Habermetrik
← Ana Sayfa
Edirne 08 Kasım 2026 21:07
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Mekke İhtilafı

Mekke İhtilafı
Görsel kaynağı: aydinlik.com.tr
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Garbın çöken hegemonyası, Asya’nın yükselen şafağı karşısında son ve en kirli kozlarını oynamaya devam ediyor

Garbın çöken hegemonyası, Asya’nın yükselen şafağı karşısında son ve en kirli kozlarını oynamaya devam ediyor. Atlantik merkezli emperyalist sistem, Ukrayna’da uğradığı ağır hezimetin ve Rusya karşısında çatırdayan NATO bloğunun yarattığı panikle, cepheyi yeniden Batı Asya (Ortadoğu)’ya kaydırma telaşında.

Tam da bu süreçte, bölgede bölgesel istikrar ve barış iddialarıyla makyajlanan ancak arka planında tam bir tefrika projesi barındıran yeni bir bölgesel pakt arayışı gündemdedir. Bu paktın adı, her ne kadar yaldızlı diplomatik cümlelerle süslense de bölge halklarının hafızasında ve jeopolitik gerçeklikte ne yazık ki “Mekke İhtilafı” olarak tescillenmeye aday gözüküyor.

Nitekim bu girişimin milli egemenlik ve bölgesel barış açısından yarattığı derin çelişki, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altındaki oylama tablosuna da doğrudan yansımıştır. Genel Kurul’da yapılan oylamada, Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması kanun teklifine 277 milletvekili “evet” oyu verirken, 118 milletvekili “ret” oyu kullanmış, 197 milletvekili ise oylamaya katılmamıştır.

Jeopolitik açıdan bakıldığında, egemenlik haklarımızı bağlayan bu kritik tasarıya karşı çıkan 118 “ret” oyu ile Meclis iradesini sandığa yansıtmayarak gelmeyen 197 vekilin toplamı 315’e ulaşarak, paktı destekleyen 277 kabul oyunu geride bırakmıştır. Bu çarpıcı sayısal kıyaslama, kamuoyunda ve Meclis tabanında “Mekke İttifakı” adı verilen projenin geniş kitleler tarafından tam bir mutabakatla benimsenmediğini, aksine milli çıkarlar ekseninde büyük bir tereddüt ve dirençle karşılandığını açıkça ortaya koymaktadır.

Bu koşullar altında girişimin, kutsal topraklarda bir sulh mimarisi mi yoksa Washington ve Tel Aviv’in politikalarını besleyen bölgesel dayatma, idame ve ikame ettirme aparatı olarak mı tasarlandığını, ancak sahadaki gerçekliği üzerinden değerlendirebilme imkânı bulacağız. ATLANTİK İLE BÖLGESEL SULH KURULAMAZBu ittifak girişiminin imzacısı veya taraftarı olan ülkelerin siciline baktığımızda, karşımıza çıkan tablo şaşırtıcı değildir.

Masanın etrafında toplanan aktörlerin tamamı, göbek bağlarıyla Washington’a, Pentagon’un askeri stratejilerine ve finansal olarak Atlantik sermayesine bağımlı olan rejimlerdir. Yıllardır bölgede halkların uyanışını bastıran, Filistin davasına arkasını dönen ve Amerikan üslerine ev sahipliği yapan bu başkentlerin, bölgeye barış getireceğini düşünmek en hafif tabirle saflıktır.

Buradaki temel amaç, Washington’ın doğrudan sahaya inerek bedel ödemek istemediği bir dönemde, kendi politikalarını bölgedeki ilişkiler ağı üzerinde idame ve ikame ettirmek mi? Amerikan emperyalizmi, gerileyen gücünü gizlemek için bölgesel ilişkilerini devşirme stratejisini hayata geçirmek istemektedir.

Bu durum, bölge ülkeleri için muazzam bir güvenlik tehdidi barındırmaktadır. Kendi halkına yabancılaşmış, varlığını Beyaz Saray’ın bir telefonuna borçlu olan bu yönetimlerin kuracağı her ortaklık, bölgeye istikrar değil ancak ve ancak yeni ihtilaflar, bölünmeler ve iç çatışmalar vaat edebilir.

SALDIRI TAAHHÜDÜPaktın en korkunç boyutu ise kulislerde konuşulan ve NATO’nun meşhur 5. maddesini (birimize yapılan saldırı hepimize yapılmıştır) taklit eden taahhütlerin masaya getirilmesidir. Atlantik’in eskimiş ve Ukrayna’da iflas etmiş askeri doktrinlerini Batı Asya’ya kopyalamaya çalışmak, pimi çekilmiş bir bombayı bölgenin kucağına bırakmaktır.

ABD/İsrail-İran savaşında, bu paktın üyesi olan ülkelerin otomatik olarak savaşa dahil olmasını öngören bir taahhüt, bölgesel bir dünya savaşının davetiyesidir. Emperyalist bir kolektif savunma kalkanı devşirme gayreti, Riyad’ı da Kahire’yi de Amman’ı da Tel Aviv’in cinayetlerine ortak etme çabasıdır.

Batı Asya’nın ihtiyacı olan şey NATO taklitçiliği değil, emperyalizme karşı kolektif bir reddiyedir. BATI MERKEZLİ SEÇİM BİLANÇOSUBölgedeki bu tırmanışın zamanlaması, emperyalist metropollerdeki iç krizlerle doğrudan bağlantılıdır.

ABD’deki seçim süreçleri ve burjuva kliklerin iktidar kavgaları, İsrail’de ise köşeye sıkışmış, Netanyahu liderliğindeki faşist koalisyon hükümetinin hayatta kalma çabası, Ortadoğu’da daha fazla kan dökülmesini zorunlu kılmaktadır. İsrail hükümeti, yargılanmaktan ve içerideki toplumsal çürümeden kaçabilmek için savaşı bölgeselleştirmek, ABD’yi İran ile doğrudan bir çatışmanın içine çekmek istemektedir.

“Mekke İhtilafı” da tam olarak Siyonist rejime can simidi olarak imdadına yetişebilecek bir Atlantik kurnazlığına dönüşebilir mi? Ancak Batı Asya halkları, emperyalistlerin ve siyonistlerin seçim hesaplarına kurban edilecek bir piyon değildir.

TÜRKİYE’NİN KONUMU KOMŞULARLA İŞBİRLİĞİBu büyük kuşatma ve tefrika projesi karşısında Türkiye’nin alması gereken konum, tarihsel mirasına ve milli güvenlik stratejilerine uygun olarak tam bağımsızlıkçı, birleştirici ve kararlı bir antiemperyalist çizgi olmalıdır. Ankara, Atlantik için umut olan ve bölgeyi bölmeyi amaçlayan bu tür pakt arayışlarına mesafeli durmakla kalmamalı, bu girişimlerin bölgedeki yıkıcı etkilerini boşa çıkaracak aktif bir bölge diplomasisini derhal devreye sokmalıdır.

Türkiye’nin güvenliği okyanus ötesi ittifaklarda değil, doğrudan sınır komşularıyla kuracağı güçlü, sarsılmaz ve samimi ortaklıklarda yatmaktadır. Bu doğrultuda atılması gereken somut adımlar ve işbirliği olanakları şu başlıklar altında toplanmalıdır: Suriye ile doğrudan ve kesintisiz işbirliği: Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunmayı kendi beka mücadelesinin ayrılmaz bir parçası olarak görmelidir.

Şam yönetimi ile ideolojik bagajlardan arınmış, devletten devlete doğrudan askeri, diplomatik ve ekonomik kanallar açılmalıdır. Fırat’ın doğusundaki emperyalist güdümlü bölücü terör koridorunu tasfiye etmenin tek yolu, Ankara ve Şam’ın ortak askeri iradesidir.

Suriye ile kurulacak barış köprüsü, Atlantik’in bölgedeki en büyük kozunu elinden alacaktır. Irak ile bölgesel güvenlik ve kalkınma ortaklığı: Bağdat yönetimi ile yürütülen güvenlik işbirlikleri derinleştirilmeli, terör örgütlerinin Irak topraklarındaki varlığına son verecek ortak operasyonel mekanizmalar geliştirilmelidir.

Bununla birlikte, bölgeyi Asya’ya ve küresel pazarlara bağlayacak olan “Kalkınma Yolu Projesi” gibi stratejik lojistik hatlar, Atlantik’in bölgeyi izole etme çabalarına karşı ekonomik bir kalkan olarak tahkim edilmelidir. Irak’ın istikrarı, Türkiye’nin güney kapısının güvenliği demektir.

İran ile köklü devlet geleneğine dayalı ittifak: Türkiye ve İran, bölgenin en kadim iki devlet geleneğine sahiptir.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: aydinlik.com.tr
Haber metni ve görseller aydinlik.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Genel · Bölge: Edirne
Yayın: 08 Kasım 2026 21:07 · Kaynak: aydinlik.com.tr
Kaynağı Oku ↗