Bir tarafta ‘İntihar edeceğim’ diyenler, diğer yanda ‘Oh olsun hak ettiniz’ diyenler
- Bağıra bağıra gelen fon krizi, alım satımı durdurulan şirketler sosyal bir soruna dönüşüyor
- Bol bol reklamı yapılan, herkesin kulaktan kulağa birbirine tavsiye ettiği, bir furyaya dönüşen Tera ve Pusula fonlarına 7’den 70’ye pek çok kişi dahil oldu
Bağıra bağıra gelen fon krizi, alım satımı durdurulan şirketler sosyal bir soruna dönüşüyor. Bol bol reklamı yapılan, herkesin kulaktan kulağa birbirine tavsiye ettiği, bir furyaya dönüşen Tera ve Pusula fonlarına 7’den 70’ye pek çok kişi dahil oldu.
Hayatın doğal akışına aykırı getirilere aldırış etmeden ve sorgulamadan, 7/7 yani en üst seviyede risk barındıran bu fonlara insanlar elindekini avucundakini koydu. Evini, arabasını satan ve Fon payı alanlar vardı. Günlük haftalık getiriler o kadar cazipti ki, şirketinin kasasındaki nakiti, elemanına ay sonunda ödeyeceği maaşı buraya park edenler vardı.
Şimdi bu paralar içeride kaldı. İşlem hacmi son derece düşük hisse senetleri satılacak ki; tasfiye memurları da, fonlara dahil olanlara ödeme yapabilsin. Bu süreçte ‘Hair cut’ yani finansal tabirle saç traşı iskontosu olmaması imkansız.
800 milyar liralık bir büyüklük var ancak bu kağıt üzerindeki büyüklük gün be gün eriyor. Çünkü alıcısı olmayan hisseler her gün taban taban gidiyor. Tüm hisseler satılabildiğinde, tasfiye komisyonunun elinde dağıtılabilir belki 100, iyimser tahminle 150-200 milyar lira para ya kalacak ya kalmayacak.
Yani her 100 liranın en az 75 lirası tıraşlanacak. Belki de kayıp yüzde 90’ları bulacak.
Sosyal medyada, hesap dökümlerini paylaşanlar, ‘Yandım bittim’ diye ağlaşanlar var.
İntihar etmekten söz edenler, eve gidemediğini çoluğunun çocuğunun yüzüne bakamadığını yazanlar var. ‘Ben çocuğuma okul taksitini fona koyduğumu, paramı alamadığım için seni okuldan almam gerekeceğini nasıl söyleyeceğim’ diye yazanlar var.
Esnaf cephesinde de ‘Elemanların maaşını fona yatırmıştım. Dükkana gidemiyorum. Çalışanlarımın yüzüne bakamıyorum. Ay sonunda maaş ödeyemeyeceğimi nasıl söyleyeceğim bilmiyorum’ diyenler de çoğunlukta.
Öğrencisinden, ev hanımına liste uzuyor da uzuyor.
Sosyal medyada, suçlu arayanlar, suçluların yakalanmasını isteyenler kadar bu tür dramatik hikayelerini paylaşanlar da artıyor. Yaklaşan seçim öncesi iktidarın arkasında milyonlarca mağdur yaratmak istemeyeceği iddialarına güvenenler umutla bekliyor.
Bir tarafta ise ‘Size oh olsun’ diyenler var. Son derece riskli bu fonları almanın bir bedeli olduğunu belirtenler, devletin kesinlikle zararı üstlenmemesi, hiçbir şekilde fonlara bulaşmamış milyonlara bu faturayı ödetmemesi gerektiğini vurguluyorlar.
Bir kurtarma operasyonunun yapılmasını istemiyorlar.
Kurtarma operasyonu nasıl yapılabilir?
Türkiye Varlık Fonu çıkar, ‘Ben tüm hisse senetlerini satın alıyorum’ diyebilir.
Değeri şişirilmiş hisse senetleri TVF’nin portföyüne geçirilebilir. Bedeli de Hazine’ye yani tüm Türk vatandaşlarına ödetilebilir.
Bedeli ne olursa olsun bu enkazı TMSF ya da Varlık Fonu karşılarsa ve buna kim evet derse onlara lanet olsun. Burası babanızın ulufe sandığı değil. Serbest fon alan sonuçlarına katlanacak.
Kimsenin zarar etmesinden mutlu olmuyorum ama riski biliyordunuz. Bu bedeli de ödemek zorundasınız.
1 milyonu 10 milyon olunca iyiydi. Kazanın doğurduğuna inananlar, öldüğüne de inanacak.
Devlet bu alacağı benim vergimle öderse haram zıkkım olsun.
Milleti karlarına ortak mı ettiler ki şimdi millet onların zararına ortak olsun.
Biz her gün yapmayın etmeyin derken, haftalık yüzde 8-10 kazanç olmaz derken, eleştirenlere ağıza alınmayacak küfürler ediyorlar, pişik kremi resmi atıyorlardı.
Adamın 100 bin lirası ponzi sistemi ile 2 milyon lira olmuş. Şimdi verin paramı diyor. Yok öyle yağma.
Onlar finansal mühendislerdi biz çakma hüstadlardır. Bizimle dalga geçiyorlar bu zincire dahil olmayanları kıskançlıkla suçluyorlardı. Şimdi bedelini ödemek zorundalar.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kaza
Yayın: 19 Eylül 2026 13:34 · Kaynak: haberhurriyeti.com