Kağıt üzerindeki haklar ve raylara düşen hayatlar Üçyol'da yankılanacak
- Toplu ulaşımda "bir anlık dikkatsizlik" denilerek geçiştirilmeye çalışılan olaylar, gerçekte yıllardır biriken teknik ihmallerin ve hak ihlallerinin açık bir sonucu
- 24 Ekim 2026 tarihinde İzmir Metrosu Üçyol İstasyonu’nda yaşanan olay, bu acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarptı
Toplu ulaşımda "bir anlık dikkatsizlik" denilerek geçiştirilmeye çalışılan olaylar, gerçekte yıllardır biriken teknik ihmallerin ve hak ihlallerinin açık bir sonucu.
24 Ekim 2026 tarihinde İzmir Metrosu Üçyol İstasyonu’nda yaşanan olay, bu acı gerçeği bir kez daha yüzümüze çarptı.
Görme engelli öğretmen Mehmet Bulut, metroya binmeye çalışırken iki vagon arasındaki boşluğu fark edemeyerek raylara düştü ve ağır yaralandı. Şans eseri hayatta kalan Bulut’un tedavisi sürerken, hastane odasından basına yansıyan seslenişi aslında her şeyi özetliyordu: "Peronlara bariyer konulmalı."
Mehmet Bulut’un raylara düşmesi ne ilk ne de ne yazık ki son facia. Ancak bu olayın hemen ardından sormamız gereken asıl soru şu:
Türkiye’nin uluslararası düzeyde taahhüt ettiği erişilebilirlik standartları neden duraklarımıza ve istasyonlarımıza uğramıyor?
17 yıllık sözleşme ve kağıt üzerinde kalan vaatlerTam da bu noktada, Engelli Hakları Sözleşmesi'nin Türkiye'deki 17 yıllık serüvenini sorgulayan arkadaşım engelli haklarının yılmaz savunucusu Ayşe Sarı’nın acı ama yalın tespitlerini hatırlamak gerekiyor.
Türkiye, Birleşmiş Milletler (BM) Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesi’ni 30 Mart 2007 tarihinde hiçbir şerh koymadan, ilk imzalayan ülkelerden biri olmuş ve Sözleşme 28 Ekim 2009’da yürürlüğe girmişti.
Ayşe Sarı, yasadikca.com sitesinde yayınlanan yazısında sözleşmenin yürürlüğe girdiği gün doğan bir engelli çocuğun bugün 17 yaşına geldiğine dikkat çekerek haklı olarak soruyordu: "Bu 17 yılda engellilerin hayatında gerçekten ne değişti? Sözleşme kağıt üzerinde mi kaldı?"
Sarı'nın da ifade ettiği gibi, idarecilerin toplantılarda "keşke gerekli önlemi almış olsaydık" ya da "bu olmamalıydı" diyerek geçiştirdiği ihmaller, sokakta ve metro istasyonlarında doğrudan insan hayatına mal oluyor. BM Sözleşmesi'yle bağdaşmayan uygulamalar ve alınmayan fiziksel tedbirler, engelli bireylerin bağımsız ve güvenli bir şekilde toplumsal hayata katılımını engellemeye devam ediyor.
"Sağlamcı" yaklaşıma karşı anayasal hak mücadelesiİzmir’de yaşanan kazanın ardından Eğitimde Görme Engelliler Derneği (EGED) öncülüğünde bir araya gelen sivil toplum kuruluşları, İzmir Güvenli ve Erişilebilir Ulaşım Girişimi çatısı altında seslerini birleştirdi. Platform temsilcilerinin altını çizdiği en önemli husus, engellilerin güvenliğini kişisel dikkate, refakatçilere veya çevredekilerin insafına bırakan "sağlamcı" anlayışın reddedilmesi gerektiği.
Güvenli ve erişilebilir bir ulaşım sistemi, lütuf değil anayasal bir haktır. Metro ve İZBAN hatlarında peron ayırıcı kapı sistemlerinin (otomatik peron bariyerlerinin) bulunmaması, görme engelliler başta olmak üzere tüm yolcular için hayati bir risk oluşturuyor.
Mehmet Bulut’un dile getirdiği peron bariyeri talebi, teknik olarak uygulanması son derece kolay ancak ertelendiğinde can alan bir önlem.
7 Kasım’da Üçyol’da Ses Veriyoruz! Yaşanan bu vurdumduymazlığa dur demek, başka canların yanmasını önlemek ve erişilebilir ulaşım hakkını savunmak amacıyla İzmir Güvenli ve Erişilebilir Ulaşım Girişimi kitlesel bir basın açıklaması düzenliyor.
Tüm duyarlı yurttaşları, hak savunucularını ve sivil toplum örgütlerini bu haklı mücadeleye destek vermeye çağırıyoruz:
Tarih: 7 Kasım 2026 Cumartesi
Saat: 11.00
Yer: Üçyol Metro İstasyonu, Betonyol Çıkışı
Ayşe Sarı’nın sorduğu "Görünmüyor muyuz oralardan?" sorusuna yanıt vermek, Mehmet Bulut’un ve tüm engelli bireylerin yaşam hakkını savunmak için 7 Kasım'da Üçyol'da buluşalım.
Çözüm ertelemede değil, engelsiz ve güvenli ulaşımda!
Günde en fazla 3 kritik gelişme. Bildirim kirliliği yok, anında bilgi.
Kategori: Kaza · Bölge: İzmir
Yayın: 05 Kasım 2026 05:00 · Kaynak: gazeteyenigun.com.tr