Ankara’nın tuzu bir zamanlar gölden deve sırtında mı çıkarılıyordu?
- Bugün makinelerin çalıştığı Tuz Gölü’nde bir zamanlar yükün büyük bölümünü develer taşıyordu
- 1887 tarihli resmî kayıtlar, tuzun gölden nasıl çıkarıldığını açıkça anlatıyor
Bugün Tuz Gölü çevresinde tuz üretimi makineler ve modern tesislerle yürütülüyor. Yaklaşık 140 yıl önce Şereflikoçhisar kıyılarındaki manzara ise bambaşkaydı. Raylı sistemler, kamyonlar ve tuz toplama makinelerinden önce gölün üzerinde ağır yükü develer taşıyordu.
Üstelik bu bilgi yalnızca kuşaktan kuşağa aktarılan yerel bir hikâyeye dayanmıyor. Şereflikoçhisar Belediyesinin yayımladığı tarihî kayıtlarda, Hicri 1304/Miladi 1887 tarihli Konya Vilâyet Sâlnâmesindeki Koçhisar Memlehası bölümü aktarılıyor.
Salname, gölden çıkarılan tuzun develer aracılığıyla kıyıya taşındığını açık biçimde kayda geçiriyor. Belgede tuzun “develer vasıtasıyla gölden çıkarılarak açıkta yığın edildiği” belirtiliyor. Bu ifade önemli. Çünkü develer yalnızca hazır tuzu uzak şehirlere götüren kervan hayvanları değildi; 1887’de üretim zincirinin doğrudan bir parçasıydı.
Tuz gölün içinden deveyle çıkarılıyor, kıyıdaki açık alanlarda yığılıyordu.1887’DE TUZ NERELERDE SATILIYORDU?Aynı salname, dönemin tuz üretim ve satış noktalarına ilişkin de ayrıntı veriyor. Koçhisar Memlehası’nın idare merkezi Yavşan olarak gösterilirken Tosun, Başhan ve Kaldırım adlı üç ayrı noktada daha tuz satıldığı belirtiliyor.
Başka bir ifadeyle Tuz Gölü çevresinde yalnızca tek bir üretim alanı yoktu. Gölün farklı bölümlerinde çıkarılan tuz, belirli satış ve yığın noktaları üzerinden dağıtıma giriyordu. Şereflikoçhisar’ın ekonomik hayatında devenin ne kadar önemli olduğunu gösteren başka bir resmî kayıt da 20'nci yüzyılın başından geliyor.
Belediyenin Konya vilayet salnamelerinden aktardığı verilere göre 1904 yılında Şereflikoçhisar kazasında yaklaşık 4 bin deve bulunuyordu. Aynı kayıtlarda at ve diğer yük hayvanlarının da bölgede yaygın olduğu belirtiliyor.
Bu sayı bütün develerin yalnızca tuz taşıdığını göstermiyor. Ancak 4 bin deve, yük hayvanlarının bölgenin ulaşım ve ticaret sistemindeki ağırlığını ortaya koyuyor. KERVANLAR TUZU NEREYE GÖTÜRÜYORDU?Tüm tuz kervanlarının izlediği tek bir yol haritası bulunmuyor.
Fakat bazı güzergâhlar sözlü tarih araştırmaları sayesinde isim isim kayıt altına alınmış durumda. İstanbul Üniversitesi’nde Ayşe Hilal Tuztaş tarafından hazırlanan 2005 tarihli yüksek lisans tezinde, Isparta yöresindeki Yörüklerin Şereflikoçhisar’dan tuz temin etmek için yaptıkları yolculuklar anlatılıyor.
Araştırmada görüşülen Honamlı Yörüklerinden Hasan Çiçek’in anlatımına göre bir kervan, Cankurtaran yaylasından çıktıktan sonra Endili, Gürnez, Karaşi, Harami, Tekeler, Avdan, Atlantı, Kolukısa, Çeşmelisebil, İnevi ve Torca üzerinden ilerleyerek Yavşan tuz ocağına ulaşıyor ve dönüşte aynı güzergâhı kullanıyordu. Başka bir sözlü tarih kaydında ise Gelendost-Hacılar yönünden hareket eden Kötekli Yörüklerinin Şarkikaraağaç, Gökçesöğüt, Akşehir Beli, Ilgın, Sarayönü ve Çeşmelisebil üzerinden Koçhisar’a ulaştıkları anlatılıyor.
Bu kayıtlar bütün tarih boyunca kullanılan tek ve değişmez bir “tuz yolu” olduğunu göstermiyor. Ancak Şereflikoçhisar tuzunun kilometrelerce uzaktaki yerleşimlere deve kervanlarıyla taşındığını somutlaştırıyor. BİR KERVANDA 100 DEVEYE KADAR ÇIKABİLİYORDUAynı sözlü tarih çalışması, tuz kervanlarının günlük yaşamına ilişkin oldukça çarpıcı ayrıntılar da içeriyor.
Araştırmaya katılanların anlatımlarına göre Yörükler yıl içerisinde birkaç kez develeriyle tuz almaya gidiyor, kafileler genellikle 5-10 kişiden oluşuyordu. Bir kervandaki deve sayısı bazı durumlarda 50 ile 100 arasında değişebiliyordu.
Yolculuğun gidiş-dönüş süresi ise güzergâha göre 13 ila 22 günü bulabiliyordu. Şereflikoçhisar’daki yığın alanına ulaşıldığında tuz küreklerle büyük kıl çuvallara dolduruluyor, tartılıyor ve develere yükleniyordu. Sözlü tarih kayıtlarında 9-10 devesi bulunan bir kişinin yaklaşık 1,5 ton tuz taşıyabildiği; güçlü “tülü” develerin yükünün 150-200 kilograma çıkabildiği aktarılıyor.
Alınan tuzun bir bölümü ailelerin kendi ihtiyacı için ayrılırken kalan kısmı köylerde satılıyor ya da bazı bölgelerde buğdayla takas ediliyordu.1946’DA DEVELER HÂLÂ TUZ TAŞIYORDUDeveyle tuz ticareti Cumhuriyet’in ilanıyla bir anda ortadan kalkmadı. Aksaray Üniversitesi tarafından yürütülen Şereflikoçhisar ve Tuz Gölü araştırmasında aktarılan Walter Ruben kayıtlarına göre, 1946 yılında bölgede hâlâ çok sayıda deve besleniyor ve bu develer Tuz Gölü’nden Sarayönü’ne tuz taşımada kullanılıyordu.
Aynı kaynakta Akşehir çevresindeki Yörüklerin de tuzu develer aracılığıyla Antalya yönüne taşıdığı belirtiliyor. Bu kayıt, mekanik sistemler kurulmuş olsa bile deve kervanlarının bölgesel ticarette bir süre daha varlığını sürdürdüğünü gösteriyor.
DEVELERİN YERİNİ ÖNCE RAYLAR ALDIŞereflikoçhisar’daki dönüşümün önemli kırılma noktalarından biri dekovil sistemi oldu. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 2 Aralık 1936 tarihli tutanaklarında, Koçhisar Memlehası’nda tuzun çıkarıldığı alan ile yığın ve satış alanı arasında dekovil bulunduğu açıkça belirtiliyor.
Tutanakta tuzun yığın yerine kadar bu küçük demiryolu sistemiyle taşındığı anlatılıyor. Bir yıl sonra, 19 Aralık 1937 tarihli Ulus gazetesi Yavşan Tuzlası'ndaki sistemi ayrıntılarıyla haberleştirdi. Gazeteye göre Yavşan ile Tuz Gölü arasında yaklaşık 7 kilometrelik dekovil hattı bulunuyordu.
Bunun 5 kilometresi göl kıyısına kadar uzanıyor, yaklaşık 2 kilometrelik bölümü ise doğrudan gölün içine giriyordu. Kış gelince göl içindeki raylar kaldırılıyordu. Sistemde sırayla dört lokomotif çalışıyordu. Gölde işçiler tarafından çıkarılan tuz vagonetlere dolduruluyor, küçük lokomotiflerin çektiği katarlarla satış alanına götürülüyordu.
Böylece yaklaşık yarım yüzyıl içerisinde aynı işin iki farklı görüntüsü ortaya çıkıyor:1887: Deve göle giriyor, tuzu kıyıya çıkarıyor.1936-1937: Aynı taşımanın önemli bölümü dekovil hattı ve lokomotiflerle yapılıyor. DEVE BİR GÜNDE ORTADAN KALKMADIDekovil sisteminin kurulması deve taşımacılığının aynı tarihte tamamen sona erdiği anlamına gelmiyor.1930’larda tuzlanın kendi içindeki taşıma mekanikleşirken, 1946 tarihli kayıtlar develerin gölden alınan tuzu farklı bölgelere götürmekte kullanılmaya devam ettiğini gösteriyor.2005'te yayımlanan Yörük sözlü tarih araştırmasında ise görüşülen kişilerin aktardığı bilgilere dayanılarak geleneksel tuz ticaretinin 1950'li yıllarda sona erdiği değerlendirmesi yapılıyor.
Bu tarih Şereflikoçhisar’daki bütün deve taşımacılığının kesin bitiş tarihi değil; araştırmaya konu olan Yörük gruplarının ticaret hafızasına ilişkin bir sonuç. Dolayısıyla tarihsel değişim için tek bir “son kervan günü” vermek mümkün değil.1990’LARDA TUZ TOPLAMA MAKİNELERİ DEVREYE GİRDİÜretimin bugünkü mekanik yapısına geçişi gösteren başka bir kilometre taşı ise 1990’larda yaşandı.
Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı kapsamındaki madencilik raporuna göre tuz toplama makineleri Kayacık Tuzlası’nda 1996, Yavşan Tuzlası’nda 1997 yılında kullanılmaya başlandı. Kaldırım Tuzlası’nda ise makine 2000 yılında devreye alındı.
Böylece 19'uncu yüzyılın deve gücünden 20'nci yüzyılın dekoviline, oradan da özel tuz toplama makinelerine uzanan yaklaşık bir asırlık teknolojik değişim belgeler üzerinden izlenebiliyor. ESKİ TUZ KERVANLARINDAN BUGÜNE NE KALDI?Şereflikoçhisar Belediyesi, ilçedeki Kent Müzesi'ni turistik noktalar arasında gösteriyor.
Ancak açık kaynaklarda müzenin ayrıntılı dijital envanterine ulaşılamıyor. Bu nedenle tarihî tuz kervanlarından kalma belirli bir deve semeri, kıl çuval, koşum takımı, aile defteri veya özgün fotoğrafın bugün müze koleksiyonunda bulunduğunu kesin bilgi olarak yazmak mümkün değil.
Ancak belgelenmiş ana hikâye yeterince açık:1887’de Şereflikoçhisar’daki Tuz Gölü’nde tuz gerçekten develerle gölden çıkarılıyor ve kıyıdaki yığın alanlarına taşınıyordu. Daha sonra aynı işi dekovil trenleri üstlenmeye başladı.
Develer ise bir süre daha Anadolu yollarında tuzu uzak pazarlara taşıdı. Bugün göl kıyısında bu kervanları görmek mümkün değil. Fakat Şereflikoçhisar’ın beyaz tuz tabakasının altında, Ankara’nın ulaşım ve ticaret tarihinin de pek bilinmeyen bir sayfası yatıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Genel · Bölge: Ankara/Elmadağ
Yayın: 08 Kasım 2026 13:51 · Kaynak: yeniankara.com.tr