Beni hatırlayınız
- Bu satırlar, zamana meydan okuyan bir bilincin, geleceğe bıraktığı en büyük jeopolitik ve tarihsel mirastır
- Bugün Cumhuriyetimizin 103
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Cumhuriyet’in 10. yılı için hazırladığı Nutuk taslağının son satırlarında, kendi el yazısıyla düştüğü ancak sonradan metinden çıkarılan o sarsıcı vasiyet, basit bir veda cümlesi değildir: “Ebedi vatanın kurtuluşunu, Cumhuriyet’in ilanını gören bu saniyede, onuncu yıl dönümü gününde, kalbim huşu ile dolu olarak vatandaşlarıma tek bir dileğim olduğunu söylemek isterim: Beni hatırlayınız.” Bu satırlar, zamana meydan okuyan bir bilincin, geleceğe bıraktığı en büyük jeopolitik ve tarihsel mirastır. Bugün Cumhuriyetimizin 103. yıl dönümünü kutlarken, Gazi’yi hatırlamak, yalnızca büstlere çiçek bırakmak veya geçmişin haklı gururuyla avunmak anlamına gelmez.
Onu hatırlamak, kurduğu Cumhuriyet’in bağımsızlık fikrini ve anti-emperyalist özünü, 21. yüzyılın değişen küresel dengelerinde stratejik, askeri ve ekonomik hamlelerle yeniden üretmektir. Cumhuriyet, statik bir rejim değil, Türk milletinin mazlum milletlere örnek olan devrimci duruşunun ve tam bağımsızlık iradesinin ete kemiğe bürünmüş halidir.
CUMHURİYET UFKUAtatürk’ün Cumhuriyet’i ilan ederken dayandığı temel sütun, Atlantik merkezli emperyalist dayatmalara karşı tam bağımsızlık bayrağını açmaktı. Bugün küresel ölçekte yaşanan en büyük kırılma, mazlum ve gelişmekte olan milletlerin, Batı merkezli dayatmacı tek kutuplu dünya düzenine karşı başkaldırısıdır.
Geçen eylül ayında kabul edilen BRICS Yeni Delhi Deklarasyonu, işte bu başkaldırının ekonomik ve kurumsal ilanıdır. Yerel para birimleriyle ticaret, alternatif sınır ötesi ödeme sistemleri ve SWIFT hegemonyasına karşı geliştirilen finansal altyapılar, küresel finans savaşlarında dolar egemenliğinin çatladığını göstermektedir.
Mustafa Kemal’in “Beni Hatırlayınız” vasiyeti, bugün Ankara’nın BRICS ile geliştirdiği ilişkilerde, çok kutuplu yeni dünyada millî çıkarlarını korumak adına attığı stratejik adımlarda yankılanmaktadır. Cumhuriyet’in ilan edildiği dönemdeki Sovyet dostluğu ve mazlum milletlerle dayanışma vizyonu, bugün Avrasya’nın yükselen merkezleriyle kurulan ekonomik ve siyasi ortaklıklarda yeniden vücut bulmaktadır.
Türkiye’nin bu yeni denklemde yer alması bir eksen kayması değil, Cumhuriyet’in kurucu felsefesindeki “tam bağımsız Türkiye”nin karşılığıdır. Nutuk taslağının son satırlarında, kendi el yazısıyla düştüğü ancak sonradan metinden çıkarılan o sarsıcı vasiyet, basit bir veda cümlesi değildir: Ebedi vatanın kurtuluşunu, Cumhuriyet’in ilanını gören bu saniyede, onuncu yıl dönümü gününde, kalbim huşu ile dolu olarak vatandaşlarıma tek bir dileğim olduğunu söylemek isterim: Beni hatırlayınız.
ADRİYATİK’TEN ÇİN SEDDİNE STRATEJİK DERİNLİKCumhuriyet’in ana fikri, tarihsel bağlarından ve millî kimliğinden kopmadan küresel bir güç odağı inşa edebilmektir. Gazi Mustafa Kemal, henüz 1933 yılında Cumhuriyet’in 10. yıl dönümünde yaptığı tarihi uyarıda, küresel dengelerin değişeceğini ve Sovyetler Birliği’nin bir gün dağılabileceğini öngörerek, o coğrafyadaki soydaşlarımızla kültürel ve manevi köprülerin hazır tutulması gerektiğini belirtmişti.
Bugün Türk Devletleri Teşkilatı (TDT)’nın ulaştığı kurumsal seviye, Gazi’nin neredeyse bir asır önce işaret ettiği o büyük vizyonun somutlaşmış halidir. TDT, Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar uzanan bir coğrafyada jeopolitik, askeri ve ekonomik bir güvenlik kuşağı oluşturmaktadır.
Hazar geçişli Orta Koridor gibi projelerle küresel ticaretin merkez üssü haline gelen bu birliktelik, Türkiye’nin Avrasya’daki manevra alanını en üst düzeye çıkarmaktadır. Cumhuriyet’in 103. yılında TDT’nin bayrağını yükseltmek, Atatürk’ün vasiyetine sadık kalarak Türk dünyasının birliğini, emperyalist böl-yönet politikalarına karşı sarsılmaz bir barikat haline getirmektir.
MAVİ VATAN’DA HAKİMİYETCumhuriyet’i savunmak, Misak-ı Millî’yi denizlerimize taşımaktır. Mustafa Kemal’in “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emri, bugün “Mavi Vatan” doktrininde stratejik bir süreklilikle devam etmektedir.
Türkiye’nin Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Antlaşması, Atlantik blokunun ülkemizi Antalya Körfezi’ne hapsetme projesi olan Sevr benzeri Doğu Akdeniz haritalarını yırtıp atmıştır. Bu hamle, Akdeniz’deki egemenlik haklarımızın ve enerji koridorlarımızın sigortasıdır.
Ancak bu stratejinin tam başarıya ulaşması ve Akdeniz’deki emperyalist kuşatmanın tamamen dağıtılması için bölgesel işbirliklerinin genişletilmesi şarttır. Bu noktada, önümüzdeki süreçte atılması muhtemel bir Türkiye-Mısır Deniz Yetki Alanları Antlaşması, Doğu Akdeniz’deki tüm dengeleri Türkiye lehine kökten değiştirecektir.
Kahire ve Ankara’nın Akdeniz’de ortak paydada buluşması, dış güçlerin bölgedeki askeri ve ekonomik varlığına vurulacak en büyük darbedir. Cumhuriyet’in kurucu iradesi, denizlerde tavizsiz bir duruşu ve bölgesel devletlerle anti-emperyalist ittifaklar kurmayı emreder.
Mustafa Kemal’i hatırlamak, onun el yazısıyla kâğıda döktüğü o son arzuyu bir süs gibi taşımak değildir. Onu hatırlamak, BRICS’in inşa ettiği yeni dünyayı doğru okumak, TDT ile soydaş coğrafyayı birleştirmek, Libya ve Mısır hatlarında Mavi Vatan’ı savunmak ve tam bağımsız bir üretim ekonomisi kurmaktır.
GELECEĞİN TÜRKİYESİGazi Mustafa Kemal Atatürk, “Siyasi ve askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılamazlarsa sönüp giderler” diyerek Cumhuriyet’in yaşamasının tek şartını üretim ekonomisine bağlamıştı. Bugün millî savunma sanayisinde ulaştığımız yüksek yerlilik oranları, insansız hava araçlarımız, millî gemilerimiz ve siber güvenlik altyapılarımız, Cumhuriyet’in teknik bağımsızlığının en somut kanıtlarıdır.
Dijital egemenliğin, siber savaşların ve veri güvenliğinin ulusal bekayı doğrudan tehdit ettiği 21. yüzyılda, millî yazılımlara ve yerli üretime yönelmek hayati bir zorunluluktur. Sıcak para operasyonlarına ve küresel finans baronlarının dayatmalarına karşı kamucu, üretim odaklı ve planlı bir ekonomi modelini hayata geçirmek, Cumhuriyet’in halkçı ve devletçi karakterini yeniden canlandırmak demektir.
Mustafa Kemal’i hatırlamak, onun el yazısıyla kâğıda döktüğü o son arzuyu bir süs gibi taşımak değildir. Onu hatırlamak, BRICS’in inşa ettiği yeni dünyayı doğru okumak, TDT ile soydaş coğrafyayı birleştirmek, Libya ve Mısır hatlarında Mavi Vatan’ı savunmak ve tam bağımsız bir üretim ekonomisi kurmaktır.
Cumhuriyet’imizin 103. yılında, tarihsel mirasımızdan aldığımız bu devrimci güçle, emperyalizmin tüm kuşatma girişimlerini bir kez daha bozguna uğratacağımızı dünyaya ilan ediyoruz. Açtığın yolda, gösterdiğin ufukta, kurduğun Cumhuriyet’le emanetini geleceğe taşıyoruz.
Seni fikirlerinle, kararlılığınla ve tam bağımsızlık iradenle hatırlıyoruz ve ebediyen hatırlatacağız.
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kültür-Sanat · Bölge: Edirne
Yayın: 01 Kasım 2026 21:07 · Kaynak: aydinlik.com.tr