gelecekten kaygı duyan insan sayısı giderek artıyor. Bu nedenle daha çok olumsuzluklar üzerinden değil, çözüm üzerinden gitmeliyiz.
İklim değişikliğiyle mücadele etmek için hızla azalsa da hâlâ zamanımız var. Acilen fosil yakıtlardan çıkmalı, tarım, orman, mera, akarsu, göl ve denizlerimizi korumalı, kentlerimizi, altyapımızı iklime dirençli hale getirmeliyiz.
KUZEY ÜLKELERİ ŞANSLI- İklim değişikliğini avantaja dönüştürme olanağımız var mı? Teknolojik gelişmeler fırsatlar sunuyor mu? Bazı ülkeler, örneğin kuzey enlemlerde yer alan geniş tundralara sahip ülkeler iklim değişikliğinden geçici olarak olumlu olarak etkilenebilirler, tundraları tarım alanlarına dönüştürmek gibi.
Ancak tüm dünyayı etkileyen bir soruna lokal avantajlar ile yaklaşılması çok doğru değil. Bir ülke iklim değişikliğinde teknoloji veya başka araçlar açısından avantaj sağlasa da Afrika Ülkeleri, Bangladeş, Nepal gibi ülkeler olumsuz etkilenmeye devam edecek.- Ülke olarak iklim değişikliği karşısında avantajlarımız, dezavantajlarımız neler?
Avantajımız yok. Dünya genelinde ise en fazla etkilenecek ülkeler arasındayız. 2025 yılı yaklaşık 50 yılın en kurak yılıydı. Don zararları nedeniyle pek çok meyveyi geçen yıl yiyemedik. Zeytin, Ayçiçek gibi ürünlerde rekolte düştü.
2021 yılında 140 bin hektar, 2025 yılında ise 80 bin hektar ormanımız yandı. 2026 yılı yağışlıydı. Ama bu sefer de çok fazla sel ile karşılaştık. Son beş yıl içinde onlarca vatandaşımızı sel, heyelan, çığ ve hortum afetlerinde kaybettik.
Elbette yanlış kentleşmenin, ormanları ve diğer ekosistemleri tahrip etmenin de bu afetler üzerinde etkisi var. Artık iklim değişikliği gerçeğini kabul ederek tüm sektörleri, altyapıyı ve kentleri iklim değişikliğine dirençli hale getirmemiz gerek.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.


Kategori: Hava · Bölge: Edirne
Yayın: 08 Kasım 2026 21:07 · Kaynak: aydinlik.com.tr