Elektrikte kritik dönüşüm: Yenilenebilirler rekor kırarken, depolama ve ağ altyapısı test ediliyor
- Türkiye'de kurulu güçte yenilenebilirlerin payı yarım yüzdeyi geçerken, Akkuyu'nun devreye girişi ve depolama yasalarının hayata geçirilmesiyle sistem esnekliği merkeze alınıyor
Türkiye'de kurulu güçte yenilenebilirlerin payı yarım yüzdeyi geçerken, Akkuyu'nun devreye girişi ve depolama yasalarının hayata geçirilmesiyle sistem esnekliği merkeze alınıyor.
· 3 dk 2 Elektrikte kritik dönüşüm: Yenilenebilirler rekor kırarken, depolama ve ağ altyapısı test ediliyor 2026 Hasat Sezonu: Verim Artışı Fiyatları Düşürebilir mi? Zeytin Hasadı Başlıyor Türkiye elektrik sisteminin yapısal dönüşümü, 2026 yılının son çeyreğinde yeni bir evreye girdi.
Enerji Piyasaları Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) verilerinin gösterdiği en belirgin eğilim, kurulu gücün yarısından fazlasının artık yenilenebilir kaynaklardan (rüzgâr, güneş, hidrolik) elde edildiği gerçeği. Bu geçiş, karbon salımını azaltma hedefleriyle uyumlu olsa da, aralıklı üretim karakteri nedeniyle sistem operatörü için "esneklik" ve "güvenilirlik" denklemini yeniden yazıyor.
Resmi istatistiklere göre Türkiye'nin toplam kurulu elektrik gücü 110 bin megavat (MW) seviyelerini bulurken, yenilenebilir kaynaklı kurulu güç 55 bin MW'yi aştı. Güneş enerjisinde son iki yılda yaşanan patlamalı büyüme (özellikle lisanssız üretim ve YEKDEM sonrası YEK-G kapsamındaki teşviklerle), rüzgâr enerjisindeki istikrarlı artışla birleşerek bu dengenin değişimini hızlandırdı.
Ancak uzmanlar, "isimplate" gücün gerçek üretime dönüşüm oranının (kapasite faktörü) fossillerin gerisinde kaldığını, bu durumun da anlık üretimde hâlâ doğalgaz ve kömürün belirleyici olduğunu vurguluyor.
Mersin'de inşa edilen Akkuyu Nükleer Santrali'nin ilk reaktörünün ticari operasyona geçmesi, sistemde "baz yük" (sürekli, kesintisiz) güvence sağlayan en büyük tek hamle olarak değerlendiriliyor. 1200 MW'lik ilk birim, yıllık yaklaşık 10 milyar kWh elektrik üreterek, ithal doğalgaz bağımlılığını ciddi oranda azaltacak.
İkinci ve üçüncü birimlerin de 2027-2028 horizontunda devreye girmesiyle nükleer pay, toplam üretimin%10-12 seviyelerine çıkacak. Bu, fiyat istikrarı ve arz güvenliği açısından stratejik bir tampon oluşturuyor.
Yenilenebilirlerin yoğunlaştığı bölgelerde (özellikle Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu) iletim ağı kapasitesinin yetmemesi, "bağlantı bekleyen" binlerce MW'lik projenin gecikmesine neden olmuştu. TEİAŞ'ın 2026-2030 Yatırım Planı'nda öngörülen 100 binden fazla lira bütçe, 380 kV ve 154 kV hatların güçlendirilmesine ve yeni istasyonlara yönlendiriliyor.
Paralel olarak, 2025'te kabulü sağlanan Elektrik Piyasası Yasası değişiklikleri ve Depolama Yönetmeliği, pil depolama sistemleri (BESS) ve pompaj santraller için yatırım ortamını olgunlaştırdı. Piyasa aktörleri, 2026 sonuna kadar en az 2.000 MW'lik depolama lisans başvurularının yapıldığını, bunların 2027-2028'de devreye girmesiyle gündüz fazlası güneş enerjisinin akşam tepe yüküne kaydırılabileceğini öngörüyor.
EPDK'nın tarifelerde "maliyet yansıtma" ilkesine sadık kalması, endüstriyel tüketiciler için rekabetçiliği korurken, konut tüketicileri için kademeli tarife yapısının korunması gündemde. Yıl içinde gerçekleşen doğalgaz fiyatı dalgalanlıkları (TTF endeksi referans alınarak), elektrik piyasasında Gün Öncesi Piyasa (GÖP) fiyatlarında volatilite yarattı.
Ancak yenilenebilir payının arttığı aylarda (özellikle bahar ve yaz aylarında) sıfıra yakın hatta negatif fiyat görüldüğü günlerin sayısı arttı. Bu durum, endüstriyel tüketicilerin "yan yana tüketim" (shift) stratejileri geliştirmesine ve serbest tüketici için sabit fiyatlı sözleşmelerin cazibesini artırdı.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın güncellediği "Ulusal Enerji Planı" taslağına göre, 2035 hedefleri revize edildi: Kurulu güneş gücü 50 GW, rüzgâr gücü 30 GW seviyelerine çekildi. Bu rakamların gerçekleşmesi için yıllık ortalama 4-5 GW yenilenebilir kurulum hızı sürdürülmesi gerekiyor.
Ayrıca yeşil hidrojen stratejisi, elektroliz kapasiteleri için ayrı bir elektrik talep dalgası yaratıyor; bu da sistem planlamasını tek boyutlu "tedarik-gidenek" dengecisinden, "sektörler arası entegrasyon" (sector coupling) modeline taşıyor.
Özetle; Türkiye elektrik sektörü, "yeterli mi yoksa güvenli mi" ikilemminin ötesinde, "esnek, düşük karbonlu ve dijital" bir altyapıya doğru ilerliyor. Akkuyu'nun tam kapasiteye ulaşması, depolama yatırımlarının olgunlaşması ve ağ yatırımlarının proje akışıyla senkronize edilmesi, önümüzdeki 5 yılın risk/hayal kırıklığı çizgisini belirleyecek kritik değişkenler olarak öne çıkıyor.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Tarım
Yayın: 05 Kasım 2026 04:06 · Kaynak: habergo.com.tr