Habermetrik
← Ana Sayfa
Mardin/Derik 28 Ekim 2026 08:15
✍ Editör: Habermetrik · Editör Politikası

Mardin’deki Tarihi Kilisede ‘Sahte Tablo’ krizi: Aile, kayıp eserlerin peşinde

Mardin’deki Tarihi Kilisede ‘Sahte Tablo’ krizi: Aile, kayıp eserlerin peşinde
Görsel kaynağı: mardinhaber.com.tr
⏱️ 5 dk okuma 🛡️ %85 Doğruluk · 1 Kaynak
WhatsApp Paylaş
⚡ 30 Saniyede Özet Habermetrik Yapay Zeka Özeti
  • Derik ilçesinde yer alan ve tarihi 1650 yılına dayanan Surp Kevork Ermeni Kilisesi, son dönemde mülkiyet ve tarihi eser tartışmalarıyla gündemde
  • Kilisenin tapusunu elinde bulunduran Keçecioğlu ailesi, eylül ayında kamuoyuyla paylaştıkları basın açıklamasının ardından konunun peşini bırakmadı

Mardin Derik'teki 376 yıllık Surp Kevork Ermeni Kilisesi’nden izinsiz şekilde tarihi tablolar çıkarıldığı iddia edildi. Mülk sahibi Keçecioğlu ailesi adına konuşan Jülyet İnan, İstanbul'da izini sürdükleri 17. yüzyıldan kalma üç tablodan ikisinin sahte çıktığını açıklayarak, eserlerin ait olduğu yere iade edilmesini talep etti.

Derik ilçesinde yer alan ve tarihi 1650 yılına dayanan Surp Kevork Ermeni Kilisesi, son dönemde mülkiyet ve tarihi eser tartışmalarıyla gündemde. Kilisenin tapusunu elinde bulunduran Keçecioğlu ailesi, eylül ayında kamuoyuyla paylaştıkları basın açıklamasının ardından konunun peşini bırakmadı.

Sosyal medya fenomeni Tahir İldem’in mikrofonuna konuşan ve aile adına açıklamalarda bulunan Jülyet İnan, kaybolan tablolara ilişkin yaptığı son açıklamada oldukça çarpıcı bir iddiayı gündeme taşıdı. İnan, restorasyon bahanesiyle İstanbul'a götürüldüğü söylenen tablolara ulaştıklarını ancak İnan, ailenin bizzat İstanbul'a giderek yaptığı incelemelerde, iki tanesi sahte, sadece bir tanesinin orijinal çıktığını söyledi.

Keçecioğlu ailesi adına açıklamalarda bulunan Jülyet İnan, kilisenin 1957 yılında babası Garabet Keçecioğlu tarafından devralındığını ve yasal tapunun mirasçılar olarak kendi üzerlerinde olduğunu hatırlattı. Babadan kalma bir mülkün ötesinde, bu yapıyı Derik'in tarihi bir emaneti olarak gördüklerini vurgulayan İnan, kayıp tabloların akıbetiyle ilgili şu ifadeleri kullandı:

"Bir duyum üzerine buraya geldik. Kilisede 17. yüzyıldan kalma üç tane tarihi tablo vardı ancak şu anda yerlerinde değiller. Nerede olduklarını araştırdığımızda İstanbul'da oldukları söylendi. Gidip gördük fakat iki tanesi sahte, sadece bir tanesi orijinal çıktı.

Şimdi ben, ilgili kişilerden bu tabloların derhal tekrar kiliseye teslim edilmesini istiyorum."

Keçecioğlu Ailesi eylül ayında basın açıklaması yayımlamıştı

Surp Kevork Kilisesi etrafında şekillenen tartışmalar, geçtiğimiz eylül ayında yayımlanan detaylı bir basın açıklamasıyla tamamen su yüzüne çıkmıştı. Uzun yıllar kilisenin bakımını gönüllü olarak üstlendiğini belirten Zekerya Sabunci ile yasal mülk sahibi Keçecioğlu ailesi karşı karşıya gelmişti.

Aile, geçtiğimiz aylarda kamuoyuyla paylaştığı yazılı basın açıklamasında, kendi bilgileri ve onayları dışında kilisenin kilitlerinin kırılıp değiştirildiğini, yapının bakımsız bırakıldığını ve en önemlisi asırlık tabloların yerinde olmadığını duyurduğu açıklamada şu ifadelere yer verilmişti:

“Mardin Derik'te bulunan Surp Kevork Ermeni Kilisesi, 1957 yılında Derik Ermeni Cemaati tarafından yeniden satın alınmış ve kilisenin tapusu, bu süreçte büyük emek veren Karabit Keçecioğlu (Oruz) adına tescil edilmiştir.

Karabit Keçecioğlu'nun 2000 yılında vefatından sonra kilisenin bakım ve güvenliği uzun yıllar Naif ve Yürşalin Demirci tarafından yürütülmüştür.

Ancak yakın zamanda, ailemizin ve Derik Ermeni Cemaatinin bilgisi dışında kilisenin anahtarının Zekerya Sabunci'nin de kendi ifadesi ile polis marifeti kullanılarak alındığını, kilitlerin değiştirildiğini ve kiliseye girişin kontrol altına alındığını öğrendik.

Zekerya Sabunci'nin bakımını üstlendiğini söylediği kilisenin ve bahçesinin ciddi şekilde bakımsız olduğu; kiliseyle ilgisi bulunmayan çeşitli eşyaların (sedye, berber koltuğu) ve dövüş horozlarının bahçede bulunduğu görülmüştür.

En önemli ve ciddi konu ise kilisede bulunan tarihi değere sahip tabloların yerinde olmamasıdır.

Bu tabloların kim tarafından, hangi gerekçeyle ve kimin bilgisiyle kiliseden çıkarıldığı tarafımızca bilinmemektedir. Ayrıca tabloların sahtelerinin yapıldığı yönündeki iddiaların da mutlaka açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Ayrıca Zekerya Sabunci'nin şahsi bilgilerini paylaşarak bağış adı altında para topladığını da tespit etmiş bulunmaktayız. Çeşitli ortamlarda Keçecioğlu ailesine yönelik "gaspçı" şeklindeki ithamları ise kabul etmiyoruz.

Kamuoyu adına şu soruların cevaplandırılmasını bekliyoruz:

Kilisenin anahtarı neden alındı ve kilitler neden değiştirildi?

Kilise adına toplanan bağışlar nerede ve nasıl kullanılmaktadır, bağışların alınması için ilgili makamlardan herhangi bir izin alınmış mıdır?

Tarihi tablolar nerede ve kim tarafından kiliseden çıkarıldı?

Tabloların sahtelerinin yapıldığı iddiası doğru mudur? Doğruysa bunun amacı nedir?

Surp Kevork Ermeni Kilisesi hiç kimsenin şahsi kullanım alanı değildir. Derik Ermeni Cemaatinin ortak tarihinin, inancının ve kültürel mirasının bir parçasıdır.

Amacımız kimseyi peşinen suçlamak değil; kilisenin, tarihi eserlerin ve cemaat mirasının korunmasını ve yaşananların yetkili makamlar tarafından açıklığa kavuşturulmasını sağlamaktır.

Konu sadece bir aile değil koca bir ilçenin hafızası

Ailenin kiliselerine ve geçmişlerine sahip çıkma mücadelesinde en büyük destekçilerinden biri de sivil inisiyatifler ve bölgenin tarihi dokusuna hassasiyet gösteren yerel platformlar oldu. Seslerini duyurmak için çabaladıkları bu süreçte kendilerine destek verenlere özel olarak teşekkür eden Jülyet İnan, konunun sadece bir ailenin değil, koca bir ilçenin hafızası olduğuna dikkat çekti.

Bugün sahte tablo iddiaları ve kilit tartışmalarıyla gündeme gelen Surp Kevork Ermeni Kilisesi, aslında bölgedeki cemaat için çok derin anlamlar taşıyor. 1650 yılında inşa edilen yapı, uzun yıllar hazine mülkiyetinde kalmış ve oldukça yıpranmıştı.

1957 yılında Derik'te kalan az sayıdaki Ermeni'nin büyük fedakarlıklarıyla yeniden satın alınan kilisenin tapusu, bu sürece öncülük eden Garabet Keçecioğlu adına tescil edilmişti.

2000 yılında babalarının vefat etmesinin ardından mülkiyet miras yoluyla çocuklarına geçse de, Keçecioğlu ailesi eylül ayında yaptıkları açıklamada da belirttikleri gibi, bu yapıyı taşlardan ibaret bir bina değil; bir halkın hafızası, nesilden nesile aktarılan manevi bir miras olarak kabul ediyor.

Şimdi tüm gözler, asırlık geçmişe sahip o iki tablonun orijinallerinin kimin elinde olduğuna ve eserlerin kiliseye geri dönüp dönmeyeceğine çevrilmiş durumda.

💬 Habere Tepkinizi Belirtin:
Habermetrik WhatsApp Kanalına Katılın

Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.

Kanalı Takip Et →
Kaynaklar: mardinhaber.com.tr
Haber metni ve görseller mardinhaber.com.tr sitesine aittir; tam içerik kaynak sitede yayınlanır.
Haber Künyesi
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Mardin/Derik
Yayın: 28 Ekim 2026 08:15 · Kaynak: mardinhaber.com.tr
Kaynağı Oku ↗